İşçi sınıfının karşısında Koç – metalde MESS – Pelin Kahiloğulları

Ekonomik kriz derinleşerek devam ederken fatura işçi sınıfına, emekçilere kesiliyor. Patronlar ise “rekabetteki üstünlüğü kaybetmeme, büyümeyi sürdürme” masalıyla kârlarını artırmayı sürdürüyor.

Yatırımlarını aralıksız sürdürdüğünü belirten “KOÇ CEO’su, Koç Holding’in 2019’un ilk 9 ayındaki karını net 3,3 Milyar TL olarak açıkladı. TÜPRAŞ’ın 9 aylık üretim miktarının ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artışla 21,2 milyon tona ulaştığını söyledi. Bu veriler “ekonomik kriz” gerekçesiyle başta TÜPRAŞ sözleşmesi olmak üzere sırasıyla; imzalanan diğer TİS’lerde, işçi sınıfının mahkûm edildiği açlık ve yoksulluğu gözler önüne seriyor.

TÜPRAŞ sözleşmesi münferit değil

Koç Holding ve Petrol-iş arasında yürütülen görüşmelerin “uyuşmazlık’la” sonuçlanmasının ardından TÜPRAŞ sözleşmesi, Yüksek Hakem Kurulu’na gitti. İşverenlerin taleplerinin de ilerisinde, işçilerin kaybıyla sonuçlandı.3 yıllık sözleşme ve hafta tatilinin 3 ayda bir belirlenmesi şeklinde ayarlanan vardiya sistemi, 3 haftada bir hafta tatilinin belirlenmesi şeklinde vardiya sistemi de değiştirildi.

TÜPRAŞ sözleşmesinin tarafı Koç Holding bugün aynı sözleşme koşullarını Metal işçilerine de dayatıyor.

Koç Holding İnsan Kaynakları Direktörü, MESS ve TİSK başkanı Özgür Burak Akkol, sermaye adına oldukça “başarılı” bir performans sergiliyor.

2020 Bütçe görüşmelerinde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışılan Yeni Ekonomi Programına dair sunduğu öneriler de esnekliğin arttırılması ve işçilerin daha da sömürülmesi. İşsizliğe “çözüm” önerisi ise, deneme sürelerinin uzatılması ve iş kanunundaki çalışma sınırlarının kaldırılması. Sermaye işçi sınıfına dönük saldırılarda çok yönlü ve bütünlüklü bir hat izliyor.

Metalde işçi sendikalarının durumu

130 bin metal işçisini ilgilendiren 2019-2021 toplu sözleşme görüşmeleri Eylül ayında başladı. Şu ana kadar MESS ile yetkili işçi sendikaları, Türk Metal, Birleşik Metal ve Özçelik-iş arasındaki görüşmelerin üçüncüsü gerçekleşti.

Birleşik Metal zam talebini yüzde 34 olarak açıklarken, Türk Metal yüzde 26 olarak açıkladı.

Şubat ayına doğru tamamlanacak görüşmelerde önceki TİS’lerden farklı olarak MESS,  “ücret zammı ve sözleşme süresi” gündemlerini öne çekti ve görüşmelerin gerilimini buradan yükseltti.

Birleşik Metal “3 yıllık sözleşme bizim için tartışma dışıdır” derken, Türk Metal bu gündemi daha sonra tartışmak üzere erteledi. 

Türk Metal’in önerdiği düşük zam ve 3 yıllık sözleşme tartışmasındaki tutumu, sözleşmeyi masada imzalayacağına işaret ediyor. Öte taraftan Birleşik Metal’in de bu sürece dönük “mücadele programı” belirsiz.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Türk Metal ve Birleşik Metal sendikaları arasında “Diyalog ve İşbirliğine Dair Ortak Anlaşma ” protokolü imzalanmıştı. Protokol, sendikaların birbirlerinin örgütlü olduğu işyerlerine karışmamasını öngörüyor. 2015’teki fiili metal grevini tetikleyen süreç Türk Metal’in işçileri satması sonucu başlayan istifalar ve Birleşik Metal’e geçiş süreciydi. 

Peki, bu durumda Birleşik Metal bu sözleşme döneminde kendi örgütlü olduğu fabrikalar dışında nasıl bir yol izleyecek? Türk Metal’i nereden sıkıştıracak? Grev yasağına karşı nasıl bir yol izleyecek?  Sözleşme MESS’te mi, Yüksek Hakem Kurulu’nda mı imzalanacak? Metal işçileri 2015 fiili grev sürecinin benzerini tekrar nasıl örgütleyebilecek?  Bunlar, bir başka yazıda tartışmamız gereken önemli sorular olarak karşımızda duruyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*