İki ipteki “cambaz” dengesini kaybediyor – Hasan Feramuz

Çoklu kriz dinamiklerinin sıkıştırdığı AKP/Erdoğan iktidarına bir “kriz” de İdlib’te yaşanan “gerilimden” geldi. Bir “an”da Rusya’nın ateşi altında kalan AKP/Erdoğan, desteğe çağırdığı NATO’dan gelen “olumsuz” yanıtla “sıkıştı”. Ve bu sıkışıklığı aşmak için zaman geçirilmeden Moskova’nın ve Brüksel’in kapısı tırmalandı.

Moskova’nın “mutabakatı”

Çalınan ilk kapı olan Moskova’dan davetin geç gelmesi olacakları baştan belli etmişti. İlk olarak Putin İstanbul’a davet edilmiş, fakat davete icabet edilmemesi üzerine yüzsüz misafir gibi Moskova’ya gidilmişti. Misafirlerinin “diplomatik” gezisine tarihsel unsurlar da eklemek isteyen Rusya, Aleksandr Suvorov portresi ve II. Katerina heykeliyle neo-Osmanlıcılara geçmişin “geçmiş” olmadığını hatırlattı.

Kısacası Rusya hem görüşmelerde hem de sahada güçlü olduğunu, bu gücünü kullandığı takdirde AKP/Erdoğan iktidarının pek de şansı olmadığını ortaya koymuş oldu. Dolayısıyla AKP/Erdoğan’ın Batı’yla olan “stratejik” ittifak, S-400 alımı, nükleer santrallerin yapımı gibi “kozlarla” Rusya’ya karşı koyabilme veya yönlendirebilme “taktiğinin” artık Moskova tarafından “yutulmadığı” görülüyor.

Putin hâl ve hareketlerinin de gösterdiği üzere Rusya kendi politikalarını açıktan iktidara dayatıyor. Bununla birlikte Putin’in AKP/Erdoğan iktidarıyla olan “ortaklığından” sonuna kadar faydalanmak için sıkıştırmalarını bir dereceye kadar yapmakta. İdlib’i tamamen süpürebilecek durum varken Türkiye ile “mutabakat” yapması da bunu gösteriyor.

Moskova AKP/Erdoğan iktidarının sıkışmışlığını görmekte ve bundan dolayı da iktidarı “yıkmadan” veya yıkılasıya kadar maksimum faydayı elde edecek şekilde hareket edecektir.

Batı da “yutmuyor”

Kapitalizmin yapısal kriziyle bağlantılı olarak ABD emperyalizminin hegemonya krizi yaşaması, AKP/Erdoğan iktidarına Orta Doğu’da “istediği” şekilde hareket edebileceği, hatta isterse Osmanlı’yı diriltebileceği zannına itmişti. Nitekim bölgede alınan peş peşe yenilgiler bu zannı gerçekte geriletse de düşte yaşar kılınmasına engel olamadı, olamıyor.

Bu düşteki zanla birlikte ülke içindeki sıkışmışlığı açma açısında oldukça önemli bir fırsat sunan Suriye dosyası, AKP/Erdoğan iktidarının varlığını sürdürebilmesi için kapanmaması gereken bir dosya. Bu nedenle bir süredir “limoni” olduğu Batı’ya yükümlülüklerini hatırlatmakta hiçbir beis görmeyen AKP/Erdoğan, istediği yanıtı almak için mültecileri “hızlıca” sınıra yolladı. Fakat Batı da bu hamleleri “yutmadığını”, mülteciler için daha fazla para istemek üzere Brüksel’e kadar gelen Erdoğan’ı eli boş yollayarak gösterdi.

Bununla yetinmeyen “Batı”, NATO’yu yardıma çağıran Erdoğan’a S-400’leri iade etmesini gerektiğini “hatırlattı”. Böylece Batı’nın da AKP/Erdoğan iktidarının sıkışmışlığını gördüğünü ve Erdoğan’ın taktiklerini “yutmadan”, bu sıkışmışlıktan çıkarları doğrultusunda daha fazla yararlanmayı amaçladığı görülmekte.

Hem ülke içinde hem de ülke dışında sıkışan AKP/Erdoğan iktidarının, Batı ve Rusya tarafından “sıkıştırılması” nedeniyle manevra alanı daralıyor. Fakat bu “sıkıştırılmanın” sınırlılığının olması, AKP/Erdoğan iktidarına nefes alacak alan sağlamaya devam ediyor. Bu nefes almayı büyük oranda belirleyen ise artık AKP/Erdoğan’dan çok “dış” güçler ve bu da iki ipte birden oynayan “cambazın” dengesini kaybetmeye başladığına işaret ediyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*