Örgütlenmenin içindeki çürük: Ertelemecilik – Haydar Arıkuşu

Share on Facebook38Tweet about this on Twitter

Gazetenin bir önceki sayısındaki ‘’Devrimci Örgütlenmede Planlı Çalışma’’ başlıklı yazımda, planlı çalışmayı, örgütlenmenin olmazsa olmazı olarak açıklamıştım. Ve planın, hedef ile diyalektik, gerilimli bir etkileşim içinde olduğunu, hedefe varışın ‘’kurulu zembereği’’ olduğunu vurgulamıştım.

Gerçekten de örgütlenme faaliyetleri içinde görüyoruz ki başarı konsantrasyonu gösterme, sonuç almanın netlik ve keskinliğini, planlı çalışmayla sağlayabiliyoruz.

Ağacın çürüğü

‘‘Ağacın çürüğü içindedir’’ derler. Planlı çalışmanın çürüğü de; ertelemeciliktir.  Ertelemecilik, devrimciliğin içini oyar, eksiltir.

Çürüme; yaşamın ertelenmesidir. Duran çürür, ey devrimci! Çürüyen kokar.

‘’Sonra yapsam ne kaybederim ki?’’ diye, masum bir soruyla inzivaya çekilir ertelemeci. Kendine zaman ayırdığını sanır. Günlük yaşamın koşturmacasında hafif öfkeli, biraz da bıkkın; ‘’ Aamaan! Yarın yaparım’’ der. Ya da koca bir güne  ‘’bir işi’’ sığdırır. Ve o ‘’bir işe’’ hazırlanır da hazırlanır.

‘’Kendine’’, zaman kazanmaya çalışır, ertelemeci. Oysa geçen zaman devrimdendir. Geçen zaman plandan…

Erteleme hastalığı

Psikoloji de erteleme hastalığının adı; ‘’Procrastination’’ dur. Yapılacak işleri, öteleme, üşenme, sonraya bırakma olarak tarif edilir.

Nedenleri de;

Motivasyon eksikliği, mükemmeliyetçilik, kalıplaşmış düşünceler (zaten başaramam,  sonra da yapsam olur vb.) olarak belirtilir.

Erteleyen birey sorunlarla yüzleşemez. Sorun kaçkınıdırlar onlar. Günlük yaşam içinde hayatın felaketi değildir elbette. Belki de, niyet ve yaşantımızda açılan iğne ucu kadar bir deliktir. Fakat gelin görün ki siyasette bu küçücük ‘’sorunla yüzleşme kaçkınlığı’’ önce plan geriliminde kaçırır, sonra bireyi savaş kaçkınlığına kadar götürür.

Ertelersin, hedeften uzaklaşırsın. Ertelersin ‘’başarmak ‘’ geriliminden korkarsın. Gereceklerin gözünün içine bakacağına, yüzünü dolar gidersin.

Başarısızlığın müzminleşir, küflenirsin. Devrimci görevlerin geriliminden, kendini yaşamak için zaman kazandığını zannedersin. Sen zamanı kıtır kıtır yersin, sistem onu fitil fitil burnundan getirir.

Limitsiz kredi kartları gibidir ertelemecilik. Taksit taksit tüketirsin zamanı. Üşene üşene biriktirirsin görevlerini. Günü gediğinde bedelini ödeyemez, görevlerinin altında kalırsın.

Tembellik ve ertelemecilik

Ertelemeci-lik, tembellik değildir. Peki, üşenmek midir? Hayır. Bu kavramda tam olarak karşılamaz. Bunları birer parça içerse de ertelemecilik esas olarak yoğunlaşma yokluğudur.

O, özgürlük korkusuyla beslenen, başarı kaçkınlığıdır.

Başlayamamaktır ertelemecilik, başarmaya başlangıç kıvılcımını çakamamaktır.

Devrimci kadro, hamleci ruhun keskin iradeciliğini, planlı çalışmanın başarı yoğunlaşmasını, bilincine yaşamına hâkim kılmadıkça ertelemecilikten kurtulamayacaktır.

Sonuç olarak;

‘’ Esas marifet buluttaydı; ama herkes yağmura şiir yazdı.’’ diyor şair C. Zarifoğlu

İşte biz de öyle; planlı çalışmanın bulutlanmış yoğunlaşmasını, başarı yağmurlarına çevirdikçe ertelemecilik zaafımızdan kurtulabileceğiz.

İşte o zaman, bulutun (örgütlenme planının) marifetinin kadir kıymetini bileceğiz.

05.01.2017

Share on Facebook38Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir