OHAL: Cemaat’in faturası, “Başkanlık”ın provası! – Ronay GÜLTEKÇE

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından tüm yurtta ilan edilen 3 aylık OHAL bir dönem daha uzatıldı. OHAL’in kamuoyuna bildirilen en önemli gerekçesi “FETÖ ile etkin mücadele” .

Hatırlamakta fayda var; 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrasında -iki yapının ortak tabanının hoşnutsuzluğu bahane edilerek- cemaat üyesi yargı ve emniyet mensuplarına yönelik yaptırımlar sınırlı tutulmuştu. Bu kez ise “sonuna kadar” gidileceği iddia ediliyor.

Söylendiği gibi de başladı her şey. F.Gülen’in iadesi konusunda ABD’ye rest çekildi. Örgütle ilişkisi olduğu gerekçesiyle tutuklanan, açığa alınan ya da meslekten ihraç edilenlerin sayısı kısa sürede on binleri aştı. Gülen Cemaati tamamen ortadan kalkıyor izlenimi yaratıldı.

Cevapsız sorular…

Ancak, 15 Temmuz gecesi ve sonrasına ait çok sayıda soru işareti halen giderilmedi. Darbenin bir numarası olduğu iddia edilen Adil Öksüz’ün salıverilmesi, darbenin siyasi kanadının açığa çıkartılmaması/çıkartılamaması, her alanda tasfiye dalgası sürerken Yüksek Seçim Kurulu gibi kritik bir organda “FETÖ” izine “rastlanmaması” tuhaflıklardan bazıları…

Cemaat’in sivil tabanına yönelik tedbirler olabildiğince geniş ve hoyrat biçimde sürdürülürken; kritik noktalardaki “kadrolu FETÖ üyelerine” yeterince dokunulmadığı açık.

Son örnek de; Cemaat üyelerinin iç yazışmalarda kullandığı iddia edilen ama ısrarla sümen altı edilmek istenen Bylock mesaj servisi… Bu uygulamanın incelenmesi işi kriptoloji uzmanlarına bırakılamayacak kadar hassas anlaşılan!

Rejimin sırları ve sınırları!

Cemaat ve 15 Temmuz’a dair onca belirsizliğin yanındaki son derece net durum şu: AKP bu hesaplaşmada belli sınırları aşamıyor.

Sınır aşıldığında ortaya çıkabilecek ve iktidarı bekleyen iki tehlikeden ilki, AKP’deki Cemaatçilerin deşifre olma ihtimali. İkincisi ise Cemaat içindeki CİA’in. Bu gerilimler AKP/Erdoğan rejiminin -şimdilik- göze alamadığı kadar büyük.

OHAL’in Cemaat’e dair faturasına baktığımızda, ifşa olmuş devlet memurları ve el koyulan mal varlıkları dışında ne kaybettikleri konusunda kesin konuşmak zor. El koymalar yoluyla gerçekleşen sermaye devir işlemi ve boşalan kadrolara “tehlikesiz” tarikatlardan eleman takviyesi, iktidarı şimdilik tatmin etmiş görünüyor.

Cemaat’e dair aydınlatılmayan tüm yönlerin; kapalı kapılar ardında Cemaat’in bizzat kendisinin de aktör olduğu masalarda pazarlık maddesi olduğunu tahmin edebiliriz. Bu

pazarlıkların sonucunda oluşacak yeni dengeler, bu uluslararası organizasyonunun Türkiye özelindeki yeni hamlelerinin de büyük oranda belirleyicisi olacak.

Nereye gidiyoruz?

Erdoğan’ın bugün her cephede ve masada Başkanlık kartını öne sürdüğü sır değil. Kurulacak yeni dengelerde inisiyatif kazanma yarışı devam ederken, rejim adına olmazsa olmaz denilebilecek olgu, başkanlık!

Cemaat, Kürtler, ABD, AB, Ortadoğu’da siyasi/askeri aktörler, Türkiye içindeki politik güçler…

AKP/Erdoğan açısından, fiili rejim değişikliğini kalıcılaştırma başarısı; tüm bu odaklarla karmaşık çatışma ve ilişkiler sarmalından sağlam çıkıldığının “ispatı” olarak sunulacak.

OHAL ve Başkanlık, AKP açısından artık vazgeçilmez!

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir