Nafaka yeniden gündemde – Deniz Uslu

Türkiye’de “erkek aklın” tırmaladığı, kadın hareketinin savunduğu nafaka hakkı tekrar gündemimizde.

Gündemimize giriş şekli, bir delinin kuyuya attığı taşı andırıyor. Ne yazık ki bu ülkede deliler de taşlar da bitmiyor…

“Bir gün evli kaldık, ömür boyu nafaka ödüyorum”, “Nafakayı ödemek için böbreğimi satmak zorundayım” gibi cümleler bir karikatür dergisinden çıkmış gibi gelse de aslı öyle değil.

İnternet sitelerinde, basın açıklamalarında örgütlenen; ciddiye alınıp gazetelere, bakanlığa, meclise taşınan bir “mağdur erkek, baba” güruhunun saldırısıyla karşı karşıyayız.

Tek tek o erkeklerin saldırısı da değil bu üstelik. Erkek egemen sistemin, kadınlara yönelik sistematik saldırılarından yalnızca birisi.

Yan gelip yatıyor muyuz?

Peki neye saldırıyorlar, nasıl talepler dillendiriyorlar?

Boşanma durumunda yoksulluğa düşeceği tespit edilen kişilere verilmesi öngörülen yoksulluk nafakasına yönelik saldırılar, “talepler” bunlar.

Mevcut yasada cinsiyet belirtilmemiştir fakat bir Türkiye gerçeği olarak boşanma sonucu yoksulluğa düşen taraf çoğunlukla kadın.

Erkek egemen akıl kadınların aldığı/almaya çalıştığı nafaka karşısında dikiliyor. Bir gün evli kalıp bir ömür nafaka alındığı, nafaka almak için evlenilip boşanıldığı gibi yalanlarla saldırıyorlar.

Evlilik boyunca kadının ev içi emeğe, çocuk ve yaşlı bakımına mecbur kaldığını göz önünde bulundurduğumuzda; işgücünde kadın istihdamının yüzde 20’lerde seyretmesinin altyapısını anlamış oluruz.

Hal böyleyken bilmedikleri ya da bilmek istemedikleri gerçek ise kadınların boşanmaya karar verme süreçlerinin dahi çetrefilli yollardan geçtiğidir. Boşanmak istemenin cinayet sebebi sayılmasıdır.

Hali hazırda nafakaya hak kazanabilmek için diğer taraftan daha az kusurlu ya da kusursuz olunması istendiğini ve nafakayı alabilmenin çok zor olduğunu unutmamak gerekir.

Verilen nafaka miktarlarının ortalama 300-400 TL gibi komik rakamlar olmasıdır görmemiz gereken. Nafaka yükümlüsünün üzerine kayıtlı gayrimenkul vb. başkasının üzerine devrettiği, çalıştığı yerde kendisini sigortasız gösterdiği gerçeğidir.

Kadının “dul” ve çocuklu bir vaziyette, evlilikten dolayı tecrübesiz kalmasıyla birlikte iş aramasının, bulmasının zorluğu da es geçilemez bir gerçektir.

Yani, kimse kadının evlilik süresince harcadığı karşılıksız emeği, o süreç içerisinde toplumdan soyutlandığını görmez iken; iş boşanmaya gelince bir anda eşitsizlik olduğunu anlayıveriyorlar.

Bu bir savaş ise yanıtımız var!

Kadın haklarına yönelik yoğun saldırılar devam ediyor.

Bu sürece kadın hareketinin cevabı: Ortak mücadele hatları oluşturmak, haklara ve hayatlara yönelik her türlü saldırıyı savuşturmak olmalıdır. Adeta bir savaş haline getirilen bu atmosfere yanıt, savunmayı ve saldırıyı güçlendirmek olmalıdır.

Burada konu yalnızca erkek akla karşı nafaka hakkının mevcut halinin savunulması değil, gerçekçi çözümler ile birlikte iyileştirilmesidir.

Kadınlar evlilik süreci boyunca sosyal güvenceli olmalı, işgücüne katılımı artırılmalı, yalnızca kadınların değil erkeklerin çalıştığı yerlerde de kreşler açılması yasalaştırılmalıdır.

Ve tüm bu talepleri erkek devlet mekanizmalarının kendiliğinden gerçekleştireceği beklenmemeli, gerek yerel yönetim gerek merkezi iktidar alanlarında bunların kavgası verilmelidir.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*