Irkçılık ve milliyetçilik neye hizmet ediyor? – Hasan Durkal

Suriyeli göçmenlere yönelik dönem dönem yükseltilen nefret ve uzun yıllardır zaten toplumun en azından bir kesiminin içine nüfuz ettirilen Kürt düşmanlığı, ekonomik krizle birlikte egemenler açısından işlevsel bir araca dönüşüyor. Kriz ortamında bozulan sınıflar dengesi, krizin bedeli alt sınıflara ödetilerek yeniden sağlanmak isteniyor. Bu amaçla zaten sermayeye içkin olan ırk hiyerarşisi kullanılmak isteniyor.

Bir ilişki olarak sermaye, çarklarını döndürebilmek için her daim yapay hiyerarşiler üretmek, bunları yaygınlaştırmak ve olağanlaştırmak zorunda. Sermaye için herkes eşit derecede bir değere sahip değil. Çarkların dönebilmesi için “bazılarının” “diğerlerinden” birtakım yönlerle ayrılması gerekir. Böylece düzen için gerekli çelişki yaratılmış olur. Bu bağlamda ırkçılık ve milliyetçilik kapitalizmin doğal bir parçasını oluşturur.

Üstün ırkın imtiyazı

Yükseltilen ırkçılık ve faşizm aynı zamanda Türk kimliğinde buluşan işçilerin imtiyazlı görünmesine hizmet eder. Böylece çıkar birliğine sahip işçi sınıfı ve yoksullar bu hiyerarşi çerçevesinde bölünür.

Emek ve sermaye arasındaki konumları aynı olmasına rağmen, yani aynı sermaye ilişkisi tarafından sömürülmelerine rağmen, Türkiye’de Türk olmak Kürt olmaya oranla, Almanya’da Alman olmak Türk olmaya ya da ABD’de beyaz işçi olmak siyah ya da göçmen olmaya oranla daha değerli addedilir.

Ne de olsa Türkiyeli işçinin durumu Suriyeli işçinin ya da Kürt işçinin durumundan iyidir(!). Türk olmanın “imtiyazları” ise devlet/polis şiddetine daha az maruz kalma, linç ya da işyeri/ev yağmalanmasına daha az maruz kalma gibi yine şiddetin dozajı üzerinden tanımlanır. Bu ulus hiyerarşisinde üstte olan tarafa mensup işçinin daha iyi hissetmesine neden oluyor.

Irk ve medeniyet

Suriyeli mültecilere ve Kürt göçmen işçilere uygulanan ırkçılığın sermaye açısından diğer bir işlevi ise, bizzat sermaye tarafından toplumsal alanda yaratılan tahribatın sorumluluğunun bu kesimlere yüklenmesinin dayanılmaz hafifliği.

Toplumsal çürüme mi dediniz? “Suriyeliler geldi ve toplumu bozdu.” Hayat pahalılığı mı? Kürtler kaçak elektrik kullanıyor da ondan kabarık geliyor elektrik faturası.

Kriz koşullarında yoksullaşan, işsiz kalan ve pahalılıkla mücadele etmek zorunda kalan kitlelere kurban gerekiyor. Bu kurban “Türk işçinin yaptığı işi daha ucuza yapan” ve böylece Türk işçinin işini bozan Suriyeli ya da Kürt işçi oluyor.

Savaş ve siyasal kriz

Yalnızca ekonomik kriz değil, siyasal, meşruiyet krizleri de ırkçılık ve milliyetçiliğin yükseltilmesini zorunlu kılıyor egemenler açısından.

Savaş toplumsal meşruiyet gerektiren bir olgu. Hem büyük mali kaynak gerektiren, hem toplumsal huzuru bozan hem de can kayıplarına yol açan, sermaye/devlet açısından zorunlu olan savaşlara, toplumsal meşruiyet üretmek gerekir. Bu durumda yoksulların ve zenginlerin aynı “gemide” ortak ulusal çıkarlarda(!) buluşmaları gerekir.

Sermaye lehine kurulan bu ırk hiyerarşinin bozulacağı zemin ise sınıf politikası olacaktır.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*