Irak’ta yeni dönem yeni gelişmelere gebe – Hasan Feramuz

Share on Facebook4Tweet about this on Twitter

Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık referandumu, 2018 parlamento seçimleri ve IŞİD’in Musul ve Telafer’den silinmesi, Irak’ta yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Bölgedeki ve ülkedeki siyasi güçler de bu yeni dönemde yerlerini alabilmek için sıraya dizildiler.

Irak’ın yaklaşık yüzde 65’ini oluşturan Şiilerin önde gelen liderleri siyasi hareketliliğin başını çekiyorlar.

Şii güçler Sünnileri kapsamaya çalışıyor

2003 işgali sırasında ABD’ye karşı gösterdiği direnişle ön plana çıkan Mukteda el-Sadr, siyasi nüfuzuna ek olarak Haşdi Şabi milisleriyle Irak’ta askeri nüfuzunu da arttıran İran’ın etkisini sınırlama isteğinde. Bu yüzden Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye çalışan Sadr, Arap-Irak kimliği üzerinden Sünnileri, Kürtleri ve komünistleri (Irak Komünist Partisi’nden Raid Fehmi’yi başbakanlığa aday göstereceği iddia ediliyor) kapsamaya çalışıyor.

Şii dünyasında Kum havzasının giderek büyüyen etkisine karşın Necef ve Kerbela’nın etkisini korumaya çalışan dini lider Sistani ise, İran’ın gücünü gözeterek Sadr ve Abadi’yi “destekliyor”.

Irak Başbakanı Haydar el-Abadi de, önceki başbakan şimdiki cumhurbaşkanı yardımcısı Maliki’nin tekrardan koltuğuna dönmesini engellemek için Sadr ile bir koalisyon kurma hazırlığında.

IŞİD’lileri Irak sınırındaki el-Bukemal’a gönderen Hizbullah’ı ve Haşdi Şabi’yi eleştiren Abadi’nin aksine bu iki silahlı grubu da destekleyen Maliki ise, İran’ın desteğiyle tekrardan başbakanlığı almayı amaçlıyor.

Bir diğer Şii lider Ammar el-Hekim ise dedesinin liderliğinde İran’da kurulan Irak İslam Devrim Konseyi’nin başkanlığından istifa ederek Ulusal Hikmet Akımı isimli bir parti kurdu. Sadr gibi farklı kesimleri bir araya getirmeye çalışan el-Hekim, İran’la ilişkileri bozmadan Sünnileri kapsama taraftarı.

Şii güçlerin İran konusundaki ayrışmaları giderek bölünmeye yol açsa da, Sünnilerin sistem içine çekilmesi konusunda ortaklaşıyorlar. Ninova gibi Sünni ağırlıklı bölgelerde Kürdistan’a katılmak için yapılan eylemler; Şii güçleri, İran’ın etkisini azaltıp Irak kimliğini öne çıkartmaya zorluyor.

İran sert, Suudiler “yumuşak” oynuyor

Sadr’ın Riyad’a gitmesi, Suudilerin “sertlikle” giremedikleri Irak’a “yumuşak” güçle girmek için için bir fırsat yaratmış oldu. Irak-Suudi Arabistan sınırlarının 27 yıl sonra açılmasıyla birlikte Suudiler, İran mallarının Irak pazarındaki etkisini kırarak, İran’ı ekonomik zarara uğratmayı ve Irak’ı ekonomik olarak Riyad’a bağlamayı planlıyor.

Ayrıca Suudiler, Şiilerin yoğunlukta olduğu Bağdat ve Basra’da hastane, Necef’te de konsolosluk açarak; hem İran’ın Şiiler üzerindeki etkisini kırmayı hem de kendi mezhepçiliğini örterek, Arap kimliği üzerinden nüfuzunu geliştirme amaçlıyor.

Tahran, Suudilerin bu atağına karşılık olarak bir yandan İran yanlısı güçlerin Sünni açılımına destek veriyor diğer yandan Telafer’den sonra Havice’ye yönelen Haşdi Şabi aracılığıyla askeri güçler üzerindeki etkisini arttırıyor.

Bölgedeki ve ülkedeki siyasi güçler IŞİD sonrası Irak’ta alan kapma savaşı sürdürürken; bu güçlerin yolsuzluk, yoksulluk ve çatışmalar gibi halkın hayatını bezdiren sorunları çözme kapasiteleri oldukça sınırlı. Buna karşılık sınırlı da olsa bu sorunlara karşı kısmi direnişler gerçekleştiren, köklü bir komünist-direnişçi geleneğe sahip olan Irak halkının göstereceği mücadele, yeni döneme şekil verecek en önemli etkenlerden biri olacaktır.

Share on Facebook4Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir