Irkçılığa ve gericiliğe karşı özgürlükçü eylem – Utku Şahin

Ekonomik krize bağlı olarak gelişen geçim sorunu, işsizlik ve işten çıkarmalar ile geleceksizlik kaygısı büyüyor. Ekonomiye paralel bir şekilde ırkçı ve gerici eğilimlerin pompalanmasıyla birlikte kadın cinayetleri, doğa/kent talanı, nefret söylemleri/cinayetleri artıyor.

Yazılı ve görsel medyanın büyük çoğunluğunda, devlet mekanizmalarında, kamu kurumlarında ırkçı, cinsiyetçi ve gerici dil egemen olmuş durumda. Günlük hayatın tamamını kaplayan bu psikoloji, sistem tarafından dışlanan, ötekileştirilen, tehdit altındaki kimlik ve inanç gruplarında geleceğe yönelik kaygı oluşturuyor.

Rejim değişikliği sürecinin yarattığı sancılar devam ederken, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerin üniversitelere yansıması her geçen gün farklılaşıyor. 15 Temmuz sonrası KHK’lar ile üniversite emekçilerinin işlerinden atılması ve cezaevi sopası ile korkutulma dönemini yaşadık.

Liyakatsizleşme

YÖK düzeyinde ve üniversite yönetim mekanizmalarında yasal/yasal olmayan uygulamalar ile kadrolaşma tavan yaptı. Türkiye’de üniversite boyutunda liyakatsizleşme hiç bu kadar gözle görünür hale gelmemişti. Öyle ki yardımcı doçentlik kaldırılarak, yandaş akademisyenlerin profesör olma süreçleri hızlandırıldı. Üniversitelerin çeşitli yönetim mekanizmalarında bulunan isimlerin, cinsiyetçi ve ırkçı söylemlerinin artışına, toplumun büyük çoğunluğunu hedef alıyor oluşuna şaşırmamak gerekiyor.

Hali hazırda demokratik ve özgür alanlar olmayan kampüsler, başkaca uygulamalar ile zapt edilmeye çalışıldı. ODTÜ, Boğaziçi üniversitesi gibi demokratik, özgürlükçü reflekslerin güçlü olduğu yerlere iktidar, özel yönelim belirleyerek saldırı gerçekleştiriyor. Irkçı, gerici eğilimlerin geçmişten beri güçlü olamadığı kampüslere; üniversite yönetimi, özel güvenlik ve polis ortaklığıyla girmeye çalışılıyor.

Çember daralıyor

Özgürlükçü, demokratik alanın sıkıştırılmasına paralel, öğrencilerin en temel hakkı olan burs üzerine tartışma açılıyor. Öğrenciler kredi borçlarının silinmesini talep ederken “Burs almayın kredi alın, bedavacı olmayın” dayatması yapılıyor.

Gençliğin çevresinde giderek daralan, sıcaklığı her geçen gün daha fazla hissedilen ateşten bir çember var. Sıcaklığı en çok hissedenler, hem ekonomik anlamda geleceksizlik kaygısı yaşayanlar, hem de aynı anda ırkı, inancı veya cinsel yönelimi nedeniyle tehdit altında olanlar.

Özgürlük eylemi

Yaşamsal ve kültürel anlamda var olma mücadelesinin ihtiyacını en derinden hissedenler, örgütlenmek ve kendi öz gücünü oluşturmak için bir zemin arıyor. Bu arayışa cevap olmak aynı zamanda bugünün özgürlük eylemini gerçekleştirmek olacaktır.

Bugün itibariyle dünyanın tamamında hissedilen krizlerin gelip tıkandığı yer neoliberal politikalar. Türkiye’de otoriterleşme ile iç içe geçen bu neoliberal politikaların orta vadede sürdürülmesi mümkün değil.

Sol siyasetin somut talepleri ve programı itibariyle gençlik içerisinde örgütlenme zemini var. Ancak halkçı, özgürlükçü bir alternatif oluşamadığı sürece, artan sağ popülizmin yükselişini engellemek, etki alanını kırmak mümkün görünmüyor. Gençliğin içerisinde var olan dinamizm elbette bir gerçeklik.

Ancak dinamizm açığa çıkmadığı oranda, kendisini ifade edecek alan bulamadıkça, sağ siyasetin hegemonyası altında yaşamaya devam edecektir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir