Irak’taki sınıfsal mücadeleye füze darbesi – Evrim Muştu

Irak’ta yeni yılı her şeye rağmen neşeyle kutlayan protestocular olayların bu şekilde karışacağını beklememiştir herhalde. Üç aydır süren mücadeleleri, kamuda bir anda anlamını yitirdi. ABD’nin 3 Ocak’ta aldığı bir karar üzerine; İran’ın Ortadoğu siyasetindeki en kilit adamı, Kudüs Gücü ve İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanı Kasım Süleymani, bir dronedan atılan füzeyle katledildi. Onun yanı sıra İran’ın Irak’taki -Irak’ın kendisi için de- en önemli siyasi ve askeri kişilerinden biri olan Haşdi Şabi lideri Ebu Mehdi el-Mühendis, aynı araçta olduğu için öldürüldü.

İsyan sınıfsal

Bu olaya kadar uluslararası arenada ve Irak kamuoyundahâkim olan konu, Irak’taki halk kitlelerinin ayaklanmasıydı. Halk, geçtiğimiz Ekim ayından beri durmadan, içinde bulunduğu sefalete, egemen siyasi yapıların ve devletin özündeki mezhepçiliğe ve yolsuzluğa karşı mücadele ediyor. Bu insanlar, bu süreçte 400 kişinin ölmesineve 20bin kişinin yaralanmasına rağmen, mücadelelerinden geri adım atmayıp mevcut egemen ittifakı derin bir hegemonya krizine sürüklediler.

Protesto edilen iktisadi ve siyasi düzen, ABD’nin 2003’te Irak saldırısından sonra önemli ölçüde değişmişti. Fakat sorunlar elbette daha eskilere dayanıyor; kilit noktası ise Irak iktisadının petrol rantlarına bağlı olması ve genel olarak kalkınamaması, üretim aletlerinin geliştirilememesi, yani rant ekonomisinden çıkamaması…

Rant ekonomisi

Sermayenin büyük kısmı doğrudan ve dolaylı olarak petrol üretiminden ve satışından kalan devasa rantlara bağlı. GSYİH’nin %60’ı petrol sanayisinden üretiliyor; tüm ihracatın 99.6%’sı petrolden ibaret; devlet bütçesinin 92%’si petrol rantlarından karşılanıyor. Fakat istihdama baktığımızda işgücünün yalnızca 1%’i petrol sanayisinde istihdam ediliyor. Üstelik bu zenginliği kontrol edenin bizzat Irak’ın en büyük işvereni olan devlet yapıları olmasına rağmen durum bu.

Böylece devlet, en kilit iktisadi aktör olarak, en temel iktisadi sorunlara çözüm üretemiyor: Gençler ve akademisyenler arasındaki işsizlik 20% oranında, bunun yanı sıra kadınlar arasında 40% oranında. İşi olanların da çalışma koşullarının güvencesiz, esnek, ucuz ve kısa süreli kısacası felaket olduğu malum. Ayrıca su, gıda, sağlık, eğitim, ulaşım gibi altyapı ve temel hizmetlerle ilgili de devlet görevini yerine getiremiyor. Devletle arasını iyi tutanların dışında herkes ızdırap çekiyor.

ABD’nin “başarısı”

İşte halk bu vaziyete, devletin ve iktisadın bu verimsizliğine ve yolsuzluğuna karşı ayaklandı. Despotik karakterini yeniden ortaya çıkarıp bu isyanı demir yumrukla parçalamaya çalışan devlet, bunca kayba uğrayanprotestocuların öfkesini daha da arttırarak içinde bulunduğu krizi gittikçe derinleştirdi.

ABD, Süleymani ve Mühendis’i, her iki devletin siyasetlerinde o kadar merkezi bir yerde duran kadrolarını bu şekilde katlederek, ana çatışma zeminini kaydırdı. Böylece Şiilik’te zaten önemli olan malum şehitlik kültünü ve ritüellerini, ayrıca Arap milliyetçiliğini tetikleyerek, Irak iktidar bloğunun İran’ın da yardımıyla aylardır yapmaya çalıştığıfakat bir türlü beceremediğini bir aksiyonla becermiş oldu. Verilen sınıf mücadelesinin yerine ise İran ile ABD ikilisinden oluşan emperyalistler arası çatışma geçiverdi.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*