Kıdem Tazminatı İşçilerin Kalesidir, Kaleyi Savunalım! – Emrah ARIKUŞU

Share on Facebook32Tweet about this on Twitter

Kıdem tazminatının fona devri üzerinden yine fırtına koparılıyor. Esasında Kıdem Tazminatı hakkı tasfiye edilmek isteniyor. Son 42 yıldır fona devredilmesi sürekli gündeme getirilse de, saldırı bu kez ciddi. Sermaye içinde bulunduğu ekonomik krizi aşamıyor. Aşamadıkça da yüklerinden ve sorumluluklarından kurtularak krizi işçilerin, emekçilerin sırtına yüklemeye çalışıyor.

Kıdem Tazminatı Nedir?

Kıdem tazminatı, işçinin iş yerinde en az 1 yıl çalışması sonunda ve hak kazandığı koşullarda aldığı paradır. İşverenin, 4857 sayılı İş Kanunu gereğince ödemek zorunda olduğu bir tazminat şeklidir. İşverenin keyfi uygulamalarının önüne geçmek, işçinin gelir ve iş güvencesini aynı zamanda iş güvenliğini sağlamak içindir.

İşçi, çalıştığı yıllar boyunca kendi emeğinin karşılığı olarak ücretin, sonraya bırakılmış kısmı olan kıdem tazminatını alır. O yüzden kıdem tazminatı 12 aylık çalışma sonunda hak edilmiş 13. maaş olarak ifade edilebilir. İşsiz kalınan dönemde geçinmek için gerekli bir paradır.

İşçi ile işveren arasında kurulan hukuki bağın ya da iş ilişkisinin en önemli başlıklarından birisidir. İş ilişkisinde ücret, çalışma saatleri, sosyal yardımlar, yıllık izin, iş güvenliği vb. başlıklarında kıdem tazminatı işçinin gözbebeğidir.

Kıdem Tazminatını Kazanma Koşulları

Mevcut yasada kıdem tazminatını kazanma koşulları şunlardır:

– İşçinin kendi isteği ile işten ayrılmamış olması. Kendi isteğiyle işten ayrıldığında bazı koşullarda yine kıdem tazminatı alabiliyor. İşçinin ayrılma nedeni iş yasasının 24. maddesinde belirtilen (işçinin haklı bir nedene dayanarak işi bırakması) şartı karşılıyorsa işçi, kıdem tazminatı alabilir.

– İşçinin işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle işten çıkarılmamış olması,

– İşçi erkek ise muvazzaf askerliği nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalmış olması,

– İşçi kadın ise ve çalışırken evlenmiş ise evlendikten sonraki bir yıl içinde işten ayrılmak istemesi,

– İşçinin emeklilik şartlarını yerine getirmiş olup, emeklilik için ilgili kuruma toptan ödeme yada maaş bağlanması için müracaat etmiş olması,

– İşçinin vefat etmiş olması,

– İşçi en az 7000 gün prim ödeme gün sayısı veya en az 25 yıllık sigorta ve 4500 gün prim ödeme gün sayısı şartını yerine getirmiş olup kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmayı beklemeden kendi isteği ile işten ayrılmış olması,

– İşçinin aynı iş yerinde veya aynı işverene bağlı değişik iş yerlerinde en az 1 yıllık çalışma süresini doldurmuş olması gereklidir.Bu koşulları yerine getirmemiş işçi kıdem tazminatı hakkı kazanamaz.

İş yerinin iflasında ise malların satışı sonucu elde edilen paradan önce alacaklıların, bankaların borçları ödendikten sonra elde para kalırsa ancak işçinin alacakları, kıdem ve ihbar tazminatları ödenir. Dolayısıyla işçi için kıdem tazminatını kazanmak o kadar da kolay değildir.

Kıdem Tazminatı Fonu Nedir?

Basında çok fazla yaygarası koparılan, güzelleme yapılan kıdem tazminatı fonunun temelde kıdem tazminatına yönelik en büyük saldırı olduğunu söyleyebiliriz. İnsan sormadan edemiyor: Fona devretmek madem bu kadar güzeldi şimdiye kadar neden devredilemedi?

Demek ki bu işte bir bit yeniği var. Fonun ayrıntıları paylaşılmaya başlandı. İncelememizi bu ayrıntılar üzerinden yapalım.

1- Fona devri yerine koşulların değişmesi yeterlidir.

Fonla beraber göze çarpan ve propaganda edilen artık herkesin kıdem tazminatı alacağı iddiası. Şimdiki uygulamada 10 kişiden birisi alabiliyorken artık herkes alacakmış.

Hükümet aslında bunu açıklayarak bir itirafta bulunuyor. Demek ki herkes kıdem tazminatı hakkından yararlanamıyormuş. Neden? Çünkü yukarıda da saydık, çalışıp da emeğinin karşılığında kıdem tazminatı alabilmek için çok fazla koşul var. Ayrıca fon uygulamasında fonda biriken parayı 10 yıldan önce çekememe, çekilse bile yarısını alabilme ve ev alma şartıyla çekme gibi koşullar da var.

Öyle 3 sene 5 sene sonra birikmiş paramı çekeyim diyemeyecek kimse. Ya da erkeklerin askere giderken, kadınların evlendikten sonraki bir yıl içinde işini bırakması hallerinde kıdem tazminatı ödenmesi hayal olacak.

Öte yandan emeklilikte yaş hariç diğer şartları taşıyanların emekliliklerini evlerinde beklemek üzere işlerinden ayrılmaları durumunda da kıdem tazminatının fona devredilmesiyle birlikte ödenmeyecek.

2- Fona ve fon mantığına esastan karşı olmamız gerekiyor.

Hükümetlerin şimdiye kadar ki fon deneyimi ortadadır. Konut Edindirme Fonu, Zorunlu Tasarruf Fonu, İşsizlik Sigortası Fonu gibi fon uygulamalarında geri dönüşü olmayan paralar toplandı. Kıdem tazminatı fonunda neden yapılmasın?

Ayrıca diğer fonlarda maaşlardan kesintiyle birikmiş para garantiye alınıyordu. Ama kıdem tazminatında öyle bir durum yok. İşverene ne kadar da yaptırım uygulasanız fonda birikecek para garantiye alınamayacak. İşverenin primleri eksiksiz yatıracağını, yatırıp yatırmayacağını denetlemek zorlaşacaktır.

Sigortasız, kayıtsız işçi çalıştıran, vergi kaçıran patronlar denetlenemezken kıdem tazminatı primini yatırmayan patron mu denetlenecek? Dolayısıyla mevut haliyle dava açarak da olsa kıdem tazminatını alan işçinin işi tazminatlar fona devredilirse alamayacaktır.

3- Uygulamada hak kaybı olmayacak denmesi tamamıyla yalandır dolayısıyla kıdem tazminatı pazarlık konusu değildir.

Mevcut yasada kıdem tazminatı ödenirken 30 günlük brüt ücreti üzerinden yani yüzde 8,33 oranında bir kıdem tazminatı ödemesi yapılıyor. Ancak yeni tasarıda yüzde 3, 4 veya 5 gibi seçenekler var. Ya da yılbaşına 30 günlük değil 10 veya 18 günlük ücret tutarında kıdem gibi maddeler var. Yani her durumda hak kaybı yaşanacak.

Ayrıca kıdem tazminatı hesaplanırken esas alınan ücrete yol, yemek, özel sigorta yardımları, ikramiyeler, yakacak yardımları gibi para ve para ile ölçülebilen her türlü ödemeler dâhil ediliyor. Ancak fona devredildiğinde sadece işçinin brüt ücretine göre prim ödeneceğinden, işçilerin kıdem tazminatında esas alınan ücretleri düşecektir. Dolayısıyla hak ettiği kıdem tazminatını alamayacaktır.

Pazarlık yapılırsa kaybeden her durumda işçi olacaktır.

4- Kıdem tazminatı hakkını kazanmak için işçinin istifasını haklı nedene dayandırması zorunlu olmayacak açıklaması aldatmacadır.

Herhangi bir sebeple işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı fonda biriken para kadar olacağından ve fondan para çekme koşulları da 10 yılı doldurmak, ev alma şartı, emeklilik yaşını tutmak olduğundan dolayı bu iddia aldatmacadır. Yani diyelim ki bir işçi 2 sene çalıştığı bir yerden istifa ettiğinde içerde biriken parasını hemen alamayacak.

Eksikliklerde olsa, mevcut yasada haklı nedene dayandırıldığında işçi o güne kadarki kıdem tazminatı hakkını alabiliyordu. Oysa şimdi haklı bir neden olsa dahi alınması zorlaşacak. Yapılacaksa işçinin herhangi bir sebeple haklı veya haksız bir nedenle içerde birikmiş kıdem tazminatını alması sağlanmalıdır. Çünkü kıdem tazminatı aslında ödenmeyen maaştır ve işverenin kasasında birikir. Yani işçinin alın teridir.

İşçinin işveren tarafından işten çıkarılması durumunda da fondan para çekme koşulları devreye gireceğinden kıdem tazminatı ödenmeyecektir.

5- Kıdem tazminatı işçilerin güvencesidir. Kıdem tazminatı doğrudan bir işveren yükümlülüğü olarak kalmalı. Fona devir gündemden çıkarılmalıdır.

İşçi ile işveren arasında kurulan iş ilişkisinde ücret, sosyal haklar, iş güvenliği, iş güvencesi gibi öğelerde işçi ve işverenin yükümlülükleri vardır. Bunların işveren tarafından karşılanmadığı durumlarda başka yaptırımların yanında kıdem tazminatı işvereni baskılar. Eğer kıdem tazminatı fona devredilirse bu sorumluluk işverenin sırtından alınmakta ve ne olacağı belirsiz fona yüklenmektedir. Dolayısıyla işçinin emeği gasp edilecektir. İşverenin kıdem tazminatı sorumluluğu olmadığından işçiyi işten atması daha kolay olacaktır. İş güvencesi ortadan kalkacaktır.

İşverene dava açma sonunda alınabilecek kıdem tazminatında şimdi fon devlet kontrolünde olacağından devlete karşı davalar daha da zorlaşacak.

Ayrıca işverenin kıdem tazminatı için gerekli olan primleri ödemediği ya da eksik yatırdığı takdirde gerçekleştirilecek yaptırımlar muğlaktır. Fonun güvencesinin devlet olacağı ifade edilmektedir. İşçilerin ise fondaki paralarının alma konusunda devleti karşılarına alması da ayrıca bir sorundur. Çünkü işçinin hakkını ödemeyen işverendir. Bundan dolayı muhatabın da işveren olması gerekir.

İşyerinin iflası durumunda işçinin kıdem hakkı yanmayacak denmesi tamamıyla düzenbazlıktır. Hali hazırda iflas durumunda işçiler parasını alamıyorken bunun söylenmesi saçmalıktır. Yapılması gereken malların satışı sonucu elde edilen paranın önce işçilere ödenmesidir.

6- Kıdem tazminatı fonu işverenlere yapılan kıyaktır. İşçinin ise geleceğini elinden almaktır.

Hükümetin fona devir konusunda kullandığı en ilginç söylem ise kıdem tazminatının işçi ve işveren açısından yük teşkil ettiği iddiasıdır. Fona devredilirse bu yük ortadan kaldırılacakmış. Burada unutulmaması gereken şey, kıdem tazminatı işçinin emeğiyle kazandığı bir HAKtır. İşçilerin geleceğini teminat altına almak için biriktirdiği paradır. İşçiye yük olan kıdem tazminatını alamamaktır. Bu anlayışın ortadan kaldırılması gerekir.

İşverenlere yük bahsine de gelince zaten işçilerin hakkı olanı vermek yük değil karşılıklı iş ilişkisinde gerekli olan bir durumdur. Özellikle ekonomik kriz döneminde yük gibi gösterilerek aldatmaca yaratılmaktadır. İşverenlerin sınırsız kâr hırsıyla “hep bana hep bana” demesinden kaynaklanır. Eğer bu düzenleme hayata geçerse de işverenlere kıyağın âlâsı yapılmış olur.

7- Kıdem Tazminatı işçilerin KALEsidir, kaleyi savunalım. Geleceğimizi çalanlara karşı UYANIK olalım.

İşverenler işçilere “sizi çalıştıracağız ücretlerinizi vermiyoruz” diyemeyeceklerinden çeşitli matematik oyunları, yasal düzenlemeler yaparak haklarımızı bir bir gasp etme, ücretleri eritme, karlarını arttırma telaşındalar.

Tatlı dille, güzel sözlerle, büyük laflarla kıdem tazminatı saldırı altında. İşçilerin aleyhine olacak hiçbir yasal düzenleme tabii ki doğrudan getirilmez. Uyanık olmak zorundayız. Bilinçli olmak ve hakkımıza sahip çıkmak zorundayız.

Kıdem tazminatı hakkı 1936 yılından itibaren kazanılmış günden güne işçilerin mücadelesiyle iyileştirilmiş sınıf mücadelesinin en temel kazanımıdır. Bugüne kadar da çokça saldırı altında kalmış,

ancak şimdiye kadar esaslı bir değişiklik yapılamamıştır. Bundan sonra yapılacak değişiklik tüm hakların tırpanlanmasının önünü açacaktır.

Kıdem tazminatı işçilerin son kalesidir. Kalenin surları toplarla dövülse de yıkılamamıştır. Son kaleyi savunmak işçi sınıfının ekmeğini ve onurunu savunmaktır.

Share on Facebook32Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir