İçerideki çözülme derinleşiyor, AKP paradigması iflas ediyor! – Perihan Koca

31 Mart-23 Haziran seçim sonuçları, Türkiye’nin yakın geleceği açısından oldukça önemli sonuçları içerisinde barındıran toplumsal-siyasal bir kırılma yarattı.

Ülke siyasetinin verili akışını ve yönünü değiştirebilecek yeni dengeler ve güç ilişkileri oluşturdu.

Klasik seçmen-sandık matematiği üzerinden okunamayacak bir seçim gerçekliği ve o gerçekliğin araladığı yeni bir dönem açılmış oldu.

Varoluşsal bir eşik

Haziran 2013’ün yarattığı toplumsal ve siyasal basıncın altında sarsılan iktidar, her kritik dönemeçte ülke gündemine yeni bir seçim takvimi dayatarak, rejimin garantisini sandıktan çıkarma yoluna gitti.

Ancak, rejimin içerisine girdiği açmaz, seçim kartıyla aşılamaz bir noktaya evrildi.

Eş zamanlı ve çok boyutlu kriz halinin seçim taktiğiyle onarılamayacağı bir sona gelindi.

Erdoğan’ın yıllardır yaslandığı “ben sandığa dayanıyorum” argümanı miadını doldurmuş oldu. Keza, 94 seçimlerini kazandığı andan itibaren bayraklaştırdığı “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” söylemi de muhalefet cephesinin eline geçti.

Önce “istikrar”, sonra “yenilmezlik” halesi düşen Erdoğan öncülüğündeki iktidar bloku ağır bir yenilgi alarak seçimi kaybetti.

Kaybedilen sadece bir belediye seçimi değildi. Bu kaybedişin hayati yaptırımları, varoluşsal sonuçları vardı. Öyle de oldu.

İktidar blokunun taşıyıcı kolonları sarsıldı. Ana kalelerini kaybettiler. Dayandıkları toplumsal tabanda, yani kendilerini iktidara taşıyan öz kitlelerinde önemli kopuş emareleri açığa çıktı. Daha da ötesinde ideolojik paradigmaları iflasın eşiğine dayandı. Ciddi bir zemin ve denge kaybı içerisine girdiler.

Hatırlarsak, henüz daha bir yıl evvelinde, 24 Haziran 2018 seçimlerinde, “Beni seçin faizle, dövizle, enflasyonla nasıl baş edileceğini görün” diyordu Erdoğan. Evet, o zaman bir şekilde allem ettiler kallem ettiler sandıktan iktidar devşirmeyi becerdiler, ama gelin görün ki vaat ettikleri faiz, döviz, enflasyon rakamları ellerinde patladı, süreci yönetemediler, rejimi kurumsallaştıramadılar.

İktidar ortağı Bahçeli’nin “yüzde 52‘nin altında oy alırsak meşruiyet kaybı olur” dediği üzere, sorgulanır bir rejim ve iktidar gerçekliğine çarpan ciddi bir meşruiyet krizi içerisine girdiler. Velhasıl, başta ekonomik kriz olmak üzere, birbirini tetikleyen ve iç içe geçen krizler yumağının göbeğine yerleşiverdiler.

31 Mart-23 Haziran seçimleriyle Erdoğan iktidarının koltuğu devrilmedi elbette. Hala iktidardalar ve devletin merkezindeler.

Amma velakin, iktidarları varoluşsal bir eşiğe geldi dayandı.

Böylesine kuvvetli bir güç kaybı içerisinde de, 2023 retoriği ile süreci götüremeyecekleri aşikar.

Dolayısıyla, “seçimsiz bir dört yıl ve kesintisiz icraat dönemi “beyanatlarını hayata geçirebilmek öyle kolay değil.

“Erken seçim” olasılığı, iktidarın tercihine kalmış bir ihtimal olmaktan çoktan çıkmış durumda.

AKP ANAP’laşacak mı?

İktidar içi muhasebe ve iç hesaplaşmaların derinleşeceği, rejimin bileşeni olan partilerin iktidar ortaklıklarının bozulabileceği, AKP teşkilatının içinden yeni partilerin doğabileceği yeni bir yol ayrımına gelindi.

AKP’de kazanlar kaynamaya, gemiyi ilk terk edecek fareler rengini belli etmeye başladı.

11 Temmuz’da İstanbul seçimleri gündemiyle MKYK toplantısı yapacaklar.

Vaktiyle seçim başarısızlığı ardına, başkanlık sistemine geçiş sürecinde, “metal yorgunluğu” adı altında parti içinde kitlesel tasfiye operasyonu uygulanmış, yerel ve merkezi yönetim kadrolarında değişikliğe gidilmişti.

Şimdilerde de, Erdoğan’ın MKYK toplantısı ardına kabine ve parti yönetiminde değişikliğe gideceği konuşuluyor.

Ancak, AKP için süreç kabine ve parti revizyonu ile kotarılacak bir süreç değil.

Partideki ana hatta tek ağırlık noktası haline gelen Erdoğan’ın yenilginin faturasını başkasına/başkalarına kesme lüksü de kalmadı.

Dolayısıyla salt kadro düzeyindeki bir tasfiye operasyonuyla yol yürüyemeyecekleri aşikar. Bunu kendileri de pekala biliyor. AKP kalemşörleri başta olmak üzere, parti içerisinde AKP’nin ANAP’laşma olasılığı üzerinden söylemler yükseliyor, kopuş ve çözülme emareleri giderek güçleniyor. Herkes kendi durduğu zeminden yeni dönemin hesabını kitabını yapmaya çalışıyor.

Parti içerisinde, AKP’nin kuruluş saiklerine geri dönmesi, fabrika ayarlarına geri dönen bir parti ve genel başkanlık düzlemi oluşması ve 16 Nisan referandumundan sonra yapılan olağanüstü AKP kongresinde alınan “Partili Cumhurbaşkanlığı Dönemi”ne geçiş kararının son bulması, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP Genel Başkanlığı’ndan ayrılması formülü konuşuluyor. Ve hatta henüz daha bir yılını yeni tamamlamış olan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin revize edilmesi de masadaki önermelerden biri. Yani, rejim sadece toplum nezdinde değil, rejimin ana kurucuları tarafından tartışılır vaziyette.

Yeni parti arayışları

O arada, dışarıya sızdırılan kulis bilgilerinden, Davutoğlu ve Babacan üzerinden kurulacağı iddia edilen iki ayrı yeni parti çalışmasının hızlandığı anlaşılıyor.

Gül-Erdoğan telefon görüşmesi ve Babacan-Erdoğan görüşme bilgisi üzerinden, bu hafta içinde Babacan’ın AKP Kurucular Kurulu üyeliğinden istifa etmesi ve en geç Eylül ayında partiyi kuracağı bizzat AKP’liler tarafından yazılıp çiziliyor.

AKP’nin yapıp ettiklerinin bizzat sorumlusu ve yürütücüsü olan Babacan ve Davutoğlu kendilerini hezimetten ve halka karşı işlenen suçlardan sıyırarak, merkez sağda konumlanacak bir parti arayışı ve inşa sürecini yokluyorlar.

Özellikle Babacan’ın partisinin genel kurmayların öncülüğünde, AKP kitlesi ile sınırlı kalmayacak, CHP, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden kimi isimlerin de katılacağı Özal’ın 80’ler başında tüm eğimlerden oluşan parti inşası sürecine benzer bir yeni parti hazırlığı içerisinde olduğu bilgisi veriliyor.

Yeni parti iddiaları nereye gider, bir değil de iki ayrı parti ekseni mi yaratılır, tabanda ne kadar karşılık bulur hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Ancak, kamuoyu yoklamalarından anlaşılan o ki, evet toplumda yeni bir parti arayışı mevcut ancak “Babacan ve Davutoğlu”na yönelik güçlü bir oran yahut beklenti henüz görünmüyor.

Cumhur İttifakının akıbeti

Öte yandan, çözülme ve kopuş olasılığı salt AKP teşkilatı için geçerli değil.

Devlet krizine bir çözüm olarak formüle edilen cumhur ittifakı her an son bulabilir.

31 Mart-23 Haziran yenilgisi, AKP-MHP-Ergenekon-Ağar ittifakının ortak yenilgisi. Elbette hiç bir güç yenilginin hezimete dönüşeceği o anda zayıf halka konumunda olmak istemiyor, o yüzden içeride herkes kendi hamlesini yapıp, inisiyatif gücünü artırmaya, yerini sağlama almaya çalışıyor.

MHP, bu ittifakta, süreci adım adım lehine çevirerek, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile birlikte, iktidar bloku içerisindeki gücünü ve siyasi temsilini giderek arttırdı. Cumhur İttifakı’nın kurulduğu günden bu yana ittifakın ana kazananı MHP oldu.

Partideki bölünme ve İYİ Parti ayrışması ardına, kendisini devletin imkanları ve ittifakın içerisinde artan inisiyatif gücüyle yeniden konsolide etmeyi beceren MHP, devletin tüm aygıtlarında, devlet içi ve altı önemli pozisyonlarda, özellikle de 24 Haziran ardına siyasal alandaki yükselişini devlet katmanlarındaki ana omurgaya yerleşme ve kadrolaşma düzeyindeki artışla sürdürdü.

Ki son kertede iktidarda MHP’nin fikirlerinin temsil edildiği, Bahçeli’nin denetleme ve karar mekanizmasına dönüştüğü bir güç odağı oluştu.

Devlet krizinden çıkışın formülasyonu olan kurulan ittifak, gelinen noktada devlet krizini çözememiş ve 31 Mart-23 Haziran seçimlerinde de ağır bir yenilgi almış oldu.

Dahası AKP’nin masadaki yeniden yapılanma sürecinde, yeni açılımlara yönelmesi kaçınılmaz olan AKP için  MHP ile ittifakın elini zayıflatacağı aşikar. Yeni dengeler içerisinde süreç nereye evrilecek henüz bilemiyoruz, ancak arkadaki pazarlıklar ve devlet içi çatışma sahasında yaşanacak gelişmelerde ihtiyaçlar ve çıkarlar ekseninde buluşan ve ortaklaşan ittifakın akıbetini “güç” belirleyecek.

Dolayısıyla hem içeriden hem dışarıdan etrafı kuşatılan ve fay hatları giderek derinleşen iktidar blokunun 2023’ü retoriğiyle yol yürüyemeyeceği açık. İktidar paradigması iflasın eşiğinde, her an her şeye gebe olağanüstü siyaset iklimi derinleşiyor, erken seçim kapıda.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*