İrade ve Manalı Yaşam – Haydar Arıkuşu

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Âşık Mahsuni Şerif, 12 Eylül faşizminin karanlık günlerini bir türküsünde şöyle dile getirir:

“Yar aşkına gizli gizli ağlarken

Hasretinle garip sinem dağlarken

Kırdın mümkünümü, çaremi, Kader…”

Bir insanın iradesini teslim almak, onu çaresizlik duygusuna itmektir. “ Mümkününü” kırmaktır. Çünkü mümkünü yoksa değiştirme gücü de bulamaz insan kendinde.

İrade yitimi “Abuli” olarak tariflenir. Abuli olan kişi, seçme, karar verme yetisini kaybeder. İsteksizdir ve kolu kanadı kırıktır. İşe güce yetmez olur, eli, ayağı. Yüreğini yaratıcı olasılıklara açamaz.

Kapitalizm ve devrimci irade

İrade yitimi,  devrimci bireyin, özgürlük isteminin, karar verme yeteneğinin çökertilmesidir. Kapitalist sistem devrimci kadronun iradesini iki yolla yok etmeye çalışır.

Birincisi; açık zor ve baskıdır. İşkenceyle, tutsaklıkla, ölümle yüzleştirir devrimciyi. Askeriyle, polisiyle, mahkemeleriyle devrimci kadrolara zor uygular.

İkincisiyse “keyifli, eğlenceli” yaşamdır. Birey böylesi bir yaşamda görev ve sorumluluklarını unutur. Gününü yaşar. Kapitalistler kendi sistemlerini öyle muntazam kurarlar ki “ mutluluk çılgınlığıyla” keyifin sıcacıklığında erim erim eririz. Avrupa ülkeleri, bu anlamda nice devrimci kadroyu düzen içine çekerek onların iradelerini, teslim almışlardır.

Aşk ve irade

Ünlü terapist ve kuramcı Rollo May; aşk ile iradeyi birlikte düşünür.  “ Aşk ve iradenin birbirine bağımlı olduğuna bir arada düşünülmeleri gerektiğine inanıyorum. Her ikisi de var olmanın birleştirici süreçleridir. Başkalarını etkileme, etkilenme, ötekinin bilincini biçimlendirme, yoğurma, yaratma çabasıdır.”

Diyerek iradenin ve aşkın değiştirici gücüne işaret eder. Çünkü ona göre: “  Aşk ve İrade, her ikisi de dünyayla ilişki kurma ya da dünyanın kendisiyle ilişki kurmasını talep etme sürecidir. Dünyayı kendi isteklerine uygun hale getirme, biçimlendirme gücüdür.

İradenin kaynağı

İrade, biçimlendirme yeteneğiyle, yaratma gücüyle tek başına yetersiz kalır. İnsan ruhunda ve bilincinde iradeden de önce gelen, iradeyle bütünleşmesi gereken “Arzu etmek” vardır.

“Bizi harekete geçiren irade değil “ Arzu”dur. Der,  Rollo May. İradenin yaratıcı gücünü bireyin arzusunda görür.  Çünkü irade salt bir güç iken arzu da “ anlam” unsuru vardır.

İrade hayır demekle, reddetmekle başlar. Ancak salt karşı çıkış ve direnme zeminindeki irade yetersiz kalır. Amaçlılık içinde arzunun “anlam” içeriğiyle bütünleşmediği ölçüde irade, yaratıcı, üretici olamaz.

Devrimci kadro, canlı, dinamik, neşeli, üretken devrimcilik, iradeyi, anlamlandırılmış bir amaçla, arzuyla bütünleştirdiğinde devrimciliğini sürdürebilecektir. Bu, yaşamın içinde devrimciliktir.

Kürt özgürlük hareketinde ki kişilik çözümlemelerin de çokça vurgulanan “ anlam netliği” bu temeldedir.

Sonuç;

Sözümü,  devrimciliği, aşk ve anlamla bütünleştirerek ifade eden Şair Adnan YÜCEL’e bırakıyorum:

“Aşksız ve paramparçaydı yaşam

Bir inancın yüceliğinde buldum seni

Bir kavganın güzelliğinde sevdim

Bitmedi daha sürüyor o kavga

Ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.”

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir