Müslüman mahallesini kayyumla yönetmek! – Samet Haytacı

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

İçerisine girdiğimiz referandum süreci sayısız etkenin müdahalesine açık. Toplumun üzerine binen baskı, her an hiç beklenmedik noktalardan patlak vererek yeni olasılıkları da gündeme getirebilir. Yükseltilen İslami söylem ve karşısında gelişen yeni laiklik mücadelesi arasındaki ilişki de bu noktalardan biri.

Laiklik mücadelesi

Son zamanlarda güçlü bir laiklik rüzgarı esiyor. AKP’nin dayattığı muhafazakar ve tek tipçi anlayışa karşı toplumun içerisinde yeşeren, güçlü bir demokrasi talebi ile birlikte gelişen ve Alevilerin, Kürtlerin de kendisini paydaşı hissedebileceği yeni bir durum bu.

Bugün özellikle Gezi güçleri ve kadınlar tarafından desteklenen, sosyalistler tarafından sokakta sahiplenilen bu olgu; iktidarın din soslu totaliter rejimine karşı olan halk güçlerinin halkçı-demokratik bir laiklik inşası olarak okunabilir.

Öte yandan resmi laikliğin sözde fedaileri Ordu ve bir takım sermaye güçlerinin laikliği savunmak yerine kendilerini Erdoğan’ın yeni rejimine adapte etmeleri de bu sürecin kapsama alanını arttırıyor. Toplumun kendi talepleri adına yaptığı hamle, resmi laikliğin kendi kalıplarına ve dayattığı sınırlara takılmadan olgunlaşma şansı yakalıyor .

Erdoğan’ın hesabı

Rejim, bugün yükselen yeni laikliği ciddi bir tehdit olarak görüyor. Fakat onunla denge kurabilecekleri esnekliği çoktan kaybettiler. Bu nedenle bu olgunun karşısına İslam’ın Erdoğan yorumunun daha da radikalleşmiş bir versiyonunu koymaktan başka çare bulamıyorlar.

Erdoğan bu anlayışta, yerine göre göklerden gelen kararların uygulayıcısı olurken; bazen de kararları verenin ta kendisi pozisyonuna yüceltiliveriyor. İslam’ın temel doğruları ile dahi çelişen, budalaca düşünce ve söylemler yeni rejimi kutsama gayesiyle servis ediliyor. Erdoğan Müslümanlara kayyum olarak atanmış gibi!

İmamlar “Evet” kampanyaları düzenliyor, hutbelerinde “Hayır” diyenleri hain ilan ediyor. Bu arada muhafazakar söylemin geleneksel takıntılarından olan “Taksim’e Cami” meselesi de yeniden ortaya atılıyor. Bu proje üzerinden İslamcı kesim motive edilirken, muhaliflerin yapacağı sert karşı çıkışların da rejimin eline koz olarak geçmesi planlanıyor.

İmkânlar…

Rejimin beklentisinin aksine; bu hamleler demokratik-halkçı laiklik talebini yükselten güçlere yeni fırsatlar sunuyor. Erdoğan’ın İslam yorumunun İslam’ın en temel değerleriyle çelişir boyuta geldiği açık. Muhafazakar mahallenin elitlerinin desteğiyle büyüyen Gülen Cemaati’nin yaptıkları da aynı cenahın desteklediği IŞİD, El Nusra gibi örgütlerin Türkiye’deki saldırıları da ortada.

Şimdi Erdoğan etrafında kenetlenmiş gibi görünse de muhafazakar mahalle gidişattan rahatsız, karmaşa ve güvensizlik içinde.1980 darbesinden sonra parlatılan Siyasal İslam projesi Erdoğan’ın şahsi menfaatlerine indirgenip kredisi tüketilmiş durumda.

Demokratik-halkçı laikliği savunan güçler ve bugün pratik olarak içinde konumlandıkları Hayır cephesi; İslam’a doğrudan cephe almadan, siyasetin ince işçiliği ile hareket edebilirse önü daha da açılır.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir