Halkın iradesi Demokrasi Meclisleri – Juliana Gözen

Hukuksal hiçbir dayanağı olmayan, iktidarın siyasi tercihlerinin YSK eliyle hayata geçirildiği İstanbul seçim darbesi ile yeni bir perdeyi aralandı.

Aralanan perde, iktidarın meşruiyetini toplumun tüm katmanlarında sorgulanan hatta reddedilen, onu iktidara getiren sermayenin desteğini çektiği bir durumun içerisine sokuyor. Üstelik şimdiye kadar gücünü tesis ettiği sandık, artık onu sorgulatıyor.

Kendi koyduğu ve ihtiyacına göre anında değiştirdiği tüm kurallara ve hilelere rağmen oyunu kuramıyor, hatta belirleyemiyor da.

“Eteri gider, beteri gelir”

31 Mart seçimi ve sonrası CHP’nin ve İmamoğlu’nun duruşunu belirleyen, AKP/Erdoğan’ı da afallatan sermaye güçlerinin İmamoğlu arkasındaki duruşudur.

Sermayenin güçlü yürütme arzusunu öteleyip kendi arzularını önceleyen Erdoğan, sermaye güçlerinin restorasyon hamlesinin zeminini oluşturuyor.

Bu noktada, “Her Şey Güzel Olacak” sloganıyla umut yaratan İmamoğlu’na ve CHP’nin konumlanışına tekrar bakmak ve oradan okumak önümüzü görmek açısından önemlidir.

Erdoğan’ın koymuş olduğu kuralları her seferinde kabul eden, o kurallarla Erdoğan’ı yenebileceğini düşünen ya da ona biçilmiş rolü iyi oynayan CHP’nin aklında herhangi bir değişim olduğuna dair en ufak bir ipucu yok. 19 Mayıs fotoğrafı herhalde bunun en iyi göstergesidir.

Alternatifi İnşa Etmek Zorundayız!

18 yıldır AKP iktidarının yapıp ettikleri ve artık “bedenleri de yakan” ekonomik krizin halkta yarattığı öfke, tabiri caizse kabına sığmıyor.

İktidarın meşruiyetini reddeden halk güçlerinin, sermaye güçleri tarafından devreye sokulan restorasyon hamlesine karşı güvencesi, sadece kendine güvenen ve yaslanan yapılar kurması olacaktır.

Mevcut durum ve denge değişikliklerine karşı sadece reaksiyon vermek yetmez, halkın talepleri doğrultusunda elle tutulacak, gözle görülecek alternatifi kurmak; bugünün ihtiyacı olandır.

Geleceğin toplumunu, geçmiş zamanın koşullarını yad ederek değil, gelecek zamanın koşullarının iyileşmesini hayal ederek hiç değil; ancak bugünün koşullarından inşa edebiliriz.

“Bir seçimle yüz yüzeyiz. Dayanaklarımızın sarsıldığını hissedince kaygı ve panik içerisinde geri mi çekileceğiz? Tanıdık sularda demir taramanın ürküntüsüyle kaskatı kesilip, tutukluğumuzu duygusuzluğumuzla mı örtüp saklayacağız? Böyle davranırsak geleceğin biçimlendirilmesine katılma şansımızdan feragat etmiş olacağız” diyen Rollo May adeta bugün içinde olduğumuz duruma dair ışık tutmuş.

İrademize sahip çıkalım

Halkçı olasılığın devreye girebilmesi için de gündelik yaşamın her anına müdahale ederek, halk güçlerinin özne olma kapasitesini arttıran örgütlenme tarzını hayata geçirmeliyiz.

Bunun için herkesin kendini ifade ederek ortaklaşabildiği, somut politikalarla içinden geçtiğimiz dönemi her tarafından kuşatacak, aynı zamanda kendi talepleri doğrultusunda hareket eden toplumun tüm katmanlarını dahil edebileceğimiz, ortak bir pusulaya ihtiyacımız var: Demokratik Cumhuriyet’e ihtiyacımız var.

Peki, nasıl mı hayata geçireceğiz?

Gündelik yaşamın akışını zorlaştıran sorunlardan başlayarak tüm sorun alanlarına eğilen “halkçı, demokratik bir yerel yönetim” anlayışı ile yerellerde Demokrasi Meclisleri’ni kurarak. Bu meclisleri bir karar mekanizması haline getirerek. Bu meclisleri iktidarın yapıp ettikleri karşısında, kendi kendini yöneten bir güç haline getirerek.

Evet yapabiliriz, çözüm bizim irademize sahip çıkmamızda, çözüm kendi ellerimizde.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*