Oylar HDP’ye

Özgürlükçü Gençlik: Oylar HDP’ye!

Gençlik, toplumsal hareketlerin en önünde olan ve onu sıçratacak olan güçtür. Enerjisi ve hızı ona bu vasfı kazandırır. Söz konusu “öğrenci gençlik” olduğunda ise; enerjik gücün yanında, aydın kimliğinin kazandırdığı yön verme kabiliyeti de kendini gösterir.

Bu itibarla öğrenci gençlik, tüm dünyada özellikle 1968 sonrası, muhalif siyasetin temel belirleyicisi olagelmiştir. Türkiye’de özellikle Gezi İsyanı ve sonrasında oluşan devrimci dalgadaki gençliğin rolü, bunun en güncel örneğidir.

 Tehlike Büyüyor!

Ülkemizde, mevcut AKP yorumuyla hayatlarımızı 13 yıldır işgal eden sert neo-liberal politikalar, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da kendisini göstermekte. Üniversiteleri dönüştürme ve yeniden dizayn etme projesinin, son 33 yıllık sözcüsü YÖK her atağında misliyle karşılık buluyor ve bulacak da.

İktidar, bir yandan üniversiteleri ticarethaneleştiren, öğrencileri müşterileştiren politikaları arttırırken bir yandan da mezun olan öğrencilerin geleceklerini geleceksizlik ve işsizlikle belirliyor.

Kampüslerden gelecek farklı bir sese tahammülleri yok. Öğrencileri olduğu kadar akademisyenleri de baskı altına almaya çalışıyor ve “itaatkâr” nesil yetiştirme görevini iyice belletiyorlar.

Polisi kampüslere yerleştirme hayali tüm canlılığını korusa da, öğrencilerin olası tepkisi gözetilerek sürekli erteleniyor. Yeni YÖK yasası geçti fakat tamamı uygulanamıyor. AKP bizlerden korkuyor. Çünkü ne bizi, ne üniversiteleri ne de sokakları istediği gibi kontrol edemiyor.

Üniversite Gençliğinin Görevi

Geldiğimiz noktada bahsettiğimiz AKP, 2002 yılındaki AKP de değil. Çok daha otoriter ve çok daha faşizan. Sertleşip daralarak içerisindeki tüm farklı eğilimleri tasfiye etti. Artık sadece Erdoğan fraksiyonu ve ona ciddi biçimde kafa tutmaya cesaret edemeyen zayıf bir irade AKP’yi yönetiyor.

Geçtiğimiz yaz Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Erdoğan, önümüzdeki seçimlerin ardından başkanlık modelini uygulamaya koymak istiyor. Devlette organcıl işleyişin getirdiği görece çok sesliliği de ortadan kaldırıp “tek adamlığını” pekiştirmek ve tüm ülkeyi kendine biat ettirmek arzusunda. Bu uğurda karşısına çıkacak başta üniversite gençliği olmak üzere her gücü, şiddetle bertaraf etmeyi amaçlıyor. Bunun aygıtlarına da ancak AKP’nin seçimdeki zaferiyle ulaşmak mümkün.

Tüm bu olgular toplamda bir durumu netleştiriyor; Haziran seçimleri AKP için olduğu kadar, gençlik için de önemli. Sokakları ve kampüsleri isyan çığlığımızla doldurmak ve nihayetinde özgürleştirmek asli görevimiz. Fakat bugünkü süreçte farklı bir görevimiz de var; o da AKP’nin sokakta kaybettiğini sandıkta almasını engellemek.

 Oylar HDP’ye

Altını çizelim; sandık bizler için asla bir seçenek değil, güncel ehemmiyeti değişmekle beraber ikincil bir görevdir. Seçim bize zafer değil güç verir. Bugün acil hassasiyetler, faşist iktidarın yükselişini durdurmak ve özgür halk üniversitelerin var olmasına zemin yaratmaktır. Şu anda bu idealleri paylaştığımız tek odak, türlü zaaflarına rağmen HDP’dir.

Üniversitelerin çalışanları, akademisyenleri ve öğrencilerinin -üniversitenin esas sahiplerinin-içerisinde olduğu örgütlülüğün sözünün yükseltilmesi gerektiği bir süreçteyiz. Şimdi tam da“Nasıl bir üniversite?” sorusunun karşısına; üniversitenin esas sahiplerinin bölüm, fakülte ve kampüs örgütlenmesi gerçekleştirmesi ve özgür demokratik halk üniversite modelini inşa etmesi gerekmektedir.

Mücadelemizle harladığımız ateşimiz, her Haziranı 2013’teki kadar sıcak yapacaktır. Önümüzdeki Hazirana bu inançla giderken sandığa da bir uğramakta fayda var. Oylar HDP’ye!

Spot: Bugün acil hassasiyetler, faşist iktidarın yükselişini durdurmak ve özgür halk üniversitelerin var olmasına zemin yaratmaktır. Şu anda bu idealleri paylaştığımız tek odak, türlü zaaflarına rağmen HDP’dir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir