Mehmet Latifeci’nin Mücadelesinin Bugünkü Anlamı

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Mart ayının devrimciler için yoğunluğu fazladır. Farklı duygular iç içedir bu ayda. Coşkulu kutlamaların yanı sıra mücadele tarihinde iz bırakanları, buzu kırıp yolu açanları öfke ve hüzünle andığımız aydır.
Rastlantı değildir. Bahar ayları mücadeleyi yükseltenlerin egemen güçler tarafından durdurulmaya çalışıldığı dönemlerdir.

Devrimci dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olan Kızıldere direnişi Mart ayına rastlar. Beyazıt katliamı 12 Mart darbesi sonrası hızla yükselen devrimci dalgayı kırmak için yine Mart ayında yapılmıştı. Kürt halkının dirilişini, var oluşunu, özgürlük mücadelesini boğmak için girişilen Halepçe katliamı Kürt halkının ve aynı zamanda doğanın uyanış dönemindedir. Mart ayındadır. Bu toprakların en uslanmaz halklarından biri olan Alevilerin ortalama on yılda bir uğradıkları katliamlardan bir tanesi olan Gazi katliamı yine bu aya rast gelir.

Sadece katliamlarla ve yaslarla anamayız Mart ayını. Örneğin Newroz, Mart ayının coşku ve direngenliğini temsil eder. O direngenlik, Newroz’u bir ritüel olmaktan çıkaran ve onu Kürt halkının dirilişinin ve mücadelesinin sembolü yapan direngenliktir.

Mart ayı Arap Alevi halkının mücadelesi açısından da önemli bir tarihi barındırır. Arap Alevi halkının yiğit önderi Mehmet Latifeci 1995 yılının Mart ayının 30’unda devletin kontrgerilla güçlerince katledildi.

Burdur’dan Samandağ’a

12 Eylül cuntasının yarattığı ağır hasarın ardından, toplumsal hareketlerin yeniden filizlenme, yeniden ayağa kalkma dönemine rastlar bu katliam.  O ayağa kalkma döneminin önderlerinden bir tanesiydi Latifeci yoldaş. Mehmet yoldaş mensubu olduğu Arap Alevi halkının inkâr ve imha politikalarına karşı yükselttiği yakın geçmişteki mücadelenin sembolüydü. Mehmet Latifeci, Arap Alevi Halkının yakın dönemde ölümsüzleşen yiğitleri Ahmet Atakan, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Tartuslu Hamza ve Necla Duran’ın uğruna can verdikleri mücadelenin ilk tohumlarını eken kişilerden birisiydi. Asimilasyon ve imha politikasına karşı enternasyonalist kimliğiyle mücadele etmiş, halkların direniş birliğinden ödün vermemişti.

Burdur Eğitim Fakültesinde, Kıvılcımlı geleneğiyle tanışmasıyla başladı devrimci mücadelesine. Öğrenci hareketinin önemli kilometre taşlarından birisi olan, ülke gündemine oturan ve kazanımla sonuçlanan Burdur eğitim direnişinin öncü kadrolarından birisiydi. Bunun bedelini okuldan atılmayla ödedi.
Eğitim fakültesinden uzaklaştırılmasının ardından memleketi Antakya’ya geri döndü. Mücadelesini burada sürdürmeye başladı. Buradaki gündem içerisinden geldiği halkın, Arap Alevi halkının kimlik ve inanç mücadelesiydi. Dili ve inancı inkâr edilen Arap Alevi halkının mücadelesine ses oldu. Samandağ Halkevi’nin kuruluşuna öncülük etti.

Bir süre sonra yayın faaliyetinin başlatılmasına da öncülük etti. Yoldaşlarıyla birlikte Antakya, Adana ve Mersin’de dağıtımı yapılacak olan bir yayın çıkarma kararı aldılar. Ezilen halkların ve işçi sınıfının mücadele birliğini savunan bir çizgide yayın yapacak olan Güney Uyanış Gazetesi’nin çıkarılmasına öncülük etti. Bu gazete beş yıl boyunca aksamadan yayın hayatını sürdürdü.

Samandağ’ın sınıra yakın olması sebebiyle, bölgedeki balıkçılık faaliyetinin gece yapılması o dönemde yasaklanmıştı. Latifeci geçimini balıkçılıkla sağlayan insanların mücadelesine de öncülük etti. Tarım işçilerinin örgütlenme faaliyetine de öncülük etti.

Halkların Direniş Birliği

Dönem Kürdistan’daki katliamların en yoğun yaşandığı dönemdir. Lice katliamı yapılmıştır. Devletin tıpkı bugün olduğu gibi Kürdistan’ın köylerini, yerleşim yerlerini haritadan silmeye çalıştığı, toplu imha girişimlerinde bulunduğu dönemdir. Faili meçhul katliamların rutine bindiği o karanlık dönemdir.

Türkiye’de Kürt demenin yasak olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Devletin özel bir politikayla halkları karşı karşıya getirmek için Kürdistan’a özellikle Alevi gençleri yolladığı bu dönemde hem devletin bu planlarını bozmak, hem de Arap Alevi halkıyla Kürt halkının mücadelesini ortaklaştırmak için faaliyet gösterdi Mehmet Yoldaş. Devletin bu planlarını boşa düşürmek için, DEP Samandağ ilçe teşkilatını kurdu. Bu teşkilatın kurucu başkanı oldu.

Bu dönemde basına verdiği demeçlerde, süregiden savaşın kirli bir savaş olduğunu, devletin amacının halkları birbirine düşürmek olduğunu söyler. Süregiden savaşın Arap Alevilerinin savaşı olmadığını, halkın bu savaşa alet edilmek istendiğine dikkat çeker. Ayrıca Arap Alevi halkının Kürt halkıyla kardeş olduğunu, savaşın Kürt halkına katliam, ezilen diğer halklara ise yoksulluk getirdiğini söyler. Sözle yetinmez. Eyleme de geçer. Bölgede savaşa karşı ciddi kampanyalar da örgütler.

İşçilerin Sesi, Arap Alevi Halkının Önderi

Bir komünistin olması gereken yerdeydi. İşçi direnişlerinde.  İskenderun demir-çelik işçilerinin, belediye işçilerinin, Adana Lassa ve Bossa işçilerinin, Hateks işçilerinin sesi olur. Direnişlerine, grevlerine katılır, seslerini duyurmaları için çalışmalar yürütür.

Komünist kimliğinin gereği olarak her zaman ezilenin yanında yer alan Latifeci Yoldaş, içerisinden geldiği halkın taleplerine sırt çeviremezdi. O aynı zamanda Arap Alevi halkının önderlerinden bir tanesidir. Bugün onun mücadelesinin anlamının kat be kat arttığı bir dönemdeyiz. Arap Alevi halkının büyük kalkışması öncülerin açtığı mecradan gelişti.

Mehmet Latifeci yoldaş, Antakya ve Samandağ’da mücadele yürüttüğü dönemde, Çağdaş Sanat Atölyelerinin kurulmasına ve bu atölyeler bünyesinde Arapça kültürel faaliyetlerin kurumsal bir kimlikle başlamasına katkı sundu. Arap Alevi halkının bugünkü uyanışının tohumlarının atılmasına öncülük edenlerden birsiydi o. Antakya’yı bir mozaik kenti olarak adlandırırdı. Çeşitli kültürlerin bir arada yaşadığı, ama devletin parçalamak istediği bir mozaik.

O mozaik şimdi aynı güçlerce tehdit altında. Suriye’deki savaşa müdahil olmak amacıyla eğitilip donatılan cihatçı çetelerin beslendiği, konuşlandırıldığı bir yer oldu. Latifeci yoldaşın mücadelesi şimdi yoldaşlarının eliyle savaşa ve asimilasyona karşı, halkın yaşama hakkını savunduğu, örgütlendiği, kültür sanat faaliyetleriyle kültürel değerlerini açığa çıkardığı, onları koruma refleksi geliştirdiği örgütlenme formlarında yaşıyor.

Savaş karşıtı eylemlerde, Gezi’de Armutlu barikatlarında, savaşa karşı yaşama hakkı meclislerinde, Alevileri Suriye’deki savaşta kıyıma uğratmak için Antakya’da kurulan eğit-donat üslerini durduran Serinyol büyük  halk buluşmasında, onun başlattığı mücadelenin ruhu vardır.

Latifeci yoldaş bu ruhun öncülerinden birisi olduğu için katledildi. Egemenler devrimcileri bedensel olarak öldürebilir. Ama devrimcilerin mücadelesinin, fikirlerinin, şiarlarının öldürülerek bittiği tarihin neresinde görülmüştür?

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir