Mutfaklarda Değil, Sokaklarda Buluşalım! – Elif Demirel

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Çevremdeki kimsenin beni ağlarken görmediğiyle övünürken; bindiğim toplu taşıma aracında, tanımadığım onca insanın içinde bir erkek yüzünden ağlamamın üzerinden dört yıl geçmişti. Bu öyle girift bir bilmeceydi ki, “sen benim gözyaşlarımı gördün” diye yakasına yapışabileceğim koca bir yabancılık vardı karşımda yalnızca. Akan gözyaşlarını, akmasına sebep olan görmüyorsa eğer hesabı da sorulamıyor sanki. Soramadıklarımdan biliyorum.

Sonra erkekler böyledir dediler bana, aldırma. Dedim madem öyle, küçük bir kız çocuğu olup, yirmili yaşlarımdaki kendime erkekleri anlatırım ben de. Anlattım. Erkekler kadınların toplu taşıma araçlarında ağlamalarına sebep olur. Bunu bil ve buna göre davran dedim. Etrafımdakiler aynı anda konuşmaya başladı yine. Çocuk gibi davranma, kendine gel dediler. Kendime gelebilmek için acılarımı, karşımda ice tea şeftali içip, çikolata yiyen bir doktora anlattım.

Ezcümle bana sorsalar, en başından hiç olmamış olmayı tercih ederdim. Yokluğun karanlık koridorlarında, yaş pastanın üstüne dikilen mumları “iyi ki yokmuşum” diye üflerdim. Beni ne hale getirdiler doktor. “Erkekler böyledir” diye diye, “hayatın kanunu bu” diye diye…

Hayır, iki gözüm, öyle değil

Çare, adı çamaşır deterjanına benzeyen anti-depresanlarda değil. Suratına umursamazlıkla bakan doktorlarda değil. Öğrendikleri tüm çaresizlikleri sana aynen öğretmeye çalışanlarda değil. Bakma, kendinde olmayan başkasında da olmasın ister çoğu kez insan. Kızabilir misin?

Ben seni bilirim, kızamazsın. Bir nebze bile olsa sağaltmak istiyorsan ruhunu, prospektüslerden çevir başını ve çevrendekilerin her şey yolundaymış gibi davranırken nasıl göründüklerine bak. Biraz da gülümsersin hem, fena mı olur? Hayır, cancağızım, her şey yolunda değil. Yolu ve huzuru “böyle gelmiş böyle gidecek” tadında hayat derslerinde aramamalı…

“Kadınlar savaşçıdır” diyen Didem Madak’ın tılsımlı şiirlerinde aramalı insan. Ilık süte bisküvi batırıp mutlu olan kadınlarda aramalı. Onların ağzından katiyen “ama” ile başlayan cümleler duymazsın, ben kefilim. En çok rüyalarına ve ellerinin güzelliğine hayret eden kadınlara bakmalı. Hayret ki, en çok yakışandır bize.

Seni beni uyduruk masalların, gömülmemizi istedikleri mağlubiyet tarihinin başrolü yapanlara bakma, tarihi yeniden yazanlara bak. “Siz de takdir edersiniz ki baylar” de onlara, “başrol her zaman biz kadınlarındı” ve “cüret de kadının bedenine en iyi oturandı”. “Sizler için üzgün olamayacağız baylar, çünkü üzgün olmaktan yoruldu yüzlerimiz” diye de ekle. Delilikten, karanlıklardan, melankoliden korkanlarda değil, onları baş tacı edenlerde ara çıkış yolunu.

Ben hep kapılara yakın olmayı severim zaten. Çünkü bilirim, bize çekip gitmeler yakışır. Göğe doğru uzanan bedenini, sokağa vurup…

“Beni dize bilmez sanma

Beni dize gelmez san!”  diye haykırmanın tam vaktidir. Kadınlar için şiir ve isyan vaktidir.

*Birhan Keskin/fakirkene

 

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir