Kadınlar Sokağı ve Meclisi Bir Arada Örgütleyecek – Meral Çınar

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

 

Mecliste kadın temsiliyetinin öneminin farkındaydık ve bu seçimlerde kadınların tercihinin bir fark yaratacağına olan inancımızla, “Oylar HDP’ye” demiştik. Şimdi, seçimlerden sonraki kadın temsiliyetine bakarak, kadın hareketi için araçsallaşabilecek olan parlemantoya dair birkaç kelam edelim.

Hala 453 erkek ve sadece 97 kadınla temsil ediliyor ve yönetiliyoruz. Eskiye oranla iç açıcı bir tablo olsa bile, kat edilecek yolun ciddiyetini ortaya döken rakamlar bunlar… İçinde bu kadar erkeğin bulunduğu bir mecliste, kadınları ve kadın haklarını koruyan yasaların ilerlemesini beklemek haliyle doğru olmaz.

Kadın kurtuluşunun, kadınların özgürleşmesinden ve bunun da sokaklarda güçlenen ve yayılan bir kadın hareketinden geçtiğinin farkındayız. Elbette, salt parlementer sistem içinden gelecek düzenlemelerle kurtuluşa yürüyecek bir kadın hareketi tarifleyemeyiz. Yani, meclisteki mücadele ve kazanç imkanlarını küçümseyen “sekterizmin” batağına saplanmadığımız gibi, gözünü meclisten ayırmayıp her hamleyi oradan bekleyen “liberalizmden” de kopuşmakta da fayda var.

Şunu öngörebiliriz; eğer doğru hamlelerle ilerlenirse ve gerçekten istenirse, parlamento düzeyinde kadınların temsil edilmesi, Kadın Kurtuluş Hareketi için özgün bir mücadele alanı ve aracı haline gelebilir. Meclis gibi; geleneksel bir oturmuşlukla ve sanki “normal” olan bu durummuş gibi, tümüyle “ataerkil” olan bir renksiz yapının içinde kadınların “çiçek” gibi rengarenk açması, erkeğin söz, yetki ve karar gücünün sarsılmasına ve orada/erkek egemenliğinin “yasal” merkezinde, kimi çatlakların oluşmasına yol açabilir.

Lakin, meclise girmiş olmak ve üstelik meclise bugüne kadar ki en fazla kadın temsiliyeti ile girmiş olmak, işin daha kısa vadeli ve kolay olan kısmıydı.

Zorluk asıl şimdi başlıyor; daha önce yürünmeyen bir yola çıkıyoruz, emekle ve yüksek konsantrasyonla izlenecek uygun yolu ve hamleleri/adımları keşfetmeliyiz. Ortada, daha önceleri üstünde hareket edip alıştığımız, iyi bildiğimiz bir yol yok ve keşif süreci kolay değil, deneye-yanıla ilerleyebileceğimiz, uzun vadeli, zor ve gergin süreç olacak.

97 kadının hepsinin birlikte yapabilecekleri sınırlıdır ve ortak yürüyebilecekleri yol da çok uzun olmayacaktır. Sürece öncülük etmesi ve süreklilik kazandırması gerekenler, HDP’li milletvekilleridir.

Evet, İşin Zor Kısmı Daha Yeni Başlıyor

Özellikle kadın mücadelesi içerisinde bulunmuş milletvekilleri için; sokak mücadelesini meclise taşımak ve ataerkil yasalara karşı meclisi de bir mücadele aracı haline getirmek, sanırım “olmazsa olmaz” bir vazgeçilmezlik taşıyor. Süreç, mecliste ancak onların öncülüğünde gerçekleşebilir. Ve, eminim ki, bu yönelim zaten oldukça “gönüllü olarak” ve ne pahasına olursa olsun başarılacaktır. Onlar, zorluklara alışkındırlar.

Bu aralar çokca konuşulan “Kadın Meclis Grubu”ise, şayet kurulabilirse, meclis içerisindeki kadın milletvekillerinin özel bir irade olarak tanınması anlamına gelecektir.

Evet, artık yeter! Kadın sorunlarının tartışılması, hakkında konuşulan ‘kadınlardan bağımsız ‘ bir sorumsuzlukla yürütülmesine, bir takım erkeklerin çıkıp gevşek bir dille ve kimi kez sırıtarak bazen da üstten bakarak konuştuğu ve kararlar aldığı bir sefillikten kurtarılması gerekiyor.

Bu hamle, sadece HDP’li vekillerle değil, mümkünse tüm kadın vekillerin dahil olduğu bir biçimde gerçekleştirilmeli. Eğer bu şekilde olursa etki gücü artacaktır.

Bütün kadınların ortaklaşmasının da sınırlarının olacağı bellidir, ama bu ortaklaşma farklı siyasi görüşler taşıyan kadınların ayrıca farklı kadın platformları kurmasına engel değildir. Birbirini destekleyen farklı kadın platformları ve mümkün olduğu zamanlarda hepsinin ortaklaştığı bir durum, mücadeleye hizmet edecektir.

Meclis grubunu kurarken, kadın olma konusunda odaklanarak kadın mücadelesinin birleştirici gücünün vereceği destekten yararlanılabilinir.

“Kadın Meclis Grubu”, geçenlerde söylendiği gibi sadece HDP’li kadın vekillerin grup toplantısı yaptığı ve diğer kadın vekillerin davet edildiği bir aşamada kalmamalı. Belki ilk aşamada bu şekilde gelişse bile, meclisteki bütün kadın vekillerin kadın hakları üzerine düzenli görüşmeler aldıkları ve oralardan çıkan ortak kararları meclise sundukları ve kadın örgütlenmeleri ile ortak çalıştıkları bir sürecin örülmesi gerekiyor.

Elbette tüm kadınlar kendi partilerini temsilen orada olacaklardır. Böyle bir grup kurulması durumunda her partinin kadın politikalarının oraya dayatılması nedeniyle sorunlar çıkacaktır. Kadınlık sorunlarını ve ortak paydada bir araya gelmeyi gözetmeden, genel parti politikalarının tartışıldığı kısır bir döngüye girebilir.

Ama bunların kısmen aşıldığı, en asgari politik zeminlerde ortaklaşıp en acil sorunlara karşı örgütlendiği düşünülürse -ki orada HDP’li kadınların öncülüğü görülecektir-, yaratacağı muazzam bir etki alanı olacaktır.

Meclisteki bu çalışma için, özellikle feminist vekillerin ve vekil adaylarının sorumluluk hissetmeleri gerekiyor.

Mecliste Bir “Kadın Grubu” Kurmak Yeterli mi?

Sorunun cevabını başta verdik aslında. Aslında bir ileri hamle olabilecek olan meclisteki “Kadın Grubu”, şayet kadın mücadelesinin merkezini meclise taşıma zaafına düşerse, sistemin çıkmaz labirentlerinin içinde kaybolup gidecek, kadın mücadelesinin bütününü de moral kaybına uğratacaktır.

Sürekli hareket halinde olan ve her türlü mücadele biçiminde yer alan Kürt kadınları ve Gezi ile yükselip Özgecan’ın katledilmesi ile bir kadın isyanına doğru sıçrama sancıları yaşayan sokak hareketleri merkeze alınmalı, ona hizmet esas olmalıdır.

İşte, “Kadın Grubu”; sokaktaki kadın mücadelesini merkezine alıp, sokakta açığa çıkan mücadele araçlarını meşrulaştırdığı, sokağın taleplerini meclise taşıdığı ve bu talepler doğrultusunda çalışmalar yaptığı sürece bir anlam kazanacaktır.

Kadınların politikada iradeleşmesi ve bu iradeyi meclise dayatabilecek konuma gelmesi için, “Kadın Grubu”, ön açmalı-yol vermelidir. Bu iradeleşme süreciyle birlikte, en acil kadın sorunlarına dair; hızlı, dayatmacı ve sonuç alıcı “yasal” çözümler üzerinde çalışmaya başlanmalıdır. Meclis’deki kadın vekillerin mücadelesinin genel Kadın Kurtuluş Hareketine en büyük katkılarından biri de bu “yasal” kazanımlar olacaktır.

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri acil konulardan biridir. Her güne bir “kadın cinayeti” haberiyle uyanıyor, ölüm korkusuyla yaşamaya çalışıyoruz. Giydiklerimizden ya da söylediklerimizden dolayı katillerimize tahrik indirimleri uygulanıyor, hayatımız bir hapishaneye çevriliyor. Ama sabrımız taşıyor, isyanımız büyüyor, sokaklara sığmıyor.

Bir cins kıyımına dönüşen kadın cinayetleri ile ilgili olarak; caydırıcı cezaların artması; erkeklere iyi hal indirimlerinin ve tahrik indirimlerinin tümünün kaldırılması; kadın sığınma evlerinin çoğaltılması, desteklenmesi ve güvenliğinin arttırılması gibi önlemler en acil olanları…

Çalışma hayatında kadın erkek eşitsizliğinin önüne geçilmesi gerekiyor. Kadının “eve ek gelir götüren işçi”, erkeğin ise “evi geçindiren işçi” olarak algılandığı bir durumun yarattığı eşitsizlikten bahsediyorum.

İlk ekonomik krizde kadın işçilerin işten çıkarıldığı, kadın işçinin erkekten, çocuktan ve aileden bağımsız görülmediği ve bunların açığa çıkardığı eşitsizlik için iş hukukunda ciddi değişiklikler yapılması ve sermayeye ciddi yaptırımların gündeme gelmesi gerekiyor. Eşit işe eşit ücret; iş yerinde mobbing ve tacize karşı şiddetli yaptırımlar; çocuklu kadınlar için kreş hakkı gibi somut taleplerin “yasal” bir sorumluluğa yükseltilmesi önemlidir.

Pozitif ayrımcılık; kadın ve erkeğin kamusal alanda eşit haklarla eşit temsil düzeyine gelebilmesi için, yüz yıllardır devam eden eşitsizliğin yarattığı “algı kirliliğini” yıkmak adına kadına tanınan ayrımcılığı ifade eder. Bu kazanımın etki alanını büyüterek, bütün çalışma alanlarına ve yönetsel mekanizmalara pozitif ayrımcılık ilkesinin “yasal” hale getirilmesi, kadınların güçlenmesi ve iradeleşmesinde büyük rol oynar. HDP’de; “eş sözcülük-eş başkanlık” sistemi olması, yürütmelerde ve yönetimlerde “kadın kotalarının” bulunması pozitif ayrımcılık ilkesinin uygulamalarına birer örnektir.

Bunun yanı sıra; kadın hakları için mücadele eden örgütlerin önünün açılıp desteklenmesi, yaptıkları çalışmaların meclise yansıması, kadınların örgütlenmesi ve erkek egemenliğine karşı güçlenmesi için somut adımların atılması gerekiyor. Çünkü kadınlar örgütlenmediği ve özgürleşmediği müddetçe, yasaları değiştirmiş olmak bizi ilerletmeyecek ve erkekler tahtlarından asla vazgeçmeyecek, çıkan yasaları önemsemeyeceklerdir.

Belki de üstüne basarak tekrar etmek gerek; tüm bu kazanımların hayata geçmesi, kadınların sokakları sarması ve örgütlenmelerini büyütmesiyle olacaktır. Meclis, kadın mücadelesinde sadece bir araç olmalıdır. Israrla sokağı işaret etmek ve özellikle kadın cinayetlerine karşı biriken bu öfkeyi, isyanı sokaklarda örgütlemek asıl olandır.

Kadın Hareketi içerisinde de kanser gibi yayılan liberalizmin büyük oranda kendini mecliste göstereceğinden şüphemiz yok. Bu zaaf, kadınlar için acil ve hayati olan sorunlara dair yapılacak hamleler ve kadın hareketlerinin asıl öncüleri olan kadın örgütleriyle kurulacak sağlam ilişkilerle önlenebilir.

9.7.2015

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir