Hamleci ruhun yaratıcı tedirginliği – Haydar Arıkuşu

Share on Facebook47Tweet about this on Twitter

Devrim, devrimciliği sever. Devrimcilik ise hamleciliği…

Hamle devrim için küçük, devrimcilik içinse büyük adımdır.

Devrim sever, kapsar, bütünleştirir, tenezzül eder. Devrimin, devrimciliğin küçük hamlelerini kapsayışı tıpkı Kafka’nın Milena’ ya duygularını şu imgelerle anlatışı gibidir: “Denizin kendi dibindeki küçük bir çakıl taşını sevmesi gibi, işte sevgim seni öyle kaplıyor.”( Kafka; Milena’ya Mektupları)

Tekrarın tekrarı

Devrimci kadro, kişiliğinde hamleciliğin diyalektiğini kurduğunda sürekli yeni hedefler gözetir. Durmak ölümdür. Tempoyu kaybeden hedefi çürütür. Çünkü; devrimci ruh, ‘ zamanını’ kaybetmiştir. Çünkü doğrular ve gerçekler ‘ An’ içinde anlamını bulur.

Hamle yapmayan kadro, önce hedefini yitirir, sonrasında ruhunu köreltir. Düzen karşıtlığı, iktidar olma isteği, keskinliğini yitirir. Öfkesi, bilinci sistem içinde yumuşar.

Hamleci ruhta, sadece yeni adımlar atmak, yeni hedeflere ulaşmak akla gelmez. O, aynı zamanda günlük rutini, günlük disiplini, sabırla, ‘tekrar, tekrar’ sürdürmektir.

Hamle; yine hamle, yeniden hamle yaparak yolumuzda ilerlemeliyiz. Nazım Hikmet bu diyalektik gerçekliği ne güzel ifade ediyor: “ Tekrardaki mucize gülüm/Tekrarın tekrarsızlığı…

Hamlesizlik düzenle uzlaşmaktır

Devrimci kadronun hamlesizliği ne anlama gelir?

Fetihçi yeteneği kaybedip sadece direnişçi zeminde kalmak mıdır? Hayır! Bu duruma sadece olumlu taraftan bakmak olur.

Öyleyse yetinmecilik midir? Belli görevleri yerine getirip “ küçük başarılarımızla”  küçük, mutlu yaşam sürmek midir?

Ya da hamlesizliğe ertelemecilik diyebilir miyiz? Görevleri erteleyip, tempoyu kaybederek, ne uzamak, ne kısalmak mıdır?

Hayır! Bunlar da değil. Hamlesizliği sadece ertelemecilik, yetinmecilik boyutuyla değerlendirirsek yüzeysel kalır. Oysa sorun daha derinlerdedir.

Hamlesizlik, düzenle uzlaşmaktır. Devrimi istememektir. Devrimci kadro, düzenle denge kuruyor demektir. Yaşamı ve eylemiyle kapitalist sistemin ‘ tatlı geriliminde’  uzlaşarak ömür tüketiyor demektir.

Çünkü; hamle risktir. Gerilimdir. Tatlı rahatımızdan, cici mutluluklarımızdan kopuşmaktır.

Tedirgin ruhun yaratıcı diyalektiği

Devrimci kadro, kapitalist sistem/devrimci görevler zıtlığında oluşan gerilimi, tedirginliği, hamleleriyle yaratıcılığa dönüştürebilendir. Ruhundaki tedirginliğin diyalektiğinde, sistemi, yıkıp-parçalama ufkunu kaybetmemektir.

Tedirgin ruh kaygılıdır, huzursuzdur. Tedirginlik,tek başına korkaklaştırır ve uysallaştırır. Devrimci hamlecilik diyalektiğinde ise yaratıcıdır.

‘Abara’ ve hamlecilik

Çukurova da değirmen abaraları vardır. Yaşar Kemal sözlüğünde çokça adı geçer.

Abara; suyun hızlı akışını ve dolayısıyla basıncını yükseltmesini sağlayan bir düzenektir. Kanaldan gelen su bir havuzda toplanır, bir ucu huni biçimde açılarak basınçlı su değirmen çarkına dökülür.

İşte hamlecilik, devrimci ruhun, devrimci savaşın ‘abara’ sıdır.

Gelen su aynı su. Ruhumuzda aynı ruh. Sadece bir “ Abara/Hamle” düzeneğiyle “akışımızı” hızlandırabilir, değiştirme gücümüzü arttırabiliriz.

Sonuç olarak;

Hamlecilik devrimciliğin eşiğidir. Geçmişle geleceğin geçiş yeridir. Hayal ile gerçeğin oluşum kavşağıdır. Yeter ki devrimi isteyelim. Devrimciliği, özgürlüğü hedefleyelim.

Şair Adnan Yücel diyor ya;

“Özlemi duyulunca özgürlüğün/ Öfkesi göklerde çakan/ Bir şimşek gibi dalmalı yaşama”

İşte bu nedenledir ki;

Ateşi körüklemek gerek yoldaşlar/ Aklı yüreklemek…

Devrimi istemek gerek /Devrimciliği yüklenmek…

Share on Facebook47Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir