Halkın coşkun akan seli durdurulamaz – Emrah Arıkuşu

İstanbul halkı, 31 Mart seçimlerinde AKP’nin yenilmezlik zırhını çatlatmış ardından karşı hamle olan 6 Mayıs seçim darbesine karşı sokakları doldurmuştu.

23 Haziran’da ise halk zırhı parçalamayı başardı.

Sadece İstanbul değil tüm Türkiye 23 Haziran’da AKP’nin yenilgisine kilitlendi ve AKP’den alınan İstanbul, halkta coşku ve umut yarattı.

Şimdi, bir adım ileri mi gidilecek, yoksa burada durup bekleyip sonra da iki adım geri mi gelinecek?

Yerel siyaset genelleşti

31 Mart’tan önce beka ve kutuplaştırma siyaseti ile yerel seçimleri ülkenin ana gündemi olarak genel düzeye taşıyan Erdoğan, 23 Haziran’da İstanbul’u kazanmak için yapılabilecek tüm hamleleri denedi.

Bir “zafer” gerekiyordu, elindeki tüm silahlarını, askerlerini kaybetmiş olsa da “zafer” onun için moral alacağı, ileriye doğru hamle yapacağı bir zemin oluşturacaktı.

Ama olmadı. Halk bu defa affetmedi. Bu gidişe güçlü bir “dur” dedi.

Ancak, 25 yıllık siyasi pratiklerinden biliyoruz ki, kolay kolay pes etmeyecekler.

Ayrıca sermayenin neoliberal politikalarını bu topraklara özgü biçimde en iyi uygulayan güç alanının temsilcisinden vazgeçilmesi de öyle kolay olmayacaktır.

Yeni bir toplum arayışı

Halk “ortak düşmana” karşı kararlı ve inatçı duruştan geri düşmüyor.

Özellikle seçimlerde tabandaki ortak duruş her ne kadar CHP tarafından görülmek istenmese de kör gözlere bile parmak soktu.

Geziden bu yana halk güçleri yeniyi arıyor.

Kadınlar, gençler, işçiler, Aleviler, Kürtler, yoksullar tüm ezilenler yeni bir toplumu ararken iktidar karşısında yüksek bir enerji ve potansiyeli içerisinde barındırıyor.

Toplumsal dinamiklerin yükselen hareketliliği ve kitleselleşen değişim arzusu iktidar güçleri tarafından türlü hamlelerle boşa çıkarılmak istense de, halk güçleri düştüğü yerden tekrar kalkıyor ve hamle yapıyor.

Tüm otoriteryan politikalara karşı, İstanbul’u kazandıran esas güç işte tam da buydu.

Sistemin meşruiyetini sorgulayanların sayısı arttıkça, AKP’den hoşnutsuzluk genelleşip sermaye zora girdikçe halkın açığa çıkan enerjisinin toprağa akıtılarak etkisizleştirilmesi, eğer olmuyorsa ehlileştirilerek yıkıcılığının ortadan kaldırılması gerekiyordu. Devlet ve sermaye aklı tam da böyle çalışır, malum.

Seçim sürecinde de kimi noktalarda bu akıl kendini gösterdi.

Şimdi gelinen aşamada, uzun zamandır siyasal alanda yer kaplayan restorasyon olasılığı güçlenmiş, İmamoğlu isminin de öne çıkmasıyla restorasyon sürecinin aranan “alternatif lideri” bulunmuş oldu.

Ancak AKP-MHP öncülüğünde kurumsallaştırılan faşizm olasılığının da masadaki yerini koruduğu asla göz ardı edilmemeli.

Halkın seçeneğini yaratmak

Şimdi yenebiliriz umudu bizlere yol gösteriyor.

Halk güçleri için yeni olanaklar barındıran bir durum oluşuyor.

Bu durum halkın sistemden kopma eğilimine işaret ederken, toplumun bilincinde oluşan kırılma somut talepler ve adımlarla derinleştirilir, doğru zeminde öncülük edilip kurucu bir pratikle birleştirilebilirse, daha da ileriye taşınacaktır.

Geziyi yaşamış ve tecrübe edinmiş kitleler etkin bir güce dönüşebilir, Geziye benzeyen ancak  bu sefer “kuruculukla” birleşen bir irade şekillenebilir.

Seçimlerle siyasallaşan ortamda halkın güncel taleplerini açığa çıkaracak ve bu taleplerin karşılanmasının mücadelesini verecek, belediyeleri denetleyecek meclisler hayata geçirilebilir ve meclisler yeni döneme yön veren güçlü bir yaptırım gücüne dönüşebilir.

İşte o zaman, bu yeni durum gerçek bir somutluk kazanacaktır.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*