İnşaat İşçisinin Gör Dediği – Emrah Arıkuşu

3. Havalimanı işçileri son dönemde işçi eylemlerinin en ses getirenine imza attı.

İşçi sınıfı dönem dönem böyle patlamalar halinde direniş ve mücadelelerle kendini ortaya koyarak tarih sahnesindeki yerini her zaman korumuştur.

60’larda bir yanda işçi sınıfının cılız olduğu iddiaları ile devrim modelleri, mücadele yöntemleri üzerinden tartışmalar yürütülürken, diğer yanda sınıf hareketi bu tartışmalara 15-16 Haziran direnişiyle cevap vererek döneme damgasını vurmuştur. Yakın zamanda bile yine patlamalar halinde cereyan eden Tekel işçilerinin Ankara kuşatmasından, metal fırtınaya pek çok direniş gördük.

Bugün, inşaat işçilerinin direnişi de çeşitli gerekçelerle sınıftan kaçanlara inat teoriyi hayatın terazisinde bir kez daha doğruluyor.
İnşaat işçilerinin eylemi AKP iktidarının 3. Havalimanı güzellemesini boşa düşürdü.

Ayrıca direniş, inşaat işçilerinin bugüne kadar hangi koşullarda çalıştığını ve neler yaşadığını gözler önüne sererken, işçilerin örgütsüz olduğu gerçeğini de ortaya çıkardı.

Betona gömülen işçilerin hayatları

İnşaat iş kolu özellikle AKP döneminde palazlanarak ülke ekonomisinin belirleyici gücü haline getirildi.

Dünyanın en zengin 250 müteahhiti arasında Türkiyeli 46 şirketin de bulunması, bunun göstergesi. TÜİK verilerine göre son 15 yıllık dönemde 4,9 trilyon liralık yatırım inşaat sektörüne yapılmış, yani bu para betona gömülmüş.
Hiçbir hakkı olmayan, en yoğun iş cinayetlerinin yaşandığı güvenliksiz şantiyelerde ölümle burun buruna çalışan, temel ihtiyaçları asgari şekilde dahi karşılanmayan, yasada meslek hastalığı tanımı yapılmayan, emeklilik hakkı olmayan, işsizlik maaşından yararlanamayan, kıdem ve ihbar tazminatı hakkını alamayan, taşeron cehenneminde düşük ücretlerde çalışmak zorunda olan, iş bulamayan, iş bulsa da parasını alamayan işçiler ise madalyonun öteki tarafını oluşturuyor.

Yasalar yeni koşullar eski

İnşaat işçilerinin bugün yaşadıkları bizlere Marks’ın Kapital’de anlattığı kapitalizmin ilk oluşum yıllarındaki işçilerin koşullarını hatırlatıyor.

İşçi sınıfı dünden bugüne mücadelesi sonucunda kimi haklar elde etmiş, yasalarla bunları güvence altına almış olsa da Türkiye’de işçilerin kazanılan bu haklardan mahrum bırakıldığı da bir başka gerçek.
İnşaat işçileri ise kuralsız çalışmak zorunda bırakılmaları nedeniyle, bu hakları elde edemiyor bile. İşte bu noktada inşaat işçileri öncelikle köle olmamak için yasal haklarını kazanmak, devamında ise bu hakların uygulanmasını sağlamak için mücadele etmek zorunda. Bu nedenle sınıfın bu dinamiğinin örgütlenmesi ve harekete geçirilmesi ayrı bir önem taşıyor.

İnşaat işçisi ne anlatıyor?

İşçi sınıfı uzun yıllardır süren mücadele geleneği ile bu toprakların en derinine kök salmıştır. Ancak toprak bugün öylesine kuraklaşmış bir halde ki, dökülen su anında kuruyor.

Toprağı eşelemek, havalandırmak dökülen suyun ağaca yaraması için emek vermek; en sonunda ağacı yeşertecektir. Örgütlenme ve süreklileşme sağlayarak hareketin yaygınlaşması, birleşmesi ve koordine edilmesiyle etki gücü arttırılabilir. Hareketin içinde daha da hareketlenmesi için güç verdiğimizde sınıf hedefine ulaşabilir. Yeter ki işçi sınıfı kalpazanları ve askerlik yapmak yerine dışarıdan emir veren generaller öte dursun!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir