“Onur”un direniş hali – Melikşah GÖHER

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

İbne’liğin tüm benliği ile tarihe kazıdığı bir günün içerisinden geçerek, bir kez daha haykırdığımız “Susma, Haykır, Eşcinseller Vardır!” şiarı hiç bu kadar maddileşmemişti.

“Onur” kelimesi anlam bakımından birçok tanımı içinde barındıran bir sözcük olsa da, eşcinseller için tüm anlamların dışında “herşeyi” ifade eden bir direniş biçiminin gövdesini oluşturmaktadır.

Tarihin engin normatif yığınları arasında gezinirken, kimliğin “olma” halini bu kadar anlamlı kılan, omurgasını inşa eden ve eşcinselliği a-normalin içerisinde kaderleştirmiş algıyı tokatlayan bir özne olma mücadelesinin anahtar kelimesidir.

Yasaklar “Onur”u durduramadı

69 Stonewall bağımsız direniş kuşağı içerisinden bugüne miras kalan, her yıl bir önceki yılın üzerinde bir güçle “Eşcinseller vardır!” söylemini haykıralı tam 48 yıl oldu. Geçen yıllar içerisinde kendiliğinden ya da doğrudan kazanılan tüm mücadele pratiği mahallelere, sokaklara, kampüslere, kimliklere ve zihinlere kazılmış bir halde, onuru yaşatarak ve yeni onurları yeşerterek büyümeye devam etmiş ve etmektedir.

Ama bu yıl, 2017 Haziran Türkiye’si için, kaotik hava içerisinde bir nefes alanı filizlenirken, mücadelenin ve direnişin adresi başka bir biçimde daha tarif edilmektedir. Tıpkı 2013 Haziran ayında büründüğümüz cüretin yansıttığı irade gibi, kimlik ve direniş de sokaklarla buluşmuş ve orada pişmiştir.

Heteronormatif odaklı kapitalizmin yapısallaştırdığı ve erk iktidarın da tohumlarını saça saça doğruca koştuğu tek adam diktatörlüğüne karşı; kimliğin olma halini sokağa taşıyarak yaşattığı eşcinselliğin “Buradayız!” savaşımı, hiç bu kadar tarihsel olmamıştı.

Böylesi bir süreç yaşanmasına rağmen, iktidar mekanizmalarının valilik temelinde yasakladığı ve faşist işbirlikçi çetelerin tehdit ettiği “Onur Yürüyüşü” pratiğini gerçekleştiren ise, sokağın nabzına nüfuz ederek ortaya konan bu irade olmuştur. OHAL rejimine ve KHK’ların iktidarına karşı sokakları toplumun “a-normal” ibnelerinin doldurmuştur.

LGBTİ mücadele pratiğini örgütleme zamanı

Baskının, talan politikalarının önünün açıldığı süreçte, kimliğin politik momentini inşa edecek hamleler ile bir kez daha LGBTİ bilinci toplumsal dinamiklere aşılandı. Fiili meşruluğunu gören yerden bir araya gelerek talep edilen ‘hak’ için direnmenin ve ‘hak’ kavramını sınıflaştırarak direniş göstermenin fitili ateşlendi.

Dönem taleplerin motor gücü olan öznelerin bir araya gelerek, mücadeleyi alanlardan evlere, kampüslerden iş yerlerine ve fabrikalara taşıma günüdür. Stonewall’ün yakıcı isyan dalgasını göğüsleyerek, Türkiye LGBTİ mücadele pratiğini dönüştürmek ve öz kimliğini inşa etmek; tarihsel sürecin birikimi sonucunda bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır.

Pratik gücü depolayarak, geçmişle yüzleşip, aynı zamanda geleceği özlemle beklemek yerine şimdiyle diyalektik olarak örgütlemeli ve gündem belirleyici bir politik zemine doğru yönelmemiz gerekmektedir.

 

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir