Kampüsler mücadele alanıdır – Utku ŞAHİN

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

OHAL ve KHK’lar ile birlikte muhalif kesimlere yönelen saldırılar yükselirken, toplumsal muhalefetin önemli bir bileşeni olan, demokratik üniversite arayışı da ateş çemberinin ortasına konulmak isteniyor.

Demokratik, özgür ve halkçı üniversite anlayışını, barış mücadelesini yükselten bilim emekçileri iktidar tarafından tehlikeli görüldü. Bu doğrultuda YÖK, 12 Eylül darbesinin bir meyvesi olarak kendi görevini yerine getiriyor. Akademisyenler fişleme usulü soruşturmalara maruz kalıyor, ihraç ediliyor ve hatta tutuklanıyorlar.

Ancak, üniversitenin tüm özneleri, yükselen faşizme karşı alternatif mücadele yöntemleri oluşturmaya devam ediyor. İhraç edilen akademisyenler ve hocalarına sahip çıkan üniversite öğrencilerinin desteği ile, birçok ilde dayanışma akademileri kuruldu.

Kayyum rektörler

İktidar ile aynı anlayışa sahip olmayan rektör ve dekanlar türlü yollarla görevlerinden alınıyor, bunun yerine iktidara yakın “düşük profilli” kişiler görev koltuklarına oturuyor.

Üniversite gençliği, kendi yaşam alanına yönelen tüm bu saldırılardan rahatsız. Ancak yükselen şiddetli savaş koşulları ile birlikte ülkede artan kaotik ortam bu rahatsızlığın ifade edilmesini zorlaştırıyor. Alternatif ve yaratıcı mücadele yöntemleri ile üniversitelerde direnç noktaları oluşturarak puslu havayı dağıtıp, görüntüyü netleştirebiliriz.

Bu noktada “her şey bitti” sözünü yükseltenlere karşı, direnç noktalarının hareketli olduğunu, mücadele ve örgütlenme birikimlerinin hepimiz için umut olduğunu gösterebiliriz. Kadınlara karşı yönelen “cinsel istismar yasası” saldırısının, sokaklara çıkan binlerce kadının ısrarcı duruşu sonucunda nasıl geri çektirildiğini hepimiz gördük.

Mevcut haliyle iktidarın çeşitli güç aygıtları arasında sıkıştırılmak istenen üniversite gençliği, dayatılan ablukayı ancak okul içerisinde oluşturduğu etki alanı ile dağıtabilir. Amfilerde, kantinlerde, koridorlarda, üniversitenin tüm alanlarında bulunmak bugünün kaçınılmaz ihtiyacı. Mücadeleci, ısrarcı ve sonuç almaya odaklı bir duruşu üniversitelerde oluşturalım!

Beyazıt’ta neler oluyor?

Devrimci geleneğin güçlü olduğu ve bu geleneğin sürdüğü yerlerden biri olan İstanbul Üniversitesi tarihi ana kapısı yani Beyazıt meydanı, devrimciler için büyük önem taşır. Beyazıt katliamı gibi büyük saldırılara tanık olmuş meydan, zorlu mücadeleler sonucu kazanılmış bir mücadele alanıdır. Bu alan IŞİD’in yayın organı olan bir derginin Kasım ayı kapağına konuldu. Sosyal medya üzerinden görselin yayılması ile birlikte öğrenciler panik hali yaşadı.

Öğrenciler okul yönetiminin bu konuda önlem almasını talep ederken, okul içerisinde yıllardır IŞİD ve diğer birçok selefi cihatçı örgütü destekleyen çeteler okul içerisinde bulunuyor. Öyle ki, Reina katliamı sonrası katil IŞİD başlıklı bildirilerin dağıtılmasına bu çeteler tahammül edememiş, devrimci öğrencilere saldırmıştır. IŞİD çetelerine ve destekçilerinin oluşturmak istediği mezhepçi, halk düşmanı yapıya karşı; laikliği savunmaya, çeteleri okuldan kovmaya devam edeceğiz.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir