Mülteciler: Türkiye işçi sınıfının yeni bölüğü – Z. Öztürk

Share on Facebook15Tweet about this on Twitter

7 Haziran seçimleriyle iktidarını kaybeden AKP’nin, bu seçimden sonra devletin zor gücüne olan ihtiyacı giderek artış gösterdi. Nitekim 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ise iktidarını koruyabilmek OHAL ilan etti. Yetmedi, etrafında destek noktası olabilecek her yapıya dört elle sarılıyor. Bunların yanı sıra AKP ve temsilcisi olduğu sermayenin, Ortadoğu coğrafyasında bölgesel hegemon güç olmaya çabaladıkça bataklığa batması sonucunda yeni gerilim noktaları oluşuyor.

Bu gerilimlerle birlikte kapitalizmin yapısal kriziyle de sarsılan AKP/Sermaye, ayakta kalabilmesi için küçüklü büyüklü direnişler ile ne zaman kopacağı belli olmayan bir fırtınayı besleyen Türkiye işçi sınıfına karşı önlemlere yönelmiş durumda. AKP/Sermaye, sindirilmiş, her sömürü şekline boyun eğen ve ne verilirse onu kabul eden bir işçi “yığını”na, yani mültecilere  ihtiyacı var. AKP/Sermaye medyasının Suriyeli mülteciler konusu üzerine bu kadar çok eğilmesi bir tesadüf değil.

Suriyeli mülteciler insan değil “koz”

Türkiye’de yaklaşık olarak 3 milyon Suriyeli mültecinin %23’ü çocuk. Bunun yanında AFAD verilerine göre 2011’den bu yana Türkiye’de 224,750 vatansız çocuk doğdu. Mülteci kamplarında barınanların sayısı ise 233,064. Yani Suriyeli mültecilerin kabaca %90’ı sınırdan geçer geçmez evsiz ve işsiz bir şekilde bir herc ü merc edilmiş bir ortama düşüyor.

Sermayesiyle beraber gelmiş Suriyelilerin vatandaşlık işlemleri ve “yatırım”ları son hız devam ediyor. Ancak büyük bir çoğunluğu hiçbir güvence olmadan ve hiçbir zaman vatandaş olamayacağını bilen beden işçilerine dönüşmüş durumda.

Türkiye kamuoyunda, mültecilerin Türkiye metropollerine sanki keyif çatmak için geldiği ve hepsinin cihatçı teröristleri desteklediği gibi bir algının varlığı söz konusu. Halbuki mültecilerin içinde bulunduğu durum; himaye etme kisvesi altında ucuz iş gücü olmak ve Batının “istila edilme” korkusuna yönelik bir koz olarak kullanılmak arasında bir yerde sıkışmışlık hâlinden ibaret.

Mültecileri örgütleyelim

Tam da burada sınıfsal bir bakış açısı hayati önem taşımakta. Mülteciler Türkiye’de hepimizden daha çok ve yoğun bir şekilde yoksullukla, iş cinayetleriyle, eğitim-sağlık-barınma haklarına ulaşamamakla, tacizle, tecavüzle, faşist saldırılarla, geleceksizlikle, ucuz iş gücüne dönüşmekle, “vatan savunması”ndan kaçmakla suçlanmakla, en riskli işlerde çalışma zorunluluğuyla karşılaşmaktalar.

Hâl böyleyken buraya kör bakmak ya da AKP/Sermayenin manipülasyonlarına aldanmak büyük bir lüks. Sermayenin ihtiyaçlarından ötürü, mültecilerin geriye zorla gönderilemeyeceğini tespit etmeliyiz. Türkiye işçi sınıfının yeni bölüğü olan mültecilerin lümpenleştirilerek ve cihatçılaştırılarak düşman saflarına katılmasını engellemek adına yapılması gereken şey, fiili-meşru bir zeminde mülteci işçiler sendikasının ve taban örgütlenmelerinin hayata geçirilmesi.

Mülteci yığınların işçi sınıfının öznelerine dönüşmelerinin önünü açmak için yaşadıkları kenar mahallelerde birincil ihtiyaçlarını karşılayan, hukuki sorunlarını çözen yani onları yerelleştiren yatay çalışmalara başlanılması gerekiyor. Yerelleşen ve her yerelde kendi potansiyelini açığa çıkaran bu taban örgütlenmelerinin tüm Türkiye sathında yaygınlaşması, aynı zamanda işçi sınıfının zaferine doğru giden yolda büyük bir sıçramayı da beraberinde getirecektir.

Share on Facebook15Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir