İşçi ve Memurlar AKP’nin Boy Hedefi – İrfan Kaygısız

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

AKP, yeni dönemde hükümet olmasının ardından işçi sınıfına ve emekçilere yönelik önceki dönemlerde yapmak isteyip, çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediği bir dizi değişikliği yeniden gündeme getiriyor.  Hükümet’in 2016 yılında gerçekleştireceği “eylem planı” çerçevesinde ilk 3 ay içinde yapılacak düzenlemeler şu başlıklar altında planlanmış:

  • “Çalışma hayatına güvenceli esneklik sağlayacak düzenlemeler yapılacak.
  • Avrupa Birliği norm ve standartlarında özel istihdam bürolarının faaliyetlerinin geçici iş ilişkisini de içerecek şekilde genişletilmesi amacıyla mevzuat düzenlemeleri tamamlanacak.
  • Kıdem tazminatı sisteminde yaşanan sorunların çözümü amacıyla ilgili sosyal taraflarla istişare içinde gerekli mevzuat düzenlemesi yapılacak.
  • Alt işverenlik çerçevesinde asıl işlerde çalışanların, kamuda istihdam edilmesine yönelik düzenleme yapılacak. “

İlk 1 yıl içinde ise, “Kamu Personel Rejimi Reformu”nun yapılacağı belirtiliyor.

Tüm bu değişiklikler işçi sınıfına yönelik açık saldırı anlamına geliyor. Planlanan değişiklere Ulusal İstihdam Stratejisi kaynaklık ediyor.Stratejinin ilk açıklandığı günlerde Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Tuğrul Kutadgobilik, “Taleplerimizin yaklaşık yüzde 60-70’inin bu metinde yer almasından memnun olduk “ diyerek teşekkür etmişti. Bu durum bile yapılacak değişikliklerin kimin yararına ve kime karşı olduğunun açık göstergesidir.

Yapılmak istenilenlere ana başlıklarıyla bakmakta yarar var. Esneklik, cilalanmış yüzüyle, AB’den alınan “güvenceli esneklik” kavramı adıyla sunuluyor. Buna göre, işçiler esnek çalışacakmış ama bazı güvenceleri de olacakmış. Oysa “güvence” ile “esnekliğin” bir arada olması sözkonusu olamaz. Esnekliğin kendisi güvencesizlik demektir. Sermaye ve hükümet ne kadar süslemeye, cilalamaya çalışırsa çalışsın, “güvenceli esneklik” kavramını biraz kazıdığınızda altından sadece güvencesizliğin çıktığı görülecektir.

Kiralık işçilik

Esnek istihdamın gündemde olan bir başka biçimi de kiralık işçilik. Özel İstihdam Büroları aracılığıyla işçi kiralanması sonucu; işçi için işyeri kavramı olmayacak, örgütlenme hakkı ortadan kalkacak, grev hakkı olmayacak, işyerinde aynı işi yapan farklı statüde iki işçi grubu olacak, çalışanlarla işsizler arasındaki rekabet artacak, işçi simsarlığı yerleşecek. Bu tür bir ilişki çerçevesine çalışan işçilerin uygulamada ihbar ve kıdem tazminatları ile izin hakları da olamayacak. Özel İstihdam Bürosu aracılığı ile çalışacak işçi, bir işyerinden diğerine koşturup duracak, ama bu işçinin ne güvencesi, ne ihbar ve kıdem tazminatı, ne de örgütlenme hakkı olacak.

Kıdem Tazminatı

Yeni dönem saldırı planının önemli maddelerinden birini de kıdem tazminatı oluşturuyor.Kıdem tazminatı fonu kurulmasına ilişkin yasa taslağı çeşitli defalar gündeme getirilmiş, ancak işçilerin ve sendikaların yoğun tepkisi nedeniyle rafa kaldırılmıştı. Görünen o ki, hükümet yeniden gündem yapmakta kararlı. Halen her yıl için 30 günlük ücret karşılığı ödenen kıdem tazminatı için işverenler bu tazminatın taşınamayacak bir yük olduğundan yakınmaya başladılar ve özellikle kriz dönemlerinde bu tazminatı ödememek için değişik yollar denediler. Kıdem tazminatı tartışmalarında sermaye cephesi bakımından tam bir mutabakat olduğu söylenemez. Sermaye sınıfının bir kesimi, daha çok küçük işletmeler fonu savunurken, büyük sermaye 30 günlük sürenin 15 güne indirilmesini istiyor.

657 Devlet Memurları Kanunu

Bunların yanı sıra 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik öngören ve memurları da güvencesiz biçimde çalıştırmayı hedefleyen düzenleme de yeniden gündemde. İşçi ve memur ayrımının ortadan kaldırılacağı, az sayıda kişinin “memur” statüsünde bırakılıp, diğerlerinin “işçi” yapılacağı, Erdoğan’ın deyimiyle tümünün “çalışan” yapılacağı bir değişiklik düşünülüyor. Bu değişikliğin kamuoyu meşruiyeti ise, “Fetullahcıların kamudan temizlenmesi” üzerinden sağlanmaya çalışıyor.

Bu düzenlemenin hangi biçimde yapılacağı ise tartışmalı. Önceki yıllarda da benzer tasarı ve taslaklar hazırlanmış, ancak kamu emekçilerinin mücadelelerinin yanı sıra anayasanın da istenilen düzenlemeye olanak sağlamayacağı belirtilmiş ve bu köklü değişiklik için Anayasada değişikliğine ihtiyaç olduğu hükümet yetkilileri tarafından belirtilmişti.

Diğer bir değişiklik ise, taşeronlaşma için gündemde. Kamuda çalışan taşeron işçiler yıllardır, yaptıkları işlerin “yardımcı iş değil, asıl iş” olduğunu belirtiyorlar. Bu konuda onlarca yargı kararı işçiler lehine sonuçlanmış durumda.

Şimdi hükümet, hangi işlerin yardımcı iş, hangi işlerin kamunun asıl işi olduğunu belirleyecek. Temmuz 2014 verilerine göre kamuda 755 bin taşeron işçi var. Ancak yapılan açıklamalara bakıldığında bu kişilerden 150 bine yakının kadroya alınacağı ve diğerlerinin ise yine taşeron olarak çalışmaya devam edeceği görülüyor. Asıl iş yardımcı iş ayrımı ve bunun belirlenme süreci yeni dönemin mücadele başlıklarından birini oluşturuyor.

Kısacası işçi ve memurları ilgilendiren çalışma yaşamı ile ilgili önemli değişikliklerle, ciddi bir saldırı dalgasıyla karşı karşıyayız. Bütün bu düzenlemelerin içinde bulunulan savaş koşullarında gerçekleştirilmesi daha kolay olacaktır.

 

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir