Mesele hayat memat meselesi!#Ölmekİstemiyoruz – Deniz Uslu

“Eylemde birliği sağlayabiliyoruz fakat bunun daha fazla rayına oturması ve fikirde birliği de sağlamak için mücadeleyi derinleştirmeliyiz.”

Ağustos ayında Emine Bulut “eski kocası” tarafından katledildi.

Bu katliam, “ölmek istemiyorum”, “anne lütfen ölme” çığlıklarıyla herkesin gözü önünde işlendi.

Emine, yıl içerisinde katledilen yüzlerce kadından yalnızca birisiydi.

Korkunç rakamlara ulaşan kadın cinayetlerinin ne ilki ne de sonu.

Bilakis Emine’nin katledilmesinden sonra erkeklerden kadınlara gelen tehditlerden biri de “seni Emine gibi öldürürüm” oldu.

Emine’nin ardından Türkiye’nin birçok şehrinde kadınlar sokaklara döküldü.

Hayatımız eksiliyor

Kadınların hayatı korku ve şiddet girdabına sürüklenmiş, yaşama garantisi olmadan devam ediyor.

Erkek şiddeti boyut değiştirerek derinleşiyor, kadın cinayetleri normalleşen normalleştikçe de meşrulaşan haber değeri olmayan okunup geçiliveren üçüncü sayfa haberlerine dönüşüyor…

En temel insani haklardan olan yaşama hakkı ancak dört bir koldan sarılıp erkeklerin elinden koparıp aldıkça elde edilebiliyor.

İçerisine soluduğumuz sistem basit ve rastgele bir konjonktürel an değil.

Kadının karşısında örgütlenmiş, sosyal-siyasal-kültürel haklarına ve varlığına göz dikmiş, kapitalizmin rüşeym hali bile ortada yokken, ondan yüzyıllar öncesine dayanan bir sistemden patriyarkadan söz ediyoruz.

Saat gibi işleyen bu örgütlü mekanizmaya karşı, örgütlü bir fikir ve eylem birliği yaratmaktan başka kurtuluş da çıkış da görünmüyor.

Üstelik kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırıların giderek arttığı bugünlerde bu sorunlara ivedilikli çözüm mekanizmaları örmek, yaratmak, inşa etmek gerekiyor.

Ne yapmalı?

Devletin cinsiyet ikiliği üzerinden tavır almış, hegemonik ve faşizan gerçekliğini göz ardı etmeden, ondan alabileceğimiz ne varsa almalıyız.

Emniyetin özel ve kamu hastanelerinden gizlilik ihlali içeren talebini (kürtaj yaptıran kadınlar listesi) teşhir edip engellediğimiz gibi, “toplumsal cinsiyet” kavramını müfredattan çıkartan patriyarkal kapitalist devletin ideolojik zemin ve taraftar üretme mekanizması MEB’i teşhir etmeli, yükselen kadın hareketinin yaptırım gücünü kazanımlarla derinleştirmeliyiz.

6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik mevzuatı hayata geçirtmeli, İstanbul Sözleşmesini uygulatmalı, nafaka hakkını iyileştirmeli ve sahip çıkmalıyız.

Yıllardır özgürlük mücadelesi veren kadınların dişleriyle, tırnaklarıyla kazıyarak elde ettikleri hakları, kanunları, sözleşmeleri yine dişimiz, tırnağımız gibi korumalıyız.

Aynı zamanda yerel yönetim mekanizmalarının tümünde kadın dayanışma merkezlerinin, şiddeti önleme ve izleme merkezlerinin, nitelikli kadın sığınma evlerinin kurulması için mücadele etmeliyiz.

Eylemde birliği sağlayabiliyoruz ama yetmez, fikirde birliği de sağlamak için mücadeleyi derinleştirmeliyiz.

Bir kişi daha eksilmeyeceğiz sloganı, kadın hareketini enternasyonalleştiren bir çizgide konumlandı ve Türkiye kadın hareketi de bu sloganı sahiplendi. Şimdi bu sloganın hakkını vererek, bir kadını daha kaybetmemek için kolların acilen daha fazla sıvanması şart. Çünkü mesele hayat memat meselesi!

Leave a comment

Your email address will not be published.


*