“Kurucu Avrupa değerleri”: Kemer sıkmaya alkış, protestoculara polis copu – Cenk Ağcabay

Share on Facebook21Tweet about this on Twitter

Pek çok haber kaynağından izlenebiliyordu, Syriza hükümetinin Euro bölgesiyle vardığı ön anlaşmanın Yunan Parlamentosunda tartışıldığı ve oylandığı saatlerde, ön anlaşmayı protesto eden Yunanistanlı emekçilere, gençlere polis kıyasıya saldırıyordu.

Ekathimeniri gazetesi pazartesi gecesi, hükümette bakan olarak yer alan Yiannis Paounis’in üst düzey polis şefleriyle, Çarşamba günü parlamentodaki oylama sırasında gelişebilecek olası protesto eylemleri nedeniyle bir toplantı yaptığını haberleştirmişti.

Parlamentodaki oylamada, on gün öncesine kadar Syriza hükümetinin müzakerecisi olarak görev yapan eski bakan Varoufakis’in de içinde olduğu 32 Syriza milletvekili hayır oyu kullandı. Syriza’lı 6 vekil de çekimser oy kullandı.

Parlamentodaki tartışmalar sırasında, 10 gün önce yapılan halk oylamasında “Evet” oyu kullanılması yönünde kampanya yürüten düzen partileri Yeni Demokrasi, PASOK ve POTAMİ sözcüleri Çipras’ın ön anlaşmasına destek verdiklerini açıkladılar. Yani Yunanistan halkının %61 ile reddettiği koşullardan daha ağır koşullar içeren ön anlaşma metnini memnuniyetle selamladılar. Önceki birkaç gün, Syriza’nın Sol Platformu problem yaratırsa, parlamentoda kendi oylarıyla Çipras’a destek olacaklarını zaten bildirmişlerdi.

Ön anlaşmanın Yunanistan halkına neler getirdiği, birkaç gündür Türkiye ve dünya basınında geniş bir biçimde yer aldı. Avrupa Finans-kapitalinin Yunanistan üzerindeki egemenliğinin sürdürülmesi anlamını taşıyan anlaşma, Yunanistan halkına katmerli sömürü ve baskı dışında herhangi bir şey getirmeyecek. Bunu kapitalist düzenin savunucusu kimi burjuva iktisatçıları bile ifade ediyor.

Çipras, Troyka ile anlaşmaya ulaştıktan hemen sonra yaptığı açıklamada, “mali tıkanma ve bankacılık sisteminde çöküşü engelledik” demişti. “Mali tıkanma ve bankacılık sisteminde çöküşü engelleme”nin bedeli emekçi ve yoksulların daha fazla sömürülmesi ve kölelik koşullarının pekiştirilmesi idi. Daha önce klasik düzen partileri aracılığı ile uygulanan halk karşıtı politikalar bu kez “Radikal Sol Koalisyon “ aracılığıyla uygulanacak.

6 ay önce yere göğe sığdırılamayan, neredeyse Avrupa Devrimi’ni başlattığı iddia edilen hareket; kendi siyasi var oluşunun asli temeli olan “kemer sıkma paketleri karşıtlığı” yapanlara, bu kez “kemer sıkma savunucusu” olarak saldırı emri veriyor, ezici çoğunluğunun faşist Altın Şafak üyesi olduğu bilinen Yunan polisini “kemer sıkma karşıtı” göstericilerin üzerine salıyor…

Henüz on gün önce halk oylamasında “Evet” kampanyası yapmış, yıllarca emperyalizm ve sermaye yanlısı politikaları katı bir biçimde uygulayarak mevcut cehenneme oldukça katkı sağlamış olanlarla kendi partisinin sol kanadı ve halk güçlerine karşı birleşmek; ya da halkın Troyka’ya duyduğu öfke ve nefreti (ki bunun en somut kanıtı da tüm psikolojik baskı ve şantajlara rağmen %61’lik oy oranıdır) yeni bir kölelik anlaşmasının yakıtına dönüştürebilmek gerçekten de az buz başarılar değildir, hatta Syriza’nın “seçim başarısı”ndan bile daha büyük bir “başarı”dır.

Avrupalı partnerleri ile kölelik anlaşmasını imzalayıp, yıllardır hedef tahtasına oturttuğu sağcı partilerle işbirliği yaparken, bu anlaşmaya tepki gösterenleri gerçekleştiği söylenen sağ kanat Alman Darbesi ile aynı çizgiye gelmek ya da bu darbeyi kolaylaştırmakla suçlamak da ancak Syriza türü solculuğun becerebileceği bir iş olsa gerektir. Almanya merkezli sağ kanat darbenin ne olduğu Çipras tarafından sır gibi saklandığından bilinmiyor. Sadece ön anlaşmaya karşı çıkanlar darbecilerle aynı çizgide olmakla suçlanıyor. Darbenin kimler tarafından nasıl yapılmakta olduğunu açık bir biçimde anlatıp darbeye karşı bir halk direnişi örgütlemek varken, darbecilerden ve darbecilerin Yunanistan’daki uzantılarından destek alınarak halka ve sola saldırılıyor.

Çipras, ön anlaşmayı savunmak için parlamentoda yaptığı konuşmada, bir kez daha “Avrupa’yı kurucu değerlerine döndürmeyi hedefliyoruz” dedi.  Sahi nedir bu dillerden düşmeyen Avrupa’nın kurucu değerleri? Yüzlerce yıllık sömürgecilik tarihi mi? Köle ticareti mi? Dünyanın dört bir yanını işgal, talan mı? Paris Komünü’nde eşitlik ve özgürlük için ayağa kalkan Avrupalı emekçilerin oluk oluk akan kanı mı? Emperyalist Paylaşım Savaşları’nda Avrupalı ve diğer halklardan milyonların dökülen kanlarının asli sorumlusu olanların pişkince barış havariliği yapması mı?

Yunanistan iç savaşında emekçi halka kan kusturan faşistleri destekleyen burjuva Avrupa hükümetleri mi? Akdeniz’in sularında Avrupa değerleri sayesinde yitip giden yoksul göçmenler mi? Yoksa Avrupa Birliği’ne temel oluşturan adı üstünde “Avrupa Kömür ve Çelik Birliği” yani Avrupalı kapitalistlerin birliği mi?

Biz “emeğin Avrupa’sının kurucu değerleri”nden söz ediyoruz diyorlar. “Emeğin Avrupası” için Avrupa finans-kapitalinin Kömür ve Çelik Birliği’nin kurumsal yapısına ihtiyaç var mı? O, İspanya’da faşizme karşı direnen Enternasyonal Tugaylar’da, Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda faşizme karşı Avrupa halklarının direnişinin ortaklaşmasında zaten var olmuş, en son Yunanistan’daki Halk Oylamasının öncesinde Avrupa’nın dört bir yanında Yunanistan emekçileriyle dayanışmak için sokağa çıkan milyonların eylemlerinde kendini ortaya koymuştu.

Ne saf, sınıfsız bir Avrupa var, ne de onun kurucu değerleri. O, emekçilerin teri, kanı üzerine inşa edilmiş emperyalist bir sınıf örgütü. Sınıflardan bağımsız “Avrupa” ve Avrupa değerleri”, “Avrupa demokrasisi” ise,  Avrupa Finans-kapitalinin katı sınıf egemenliğini meşrulaştıran burjuva ideolojik kavramlar. Bu kavramlarda ısrar edenlerde, bu ideolojinin taşıyıcılarıdır.

Şu kısa zaman kesiti içinde olan bitenler, Çipras’ın şahsında somutlaşan açık bir politik iflastır. Bu politik iflasın temeli sınıfsal ve ideolojiktir. Çelişkilerin derinleştiği evrelerde sınıfları uzlaştırmak hayali sizi alır, yıllardır saldırdığınız güçlerin yanına sokakta geleceğini arayan emekçilerin karşısına yerleştirir.

Çipras, kendi solu ve halk güçleriyle arayı açıp bu politikalarda ısrar ettikçe, Avrupalı partnerleri ve onların Yunanistan’daki ortaklarıyla daha fazla yakınlaşacak, giderek bütünleşecektir. Kuşkusuz ki bu durum, Çipras’ı hızla daha önceki “kemer sıkmacı”ların yaşadıkları sonla yüz yüze getirecektir. Syriza içindeki çatlak da giderek derinleşecektir. Ön anlaşmaya karşı çıkan protestocuların üzerine polisi salan bir hükümetin üyesi olup, ön anlaşmaya karşı çıkmak “parlak taktik”i de sürdürülebilir bir pozisyon değildir. Esas tercihler kısa sürede yapılmak zorunda kalacaktır. Yunanistan ve Avrupa emekçilerinin mücadelesi ise, içeriden ve dışarıdan tüm engellemelere rağmen yükselerek devam edecektir.

Share on Facebook21Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir