Kadınlar için “hayır” hayatidir! – Hatice GÖZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Türkiye’ de kadın hareketi, uzun bir süredir sokağın nabzını tutan, muhalefete sözcülük yapan konumda. Erdoğan rejiminin iktidarı boyunca pek çok tecrübe kazanan kadınlar; bu iktidarın erkekliğinin de kendi gücünün de farkında. Feminist bir politikayla, erkek iktidarın tüm alanlarını yıkma hedefiyle hareket eden kadınlar; artık Türkiye’ de güncel siyasetle paralel bir dil kuruyor.

‘Şimdi bu yüzden sokağa çıkmanın kadın kurtuluş mücadelesiyle ne ilgisi var’ zamanlarından geçmiş; oldukça politikleşmiş, mücadelenin siyasi iktidarla arasındaki ilişkiyi gören ve kararlı bir kadın profili oluşuyor.

Özellikle 15 Temmuz sonrası her üç ayda bir devam kararı alınan OHAL koşulları, gece yarıları gelen KHK’lar ve sertleşen politik atmosferdeki baskılar ve durmadan patlayan bombalarla iyice boşalan sokaklar, hiç olmadığı kadar kadınların.

Geçen 8 Mart’ta, İstiklal Caddesi’nde patlayan bombalara inat sokakları dolduran kadınlar; bir yıl sonra, çok daha sert ve sisli bir politik atmosferde elli bin kişi yürüyerek tüm muhalefete umut oldu. Elbette bu durumu, kadın hareketinin gelişimine ve artan baskıya karşı yükselen örgütlenmeye bağlayarak değerlendirmek gerekir.

Kadınlar güçleniyor; sesleri yükseliyor, söylemleri artıyor. Bu, iyi. Ancak bir de iktidar tarafından durup bakmak gerek. Erdoğan’ın koltuğundan bakınca oldukça rahatsız edici bir hava estirdiğimiz aşikâr. Birilerini fena halde korkutuyoruz anlaşılan. Birkaç kadının sözünden binlerin çığlığına dönüşen bir hareket, hangi iktidarın huzurunu kaçırmaz ki?

Neye “Hayır” dediğimizin farkındayız

15 Temmuz sonrası sıkışan Erdoğan bu sıkışıklıktan kurtulmak için attığı her adımda daha kompleks ve gergin bir ortama sürükleniyor. Kendi elleriyle bataklığı derinleştiren Erdoğan kendisine soluk verecek tek yolun ona başkanlığın kapılarını açacak olan anayasa değişikliği referandumu olduğunun farkındaydı. Bu farkındalık aylardır durmadan yükselterek işlettiği korku politikası ile birleşince ortaya: OHAL altında, usulsüzlüklerle dolu ve başından sonuna gayrimeşru bir referandum çıktı.

Direk sonuca odaklanmak yerine süreci hatırlamak gerek. Bazen gündemin ve bizim dışımızda gelişen/ geliştirilen yapay gündemlere kapılıp sürecin örgütlenme aşamasındaki enerjiyi yitirebiliyoruz.

Neden “Evet” dediğini ‘çünkü hayır değil’ şeklinde ifade eden “Evet”çilere karşı kadınların “Hayır’ı” oldukça ciddi, anlamlı, politik ve hayati.

On iki yıldır AKP iktidarının kadın bedeni ve emeği üzerinde uygulamaya çalıştığı pek çok yasa tasarısı, kanun ve reflekse karşı; durmaksızın mücadele eden kadınlar neden “Hayır” dediklerini çok iyi biliyorlar. Çünkü kadınların “Hayır’ı” çok gerilerden geliyor. Oldukça yüklü ve gerekli…

Kadınların “Hayır’ı”; Kürtaj Yasası’ndan geliyor. Bedenimiz üzerinde her türlü sözü söyleyip her kararı verebileceğini sanan iktidara karşı sokaklara dökülüp “benim bedenim benim kararım” diyen kadınlardan geliyor.

Kadınların “Hayır’ı”; Gezi Parkı’ndan geliyor. Meydanları zapt eden, barikatlar kuran “küfürle değil inatla diren” diyen kadınlardan; Kırmızılı Kadından, Sapanlı Teyzeden geliyor.

Kadınların “Hayır’ı”; tecavüz yasasından geliyor. Özgecan’dan, Dilay’dan, Cansu’dan geliyor. Yılda üç yüz kadının attığı son çığlıktan ve sokakta yürüyemeyen kadınların korkusundan geliyor.

Kadınların “Hayır’ı”; Çilem’ den geliyor. Erkek egemenliğine, yok sayılmaya, dövülmeye ve son olarak ölüme “Hayır” diyenlerden, öz savunmasını cesurca gerçekleştiren kadınlardan geliyor. Nevin Yıldırım’dan geliyor.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir