İmma Al Mukawamat ‘Aw Almukavama (Ya Direniş Ya Direniş) – Mithatcan Türetken

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Farklı dilleri, kültürleri ve inançları barındıran Ortadoğu’da, halklar,  renkleri ve çeşitlilikleri ile değil, katliam haberleri ve tabi ki direnişleri ile gündeme geliyor. Hiç bilmediğimiz kasabalarla, işgal haberleri ile tanışmaya alıştık. Onlar, egemenlerin emperyalist politikaları için birer savaş aksesuarı.

Suriye’de 4,5 yıldan fazladır süregelen savaş, ivmesini mezhepçi nefretten alıyor ve bölgede en çok zarar gören halklardan biri Arap Alevileri. Dünyanın dört bir yanından, Alevileri katlederek cennete gideceğine inanan binlerce cihatçı katil bölgeye akın ediyor. Tüm dünyanın gözünü diktiği bu bölgede bazı kasabalar, hatta mahalleler, savaşın seyrini değiştirebilecek noktada önem kazanıyor. Geçiş (ya da kaçış) güzergâhlarından biri olan Antakya, tam anlamı ile savaşın ortasında yer alan şehirlerden bir tanesi.

Antakya’da Neler Oluyor?

Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bu kentte son zamanlarda önemli gelişmeler yaşanıyor. Rusya’nın hava operasyonları sonrası savaştan kaçarak sınırı geçen ve Antakya üzerinden kaçarken Harbiye Mahallesi’nde kaza yapıp yakalanan cihatçılar oldu. Kaza sonrası panik halde kaçışırken halk tarafından yakalandılar, ancak polis tarafından kaçırıldılar.

Bir başka olayda ise araçlarla taşınan katiller gece vakti Sinanlı köyünde gençler tarafından tespit edildi. Suud-TC-Katar destekli Fetih Ordusu üyelerinin aileleri topluca, boşaltılan öğrenci yurtlarına yerleştiriliyor. En son Tayfur Sökmen Kampüsü civarındaki Sabancı Kız Öğrenci Yurdu, tamamı kadın ve çocuklardan oluşan Suriyelilere verildi.

Komuta Üssü Antakya

Rus istihbaratının verdiği bilgi dâhilinde, sınırdan Antakya’ya geçen yüzlerce katilin nerede barındırıldığı bilinmiyor ancak sayılarının ‘ihtiyaç’ halinde bir kışkırtma, saldırı ya da iç çatışma yaratabilecek düzeye çoktan geldiği biliniyor. Şehirde emlak işi yapan çoğu şirket ellerindeki büro ve depoları yabancıların kiraladığını söylüyor.

Anlaşılan Antakya sadece lojistik bir yol olarak kalmıyor, Suriye’deki savaşın komuta üslerini de barındıran bir yere dönüştürülüyor. Merkeze bağlı Aksaray Mahallesinde cihatçı bir örgüt liderinin, diğer bir cihatçı örgüt tarafından aracına bomba konularak öldürülmesi ise sürecin her an kontrol dışına çıkacağını açıkça gösteriyor.

Asimilasyonun Yeni Boyutu

Suriye’de Arap Alevilerinin, tarihin gördüğü en vahşi katliamlara maruz kalmasına destek olanlar, gelenekselleşmiş asimilasyon politikalarını giderek derinleştiriyor. Asimilasyon ve tarihsel bilincin yok edilmesi noktasında yeni tarikatların devreye girdiği görülüyor. Adana, Mersin ve Antakya’da bazı mahallelerde örgütlenmiş, kendini bu halkın sözde inanç önderi olarak anlatan unsurlar, Arap Alevi komününün ileri-devrimci karakterini hasara uğratmakla ve çürütmekle görevlendirilmişler. Kendilerine rakip olarak gördükleri başka gruplarla, Arap Alevilerin içinde bulunduğu tehlikeli durumlarla alakası olmayan suni gündemler üzerinden, şiddet boyutuna varan çekişmelere girilerek kafalar karıştırılıyor ve bizi yaşatan ortak değerlerimiz kirletiliyor.

Resmi İdeolojiden Kopuş Derinleşiyor

Saldırı ve imha politikalarının bu denli yoğunlaştığı sürece paralel olarak Arap Alevilerin egemen Kemalist ideolojiden ve siyasal temsilcilerinden kopuşunun da, derinleşerek devam ettiğini görmemiz gerek. Elbette bu durumu abartarak gerçeğin dışında bir değerlendirme yapmak yanlış olacaktır; fakat CHP’nin özellikle Suriye’ye savaş tezkeresine onay vermesinin yarattığı bir sonuç olarak, önceden bir türlü kabullenilemeyen gerçekler ile yüzleşmenin deprem yaratan etkisini gördük. 1 Kasım seçimlerinin sonucu, kopuşun ivme kazandığının göstergeleridir.

Samandağ ve Defne ilçelerinde HDP’nin oy oranını arttırmasının arkasında, yeni yaşama olan yönelim ve geçmişte Armutlu’da kurulan barikatlar yatmaktadır. Seçim çalışması yürüttüğümüz bütün mahallelerde, gençlerin ve kadınların siyasi gelişmelere dair yaptıkları değerlendirmeler “ Bu Daha Başlangıç…” diyerek dünyaya gelen toplumumuzun, düşünmeye, yürümeye ve konuşmaya başladığını gösteriyor.

Korkutma Sindirme Teslim Alma Politikaları Tutmadı; Direnişçi Güçler Yakınlaşıyor

İktidara tek başına gelmiş olan AKP, Suriye’deki savaşı, yerel ve yabancı sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda körüklemeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Aslında bakarsanız AKP’nin yakın vadeli mantıklı bir politikası da yok. Bu doğrultuda yaratılan korku havası ve seçim zaferinin etkisi uzun süreli olmayacaktır.

Süreklileşen kaotik ortamın kontrol altında tutulması için yapılan hamlelerle halklar arasındaki makasın açılması hedeflenirken, süreç tersine işleyebiliyor. Direnişçi güçler de daha çok yakınlaşıyor, tanışıyor, birbirinden etkileniyor ve yeni bir yolun inşa sürecini hızlandırıyor.

İşte tam da burada devrimci öncünün görevlerinden biri kendini belirginleştiriyor. Sorunun çözümü için hiçbir gelişmenin olmadığı şimdiki siyasal ortamda, Arap Alevilerine dönük saldırılara karşı halkın devrimci enerjisini açığa çıkartacak örgütlenmelere ve hamlelere ihtiyaç var.

Yaşam hakkının cihatçılar ve devlet eliyle gasp edilmesine yönelik savunma ve yönetim mekanizmaları da, tarikatlarca parçalanmak istenen komünün tarihsel bilinci, kültürü ve refleksleri de ve nihayet, somut olarak öncülüğü üstlenecek iradenin kendisi de, halkın içerisindedir ve oradan açığa çıkacaktır.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir