HDP’nin kritik dönemeci: Demokrasi mi Restorasyon mu? – Emrah Arıkuşu

Türkiye’nin 31 Mart seçimleri ve İstanbul seçimlerinin 23 Haziran’da tekrarlanmasıyla yeni bir döneme girdiği açık. Seçimler AKP-MHP ittifakının faşist yönelimlerinin tescillenmesinin arayışı için kullanılmaya çalışıldı. Diğer olasılık olan restorasyon ise CHP’nin diriltilmesi hamlesi ile İmamoğlu şahsında yürütüldü/yürütülüyor. Hangi olasılığın öne çıkacağı önümüzdeki günlerde belli olacak.

Ancak siyasal düzlemde hiç tartışmasız HDP’nin ve Kürtlerin seçimlerde aldığı tutum belirleyici rol oynadı. Kürtler diğer bir olasılık ve tek halkçı alternatif olan demokratik cumhuriyetin önemli bileşenlerinden olmaya devam ediyor.

Kürtlerin tavrı net

2015 savaş konseptinin devreye girmesiyle şiddet, tutuklama ve baskıyla sindirilmeye çalışılan Kürt hareketi; Leyla Güven’le başlayan ve binlerce kişinin açlık grevine girmesiyle devam eden, 30 mahpusun da ölüm orucuna başlamasıyla yeni boyut kazanan açlık grevleri direnişi, beyaz tülbentli anaların eylemleri, Rojava’da alınan inisiyatif savaş konseptini sonuçsuz bırakabildi ve hareket daha da güçlendi.

Bunların karşısında artan operasyonlar, Halfeti’de yaşananlar, Silopi ve Cizre’de belediyelere kayyum denemeleri, 6 belediye eş başkanı ve 56 meclis üyesinin YSK marifetiyle mazbatalarından mahrum edilmeleri sürecin normalleşmek bir yana daha da çetin bir hal alacağını gösteriyor.

Dolayısıyla AKP-MHP ittifakının geriletilmesi mücadelesinin ve seçimlerde alınacak tavrın Öcalan’la görüşme sonucu değişmeyeceğini görmek gerekiyor.

19 Mayıs meselesi ve kafa karışıklıkları

Erdoğan’ın dilinden düşürmediği Türkiye ittifakı söylemi 19 Mayıs’ta verilen fotoğrafla bilinçlere kazındı. 19 Mayıs ittifakı ile Yenikapı ruhu diriltilip faşizmin inşası topluma kabul ettirilmeye çalışılıyor.

Pervin Buldan ise “çağrılsaydık giderdik” diye açıklamada bulundu. Türkiye toplumunun sahiplenme kaygısı taşınıyor olabilir. Lakin şimdiye kadarki ve bundan sonraki rejimin de ana kolonunun Kürt düşmanlığından oluştuğu gerçeği göz ardı edilemez. Zaten kurulan masa tıpkı Yenikapı’daki gibi bir Kürt düşmanlığı masası.

Diğer yandan İmamoğlu ile esen “restorasyoncu” rüzgârın yarattığı yumuşak iklimden fazladan beklenti oluşmamasını da söylemek gerekir. Böylesi hatalar 7 Haziran 2015 sonrasında çok kaybettirmişti. HDP’nin 23 Nisan, 19 Mayıs gibi etkinliklere katılabilmesi asgari bir burjuva demokratik bir rejimde olabilir. Yoksa bilelim ki tıpkı Osmanlı’nın isyancıları affetmek için saraya çağırtıp sonra da boğdurması bu devletin gerçekliğidir. Bunu da zaten en iyi bilen Kürt hareketidir.

O pozun hemen ardından Kemal Kılıçdaroğlu, Pervin Buldan, Sezai Temelli’nin de aralarında bulunduğu 25 milletvekili hakkında dokunulmazlıkların kaldırılması talebiyle hazırlanan 44 fezlekenin Meclis’e sunulması da devletin hangi yoldan yürüyeceğini açıkça ortaya koyuyor.

HDP’nin yolu

HDP ile Kürt hareketinin diğer bileşenlerinin uyumu seçimlerde başarıyı sağlayarak kendine güven ve moral getirdi. Ancak bundan sonraki adımlar güçlü bir olasılık olan restorasyonun içeriğine bakılmaksızın sadece pragmatik zeminde atılamaz. Gönülsüz görüşmeler ve yarım ağız teşekkürler HDP’nin bilincini bulandırmamalıdır. Şu aşamada tüm bileşenlerden gelen İmamoğlu çağrıları rahatlamaya sebep olmamalıdır. Demokrasi zemini ancak demokratik cumhuriyetin diğer bileşenlerinin ortak mücadelesi ile kurulacaktır.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*