Mezhepçi politikalar ve Aleviler – Haydar ARIKUŞU

AKP iktidarı, toplumun bütün alanlarında gerilimi tırmandırıyor. Uçlaştırıyor, ötekileştiriyor, düşmanlaştırıyor… İşçiler, kadınlar, Kürtler, Aleviler, ekolojistler, sanatçılar, toplumsal muhalefet dinamikleri AKP/ Erdoğan iktidarının faşizme everilen politikaları altında eziliyor, dağıtılmaya çalışılıyor.

Aleviler, bu faşizan/Erdoğanist, tek adam rejiminde büyük zulümler görmeye devam ediyor. Bu gerçekliği, son dönem Alevilere uygulanan baskı, tutuklama, nefret söylemlerindeki artışta açıkça görüyoruz.

Alevilere yönelik tutuklamalar

Erzincan’da aralarında Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter’in de bulunduğu 16 PSAKD üye ve yöneticisi, “örgüte yardım ve yataklık” iddiasıyla tutuklandı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yönetici ve üyelerinin gözaltına alınıp ardında tutuklanması, Aleviler için kabul edilemezdir.

Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, 1993 sonrası oluşan Alevi Hareketinin temel örgütlenmelerindendir. Dolayısıyla devletin son tutuklamalarda verdiği mesaj açıktır. Açılım politikasıyla  asimile edemedikleri Alevileri; baskı, korku ve tutuklamalarla sindirip yok etmeye çalışıyorlar.

Baskıyla da yetinmiyor düşmanlaştırma politikalarını “ince bir ayarda” topluma yayıyor. AKP’li bir yöneticinin “Alevilerden şehit mi olurmuş, şehit olması için camide namaz kılınıp tekbir getirilmesi gerekiyor” gibi açıklamalar yapması bu düşmanlaştırmanın en açık örneğidir.

Alevileri yok saymaya devam

Geçtiğimiz günlerde, Alevileri yok sayma politikalarına bir yenisi daha eklendi. Devletin “Alevilik İnancını”  asimile etme fabrikası gibi çalışan “Diyanet” in başkanı Ali Erbaş’ın açıklamalarıyla Aleviler yeniden yok sayıldı. DİB başkanı Ali Erbaş Türkiye de tek inanç Sünni-İslam inancıymış gibi Alevileri camilere çağırdı.

Tekçi anlayışla, Aleviler Müslüman olduğuna göre ibadet yerleri “cami”dir deniliyor. Bilinsin ki Alevilik, kendine özgü bir inançtır. İbadetiyle, ritüeli, erkânlarıyla, inanç felsefesiyle kısacası “ Yol ve Erkânıyla”  bağımsız, özgün bir inançtır.

Her şey kendi somut- tarihsel temelleriyle gerçekliğini bulur. Alevilik inancı da bu tarihsel diyalektikte kavramlarını ve anlamını bulmuştur.

Aleviliği kendi oluş temelleri dışındaki her tarif; onu tahrif ve tahrip etmektir. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın da yaptığı budur. Tek inanç İslamiyet’miş gibi, üstelik İslamiyet’in de Sünni yorumuymuş gibi hareket ediliyor. Bu temel de politikalar geliştiriliyor.

Sonuç olarak ortaya “ Türk- İslam “ sentezi gibi bir baskı- asimilasyon ideolojisi çıkıyor. Gerçek şu ki; Ali Erbaş’ın açıklamaları “Sünni” İslam yorumu bile değil. Onlar “Erdoğanist İslam’ı” savunuyorlar.

Amaçları nedir?

AKP/ Erdoğan iktidarı, AKP-MHP ittifakı ile milliyetçiliği, ırkçılığı derinleştirirken adım adım faşizmi inşa etmektedir. “Devletin bakası” adına bütün güçleri şovenizmin ve mezhepçiliğin, cenderesine çekmektedir. Bu politik gerçeklik içinde savaşı, düşmanlaştırmayı, ötekileştirmeyi, zorbalığı en son noktasına kadar uygulamaktadır.

İktidar bu politikaları aracılığıyla Alevilerin etrafına ateşten bir çember örüyor. Türkiye halkları “Kürt Sorunu” gerçekliğinde şovenizme, “Alevilik Sorunu” çerçevesinde mezhepçi çatışmalara sürükleniyor.

Bu yüzden, zamanın ruhu Alevileri; cesarete, mücadeleye ve özgürlük aşkına çağırıyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir