Maksat Spor Olsun… Ama izin vermiyorlar – Haluk Koşar

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Ülkenin çivisi çıkarken, spor sahaları da bundan payını alıyor. Siyasal yaşamda artan gerilim her taraftan yeşil sahalara da yansıyor ve ortam koşar adım geri dönüşü zor bir pozisyona doğru gidiyor.

Doğudan batıya, güneyden kuzeye her alanda farklı farklı olaylar spor alemini de ciddi bir istikrarsızlığa doğru sürüklüyor.

Siyaseten egemen anlayış bambaşka bir ülke kurgularken spor alanlarına düşen gölgesinin altında yeni bir direnç ısınıyor. İktidarın bu dirence karşı aldığı tutum gelecekte bu alanda bizlerin neler beklediğinin de ipuçlarını veriyor. Son bir aydaki kimi gelişmeleri hem tarihe not düşmek hem de genel tabloya bakmak açısından kısaca bir hatırlayalım.

Korkutan stat açılışı

Yapımı yılan hikayesine dönen Beşiktaş’ın yeni stadı en sonunda açıldı. Hatırlarsınız, stadın kapanışı ardından Gezi Direnişi patlak vermiş ve bu direnişte taraftarların tutumundan dolayı İnönü Stadı’nın yapılışı iktidar tarafından bir pazarlık malzemesi haline getirilmişti.

Bu pazarlık en son noktada Fikret Orman yönetiminin iktidara koşulsuz biatıyla sonlandı. İşte bu biat stadın açılışını Beşiktaş taraftarından kopartarak iki farklı açılışa kadar götürdü.

Ülke tarihinde nadir görülen bir olay ile bir tesis halktan kaçırılarak 10 Nisan tarihinde resmi bir törenle açıldı.

Gerçek açılış ise bir gün sonra oldu. Ve haliyle büyük protestolara sahne olan açılış da tıpkı İnönü Stadı’nın kapanışı gibi emniyetin yoğun biber gazlı saldırı altında gerçekleşti. Böylece iktidar açılışı maç ile aynı güne getirmeyerek hem protestolardan kurtulmuş hem de bir nevi hesabı ortada bırakmamış oldu.

Fikret Orman’ın biatı açılıştan kısa bir süre sonra Karaman’da görülen Ensar davası ile aynı gün Karaman Valisi’ne yapılan ziyaret ile perçinlenmiş oldu.

Laiklik buraya yumruk havaya

25 Nisan günü TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın laiklik karşıtı açıklamasına herhalde en yığınsal tepki yine spor sahalarından yükselmiştir. Açıklamanın hemen arkasından Galatasaray’ın şampiyon olduğu basketbol maçından önce Abdi İpekçi Salonu’nu dolduran on binlerce taraftar ilk tepkiyi göstererek gündemdeki yerlerini aldılar. Bu protestonun ardından bir kaç gün sonra oynanan Beşiktaş futbol maçı da aynı tepki ve protestolara sahne olunca gözler ertesi gün oynanacak Fenerbahçe maçına çevrildi. Kadıköy’den de aynı sloganların yükselmesi ile, adeta Gezi öncesi hava yakalanmış gibi oldu.

Trabzon aynı yerde

Hrant Dink ve rahip Santoro cinayetleri ile Trabzon şehrinin değişen yapısı ve buraya özel biçilen rol iyice açığa çıkmıştı. Şehrin kimyasının da bu biçilen role uygun hale getirilmesi ile beraber Trabzonspor ve taraftarları da figürasyondaki yerlerini almakta gecikmemişlerdi.

Daha geçen sene ülkede gerilimi arttırma adına, Fenerbahçe takım otobüsüne düzenlenen silahlı suikast aydınlatılmamış ve olayın üstü kapatılma yoluna gidilmişken Nisan ayının sonlarında da bu sefer silahsız bir saldırı herkesin gözleri önünde gerçekleşti.

Fenerbahçe ile oynanan ve Trabzonspor’un 4-0 mağlubiyetiyle devam eden maçın sonlarına doğru sahaya giren taraftarlar hakemi yoğun bir şekilde darp ederek canına kast etmişlerdir.

Spor sahalarının yabancı olmadığı şekilde bir olay gibi gözükse de aynı kurşunlama olayı gibi bu yaşananın da üstü kapatılmaya, suçlular korunmaya ve fiili gerçekleştiren kulüp neredeyse ceza almayarak onurlandırmaya gidilmiştir. Bu olay önemlidir, çünkü yaptırım aynı zamanda resmi olarak yönetenlerin bu olaya nasıl bir göz ile baktığını göstermektedir. Ortada açık bir teşvik vardır. Aynı Ankara’da yaşanan olay gibi.

Ankara’nın gücü linç mi?

24 Nisan günü Ankara’da Ankaragücü ile Amedspor takımları karşılaştı. Daha geçen sayı yazdık, bölge takımlarına uygulanan şiddetin dozajı gittikçe artıyor ve ölümler yaşanabilir diye.

İşte tam da bu maçta, Amedspor’un 2-1 üstünlüğü ile biten maç sonunda Ankaragücü yöneticileri Amedspor yöneticilerine protokol tribününde binlerce kişinin gözü önünde linç girişiminde bulundu. Videoları herkesin izlediği bu ayan beyan linç olayı sonunda kimsenin ölmemiş olması tamamen tesadüftür. Fiil öldürmeye dönüktür ve emniyetin olaya müdahale tarzından olay sonrası verilen (ya da verilmeyen) cezalara kadar linç teşvik edilmektedir.

Çekin ellerinizi spordan

Trabzonspor’un başkanı Muharrem Usta ve Ankaragücü Başkanı Mehmet Yiğiner (açık desteğini aldığı Melih Gökçek) çok da dolaylı olmadan AKP’nin desteklediği başkan adayları olarak seçildiler. Bu kulüplerin iktidar partisi tarafından nasıl denetlendiği yukarda örneklediğimiz teşvikler ile beraber düşünülürse ülkedeki spor ortamına dair de mikro bir düşünce oluşturabiliriz.

Keza Amedspor futbolcusu Deniz Naki’nin sözleri ve kolundaki dövme 12 maç ceza aldırırken sahada hakem dövme bunun üçte biri kadar bile cezalandırılmıyor.

Hesaplar hep tek sesli, tek renkli totaliter bir ülkenin yine tek sesli ve totaliter sporu için yapılıyor. Oysa siyaset spordan elini çekse ve izin verseler de keşke gerçek anlamda maksat spor olsa.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir