Kadim bilgelik: Alevilik – Seyyid ŞAHİN

Share on Facebook10Tweet about this on Twitter

 

 

Alevîlik, yeniliğe açıktır. Bilgelik ve insan sevgisiyle doludur. “Bağnazlık” yerine özgür düşünceyi, Teoloji (Tanrıbilim)’in yerine Teosofi (Tanrı bilgeliği)’yi benimser.

Teosofi

(Yunanca: θεός, tanrı + σοφία, usluluk, bilgi, bilgelik), “tanrı” ve “bilgi” sözcükleri birleştirilerek türetilmiştir.[1] Günümüzde teozofi denildiğinde, öncelikle, kaynağını esas olarak Hint mistisizminin insan ile evren ve Tanrı arasındaki ilişkileri açıklayan felsefesi denebilecek Hint teozofisinden almış olmakla birlikte, Batı teozofisi akla gelir. Batı teozofisi bir yandan okült gelenek, diğer yandan Doğu gelenekleri üzerine kurulmuş, ezoterik bilgilerden yararlanan felsefi bir sistemdir.

Dogmanın yerine aklı koyar, Alevilik inancı. Paylaşımcı, üretken bir birlikteliktir. Anadolu-Mezopotamya Aleviliğinde eşitlik, özgürlük, adalet, emeğe saygı vardır.

Bâtınîlik

Batınilik Aleviliğin felsefesidir. İnancındaki bilgeliğini ve gönül gözünü oluşturduğu yoludur.

İran’da değişik adlarla Bâtınîlik, Anadolu’da “Kızıbaşlık”, “Alevîlik” adıyla birçok ayaklanmaya kaynaklık etmiştir.

Bâtınîlik, her düşünceyi yorumlayarak, İslâm kurallarını tümüyle “keenlem yekûn” yok saymıştır.

sözlük anlamında “iç görüş”tür, iç yüz, görünmeyen demektir. Karşıt anlamı “zahirî”dir; dış görünüştür. O halde her şey yorumlanmaya muhtaçtır.

Bâtınîlik, önce bir yorumlama yöntemi iken, bir felsefe, bir yaşama biçimine dönüştü.

İşte Anadolu Alevîliği böyle doğdu.

Bâtınî yaşamda takiyye zorunlu olmuştur. Sünnî İslâm’ın takibine, ölümüne saldırısına karşı kendilerini gizlemek zorunda kalmışlardır.

Bâtınîlik’te (Anadolu-Mezopotamya Alevîliğinde) “ser verip sır vermemek” esastı. Ama bu da kâr etmedi. Yine de materyalist, “akılcı düşünce” öğretisini canı pahasına sürdüre geldi: “Özgürlük, eşitlik, ortaklaşacılık, adalet, kardeşlik, kadın-erkek eşitliği, insan sevgisi” gibi kavramlar yaşamaya devam etti.

Bu uğurda öldürülenler ve adı bilinenler: Mazdak, Ebu Müslim, Babek, Karmat, Hallac-ı Mansur, Hasan Sabbah, Baba İlyas, Baba İshak, Fazlullah Hurûfî, Şeyh Bedreddin, Seyyid Nesimî, Pir Sultan Abdal… Hasan Sabbah ile Hacı Bektaş Veli ömür boyu yaşadılar.

Bâtınî görüşü; Sokrat, Platon, Aristo, Descartes ve en sonra da Engels tarafından, 1800’lerde “Doğanın Diyalektiği” başlığı ile açıklamıştır.

Şöyle:

“Her gelişmenin kaynağı, karşıtların çatışması ve kaynaşmasıdır.”

“Karşıtlar belirmeden, çatışmadan, biri diğerini yok etmeden

“Doğada durmaksızın her nesne doğup gelişmekte, bir başkası ise varlığını yitirmektedir.”

“Eski ile yeni, ölenle doğan arasındaki savaş, ilerlemenin ve gelişmenin yasasıdır.”

Bâtınîlik, kimi düşünce akımlarının dı-şında, Batı’da değil, Doğu’da; İran’da, Mezopotamya’da, Horasan’da oluşan ve sonra Irak’a, Mısır’a, Suriye’ye ve Anadolu’ya yayılan ve bugün hâlen Anadolu’da yaşayan Alevî (Bâtınî) düşünceye dönüşen geleneğin, felsefenin ve kültürün, kısacası yaşama biçiminin adı olmuştur.

Share on Facebook10Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir