İşçi sınıfına saldırı dalgası – Emrah Arıkuşu

Kriz ortamında enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 25.52’ye kadar yükseldi. Zaten düşük olan ücretlerin geçinmek için yetmediği bir ortamda yılın başında yapılan ücret zamları da erimiş bulunuyor.

Elektriğe, doğalgaza, suya, ulaşıma ve temel tüketim mallarına yapılan zamlar ücretleri kuşa çeviriyor. Bunlara vergilerin arttırılması eklenince evdeki hesap da çarşıdaki hesap da ortadan kalkıyor.

Yetmeyen ücretlerden dolayı borçlanmayla geçinen işçiler, faizlerin yükselmesiyle iyice açmaza alınıyor. Kâr oranlarının düşmesi işten atmaların artmasına sebep oluyor. Az işçiyle emek yoğun çalışmanın önü açılıyor. Başka boyutuyla mola ve yemek saatlerinin kısalması, sosyal hakların tasfiyesi gibi önlemlerle kâr artırılmaya çalışılıyor.

İşçi sınıfının karakteri

Türkiye’de işçiler ise, Osmanlı’nın son dönemlerinden başlayan, Cumhuriyetin kurulmasıyla da devam eden ancak özellikle 60’larla yükselen bir mücadele geleneğine sahip. İşçi hareketi, 80 darbesinde kesintiye uğrasa da sonrasında yine tarih sahnesindeki yerini almayı başarmıştır.

Özellikle 40 senedir neo-liberalizmin saldırıları altında paramparça edilmeye çalışılan sınıf bilincini gözlemliyoruz. Taşeronlaşma, kuralsızlaşma, esnekleşme işçi sınıfının belini büküyor. İşsizlik, pahalılık, borçlanma iyice yerle bir ediyor işçileri.

Despotik devlet geleneğinin yarattığı biat kültürü, din ve milliyetçilik üzerinden yürüyen toplumsal ilişikler işçi sınıfında bilinç çarpılmalarına sebep oluyor. Son dönemin eylemleri bir çıkış için umut verse de birleşik bir hareket zemini olmayınca da etkisi zayıf olabiliyor. Haklarını koparıp alma yerine savunma ve isteme odaklı, olumsuz bir durumda kolay vazgeçme eğiliminde işçi sınıfı.

Sol ise durumu kabullendiği, işçi sınıfına yeteri kadar güvenmediği ve “dışarıdan bilinç” adı altında dışarıdan ahkâm kesme anlayışıyla yaklaştığı oranda işçi sınıfı mücadelesinde ve siyasal mücadelede yenilgi ruh haline maalesef taviz veriyor. İşçi sınıfı yalnız kalıyor.

Talepler ve mücadele

Türkiye ekonomisi krizle sarsılırken işçi sınıfı hareketinin güncel mücadele açısından taleplerine bakmakta fayda var. Talepler bir yandan sınıfın bugünkü acil ihtiyaçlarını oluştururken diğer yandan tarihsel kazanımları koruma ve ileriye sıçratma açısından bir dizi olanaklar sunuyor.

Ücretlerin yükseltilmesi, çalışma saatlerinin kısaltılması, emek yoğun çalışmanın azaltılması, işten atmaların yasaklanması, işsizlik fonunu patronlar yerine işsizlere açılması, kredi kartları borçları faizlerinin silinerek anaparanın yeniden yapılandırılması, vergi adaletinin sağlanarak az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınması ve asgari ücretliler vergi dışı bırakılması gibi talepler güncel mücadelenin önünü açabilir.

Sermaye sınıfı, kıdem tazminatının kaldırılması, esnekleşme, kuralsızlaşma, taşeronlaştırma gibi yöntemlerle işçi sınıfına karşı saldırıda yekvücut davranabilmektedir. İşçi sınıfımız ise iş kolları, meslek grupları, çalışma saatleri ve ücret farkları, işsizler ve işi olanlar, etnik kökeni vb. üzerinden paramparça edilmiş durumda. İşçi sınıfının talepler etrafında toplanıp birleşerek mücadele etmekten başka seçeneği yok.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir