Kriz kapıda – Volkan YARAŞIR

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

 

Türkiye hızla ekonomik krizin anaforu içine giriyor. Ekonomide iç ve dış faktörlerin yarattığı problemler derinleşiyor. Darbe girişimi olağanüstü bir sürecin önünü açtı ve olağanüstü rejimin inşasını hızlandırdı.

OHAL’in 3 ay daha uzatılması, jeo-politik risklerin katastrofik boyutlar yaratacak noktaya ulaşması, referandum ve erken seçim olasılığı, otoriter düzenlemeler, Cumhuriyet Gazetesi ve yazarlarına yönelik operasyon ve HDP eşbaşkanları ile milletvekillerinin tutuklanması yüksek bir siyasal belirsizliğe yol açıyor.

Bunu dünya ekonomisinin yaşadığı düşük büyüme, yeni ve yıkıcı küresel finansal kriz olasılığı izliyor. Bu faktörlerin Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları ve çok vektörlü kırılgan karakteriyle birleşmesi hızlı bir çöküş sürecinin önünü açabilir. Tam o konjonktürdeyiz. Her an ekonomide büyük alt üst oluşlar yaşanabilir.

Yolun sonuna doğru

Türkiye’nin 421 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Cari açıkta (özellikle petrol fiyatlarındaki radikal düşüşten dolayı) nispi bir gerileme yaşansa da 30 milyar doları geçiyor. OPEC’in aldığı yeni kararlar fiyatların hızla yükseleceğini işaretliyor.

Küresel düzeyde (ABD Merkez Bankası’nın parasal genişleme politikalarına son vermesi ve kapitalist krizin üçüncü evresi olarak 2014’ten sonra çevre ülkelerin krizin odağı haline gelmesiyle) parasal likiditenin daralması ve sıcak paranın güvenli piyasalara çekilmesiyle, Türkiye ekonomisi sarsıldı. Kırılganlığı arttı. Dış kaynağa, yabancı sermayeye yüksek bağımlılık ekonominin yapısal sorunu olarak önem taşıyor.

Türkiye ekonomisinin büyüme problematiği bütünüyle dış kaynağa bağlı biçimleniyor. Bütün “geç kapitalist” ülkelerin temel sorunu olan bu durum, “borç tuzağı” diye tanımlanan bağımlılık ilişkilerini koşulluyor. Yani ekonomi bir nevi narkotik bağımlılık içinde. Sıcak para geldikçe büyüyen bir ekonomi,

sıcak para akımının daralmasıyla ciddi problemler yaşıyor. Büyüme yavaşlayınca, cari açık da artmaya başlıyor.

Ayrıca Türkiye’nin dış borcu 421 milyar dolara ulaştı. Borç çevriminin gerçekleşmesi bütünüyle sıcak paraya bağlı. Herhangi bir radikal aksama borç çevrimini kıracak mahiyet taşıyor. Kısaca bir yandan küresel likiditenin daralması, diğer yandan finans hareketlerinin yönelimini belirleyen kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’yi riskli ülke olarak değerlendirmesi alt üst edici gelişmelere yol açabilir.

Kriz ve katastrof

Moody’s kredi notunu çöp düzeyine çekti, S&P de notunu kredi yapılabilir seviyenin altına düşürdü. Yalnızca Fitch, Türkiye notunu yatırım seviyesinde tutuyor. Ülke içinde siyasi belirsizliğin artması, olağanüstü rejimin inşası ve jeo-politik riskler sorunları yoğunlaştırıyor.

Döviz kurunda yükselme, borsanın dip yapması döviz şoklarını tetikliyor. Döviz şokları döviz krizinin önünü açabilir. Döviz krizi, senkronize bir krizin habercisi olacaktır. Ardından, emlak ve bankacılık krizinin gelme olasılığı yüksektir. Özel sektörün yüksek oranda döviz bazında borçları önemli risk faktörü olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Türkiye hızla borç krizi içine girebilir. Gelişmeler, borç çevrimini kıracak potansiyeller taşıyor.

FED’in aralık ayında faiz artırımına gitmesi çöküşün önünü açabilir. Ülkede yaşanan politik belirsizlik ve yüksek siyasi gerilim herşeyin bir anda alt üst olmasına neden olabilir.

Ekonomik krizi katastrofun başlangıcı olarak okumakta yarar var. Herşey zemin kaybedebilir. AB’nin Türkiye’nin ekonomik rasyonaliteyi kaybettiği açıklamasını yapması boşuna değil. Bu manada, 2016’nın son ayları ve 2017 yılının ilk ayları son derece kritik aylar olacak.

Hem ekonomik, hem de politik açıdan büyük alt üst oluşların yaşanacağı, yüksek bir konjonktürün içine giriyoruz.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir