Ne Bekliyoruz? – Mahmut Durkal

2010 yılının Aralık ayında her şey bir seyyar satıcının kendisini yakmasıyla başlamış ve kitlesel bir biçimde sokağa taşan öfkeli kalabalıklar, yepyeni bir Tunus için meydanlara dökülmüştü.

Tunus ile sınırlı kalmayıp Arap Coğrafyasının tümüne yayılan bu olayla birlikte “Arap Baharı” söyleminin nasıl da ünlendiğini hatırlayabiliriz. Ne yazık ki “Arap Baharı” gerek halkın örgütsüzlüğü gerekse de “dışarıdan”  müdahaleler nedeniyle egemenlerin iktidarlarını restore etmesine neden olmuştu.

Peki bu durum halk kitlelerinin yaşamsal ihtiyaçlarına yönelik taleplerini sönümlendirdi mi? Daha önceleri de var olan siyasi istikrarsızlıklar devam ederken, yoksulluk ve güvencesizlik alıp başını yürürken, onlarca yıllık diktatörleri koltuklarından eden halk yığınları istediklerini alana kadar durmayacaklar mıydı?

Emekçiler grevde

İşte bu soruların cevabını, olayların başlamasından 8 sene sonrasında Tunus halkı kendisi vermeye devam ediyor. 2018 Ocak ayının ortalarında hükümetin açıkladığı 2018 bütçesi, Tunus halkını bir kez daha sokağa çıkardı.

2011 sonrasında halkın taleplerinin karşılanacağına dair verilen sözler yerine getirilmemiş; aksine kemer sıkma politikalarının ve sosyal güvenlik kesintilerinin arttığı, yeni vergilerin geldiği, kamuda istihdamın durduğu bir Tunus gerçekliğine şahit olmuştuk.

Bu sebeplerden dolayı 2018 yılı Tunus için isyan dolu bir yıl oldu ve son olarak Kasım ayında kamu emekçileri Tunus Genel İşçi Sendikasının (UGTT) çağrısıyla ülke tarihinin en büyük grevini gerçekleştirdi. Maaşlara zam ve erken emeklilik gibi konuların ana gündemini oluşturduğu bu eyleme Tunus’un ilerici, demokrat ve komünist partilerinin kurduğu Tunus Halk cephesinden ve öğrencilerden büyük bir destek geldi ve 700 bin kişi alanlara çıktı.

Sermaye cebini dolduruyor

Ülkedeki ekonomik sorunların müsebbibi ise iktidar.

İktidarda bulunan Bin Ali’nin bürokratlarının da bulunduğu liberal Tunus Nida Partisi ile Müslüman Kardeşler bağlantılı İslamcı Nahda’nın en büyük destekçileri IMF, Suudi Arabistan ile BAE ki Nahda Tunus solundan önemli iki isminin öldürülmesinde parmağı olan bir parti.

Sermayenin sadık hizmetkârı olan bu iki parti, 2015’te gerçekleşen ekonomik krizi aşabilmek için IMF’den 2,8 milyar dolarlık borç almaya başladı. Bununla birlikte Suudi prensinin Tunus’a çağrılması, BAE’ye yapılan ziyaretler, Ürdün ile ticaret anlaşmalar ise halkın taleplerini karşılamaktan çok sermayenin cebini doldurmaya yaradı. Sermaye cebini doldururken, krizin faturasını da emekçilere ödetmeye çalışmakta.

İsyanlar ne anlatıyor?

Her fırsatta sokağa çıkıp taleplerini alma noktasında tüm direnciyle mücadele eden Tunuslu emekçiler ise bu faturayı ödememede oldukça kararlılar.

“Sarı Yeleklilerden” etkilenen Tunuslu emekçiler, “Kırmızı Yelekliler” hareketi kurdu ve kaderlerini belirlemeyi iktidara bırakmaktansa kendi ellerine alma noktasında bir kere daha çekinmeyeceklerini gösterdiler.

Diğer yandan Tunuslu emekçiler, 2010’da başlayan ve tüm coğrafyaya yayılan bu isyan dalgasının,  “yeni” veya eskiye yama yapılarak devam ettirilen işbirlikçi hareketlere boyun eğmediğini ve halen halkçı potansiyel taşıyan hareketlerin bir şeyleri değiştirmek için tarih sahnesine çıkıp “Ne bekliyoruz?” diyebileceğini kanıtladılar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir