Ortadoğu’da Kürtlerin Zamanı mı? – Tomris KESKİN

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Küresel emperyalist güçlerin vekalet savaşlarıyla kaos çıkartarak hegemonya yarışına girdikleri Ortadoğu’da süreç, artık güçlerin bire bir sahada olarak kendini var edebildiği, olmadığı zaman da kaybettiği bir biçim almış durumda.

Rusya’nın Suriye savaşına boylu boyunca girmesi ve şimdi Halep’i de Cihatçı çetelerden temizlemesi, tüm kurulu dengeleri sarsıp değiştirdi.

Suriye’de Rusya’nın hamleleriyle inisiyatif kaybeden ABD, yönünü Musul ve Rakka’ya çevirip hamle yaptı. Musul ve Rakka operasyonları hızlı bir biçimde ilerliyor.

Kontrollü kaos yaratarak emperyalist güçlerin bölgeye müdahalesine ön açan IŞİD’in Musul ve Rakka operasyonlarının sonucunda bölgeden süpürülmesine ramak kaldı. Ama esas mesele, Işid’i temizledikten sonra bölgenin geleceğini etkileyecek kritik lokasyonlar olan Musul ve Rakka’da kimlerin belirleyeceği olacağı.

Şimdi bu denklemde kilitlenmiş gibi duran akışı yeniden hızlandırmak için yoğun pazarlıkların yapıldığı sürecin içerisindeyiz.

Yeni bir stratejik güç: Kürtler

Bu pazarlıkların ve güç ilişkilerinin içerisinde yayılan ve hegemonya alanını arttıran Kürt Özgürlük Hareketi, yeni bir stratejik güç olarak bölgede emin adımlarla ilerliyor.

Suriye’de Demokratik Suriye Güçleri içinde konumlanarak bölgenin tüm etnik güçleriyle yan yana ilerleyen, Rojava’yı özgürleştirerek Ortadoğu karanlığında bir ışık yakan, Güney Kürdistan’da tüm engellemelere rağmen Ezidileri katliamcı çetelerden kurtaran ve uluslarası arenada meşruluğunu arttıran Kürt Hareketi, öyle anlaşılıyor ki Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme sürecinin tam merkezinde yer alacak.

Nitekim Türkiye’nin koyduğu tüm kırmızı çizgileri aşan Kürtler, hem Musul hem de Rakka operasyonunun tam merkezinde yer aldı ve artık bölgede oldukça kritik ve belirleyici bir noktada duruyor.

17 Ekim’de başlayan Musul Operasyonu ABD’nin havadan; Irak ordusu, (İran devrim muhafızlarının içinde yer aldığı) Şii milisler ve peşmerge güçlerinin karadan katılımıyla, hızlı ve sonuç alıcı bir biçimde devam ediyor. Kara operasyonunda kimlerin yer alacağı tartışmasının uzun sürmesi, Irak’ın geleceğinde belirleyici olma kaygısının bir sonucudur.

Türkiye açısından ise tüm hamlelere rağmen operasyonda yer alınamaması; Ortadoğu’da saplanılan politikasızlık bataklığında iyice dibe çekilme ihtimalini güçlendirmekte. Buna karşın; Kürt Hareketi’nin Musul Operasyonu için dengeleri gözeterek uygun fırsat ve zeminleri yakalamaya çalışmakta olduğunu gözlemliyoruz. AKP’nin şahlanma harekâtı iddiası olarak başlayıp şimdilerde nobran mağdurluğa dönüşen siyaset tarzının yerini; Kürtlerde sabırlı, dengeli ve bir o kadar da hamleci bir anlayış alıyor.

Hani benim “kırmızı çizgim” nerde?

Suriye’ye döndüğümüzde de karşımıza benzer bir tablo çıkıyor.

Türkiye’nin “YPG Rakka operasyonuna katılırsa biz yokuz” dediği ve yok sayıldığı Rakka operasyonu, 5 Kasım’da YPG öncülüğünde Suriye Demokratik Güçleri ile başladı. Türkiye’nin başlattığı Fırat Kalkanı operasyonu ile dalga geçercesine operasyonun adı Fırat’ın Gazabı oldu.

Rakka’yı doğu, batı ve kuzeyden kuşatacak operasyonun, kent merkezine varıldığında başka bir planlamayla devam edileceği açıklanıyor.

Arap şehri olan Rakka’nın merkezine hangi askeri güçle girileceği tartışması önemli bir yerde duruyor. Kürt Hareketi’nin katliamcı çetelerden temizlediği yerlerde o bölgenin halkı ile kurduğu ittifaklar üzerinden yürütmüş olduğu taktik, şimdiye kadarki süreçte gerçekleştirilen büyük yayılımın garantisi olmuştu. Rakka operasyonu gösteriyor ki öyle olmaya da devam edecek.

Musul ve Rakka ile Kürtler ne hedefliyor?

Ortadoğu bölgesindeki paylaşım savaşımında küçük bir güç olmaktan oyun kuruculuğa yükselen Kürtlerin, başlayan Musul ve Rakka operasyonu ile başka bir noktaya sıçramayı hedeflediği anlaşılıyor.

İstikrarlı bir biçimde yayılarak hegemonyasını arttıran Kürt Hareketi, sadece Kürtlerin hareketi olma niteliğini aşıp bölgedeki tüm halkların hareketi olma iddiası ile ilerliyor.

Musul operasyonundaki güçlerle denge kuran ve müdahale için fırsat yaratmaya çalışan Kürt Hareketi, bölgedeki Barzani hegemonyasını sarsarken; Irak’ın genelinde de meşruiyetini artırıp ülkenin yeniden dizaynında etkin güç olma fırsatı kazanmaya çalışıyor.

Yeni Irak’ta inisiyatif arayışı

Kürt Hareketi öncelikli olarak; Suriye’deki kazanımlarını arttırmak ve bir statüye kavuşturarak kalıcılaştırmak istiyor. Irak’ta ise IŞİD’in nüfuz kaybettiği bölgelerde, etki alanını genişletmeyi ve “Başur’un tek hamisi” olma iddiasındaki Barzani’den rol çalmayı hedefliyor. Bu arada Barzani’nin “4 parçadaki Kürtlerin sözcüsü” olma iddiasından bu noktaya gerilediğini ve bu sonuçta yine Kürt Hareketi’nin bölgesel hamlelerinin etkili olduğunu hatırlatalım.

Görünen o ki, Kürt Hareketi Ortadoğu’daki paylaşım savaşında kendi planlarını kazanarak uygulamaya devam ediyor, edecek.

Ancak bölgede kurulan ittifak zeminlerinin kaygan ve çıkarlara dayalı olduğunu tekrar tekrar hatırlamak süreci doğru okumak için oldukça önemli. Kürt Hareketi’nin bu ateş çemberinden kendini büyüterek çıkması ancak bölgedeki halklarla kurulacak kalıcı ittifaklar doğrultusunda gerçekleşecektir.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir