Özgür Çocuk Olmak! – Rasim KAYGUSUZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Çocukluğun tarihi, modernlikle yaşıttır. Ortaçağ ve öncesinde, çocukluk yoktur. Antik Yunan’dan Ortaçağ Avrupası’na kadar “çocukluğu” betimleyen sözcük de bulunmaz. Çocuk, 5-7 yaşlarına kadar bebek sayılır, sonrasında yetişkinler dünyasına girer ve onların yaptıklarını yapar, ayrı tutulmaz. Yani çocuklar “minyatür yetişkinler” olarak görülür.

Çocukluğun belirişi

Çocukluğun yeniçağ ile ortaya çıktığını görüyoruz. Bu tarihsel ve toplumsal bir belirmedir. Toprak ekonomisinin kapalı dünyasından, sanayi uygarlığına geçişin ilk zamanlarında çocuk yine belirsizdir. Fabrikada, atölyede ucuz işgücü olarak görülen “insancık” konumundadır.

Modern devlet farklı sınıfsal çıkarları bulunan insanlardan oluşan toplumu bir arada tutabilmek ve böylece egemenliğini sürdürebilmek için “yeni nesiller” eğitmelidir. İşte “çocukluk” burada inşaa olmaya başlar.

Çocukluğun tutsaklık içinde gelişimi

Çocukluk, toplumsal hayat için ön hazırlık eşiği olarak kurgulanır. Çocuğun “eğitim”le erginlenmesi beklenir. Çocuk, “etliye sütlüye karıştırılmaz”, aklı da ermez zaten… Sabi sübyandır, korunması gerekir, hassas, kırılgan, yetersizdir…

“Milli eğitim” anlayışı içinde yaş fidanlar, pasif, işini ve konumunu kabul etmeye istekli insanlar olarak eğilip/bükülmeye başlar.

Okul sistemi, topluma karanlıktan çıkış yolu, statü ve gelecek olarak gösterilir. Fakat hali hazırdaki sistem çocukları, ekonomik düzene uyumlu, itaatkâr işçi/memur nesli olarak yetiştirmeye odaklıdır.

Otoriter, ezberci, ödev ve sınava dayalı sistem içinde çocuklar, hem bilgiye hem de hayata yabancılaşır.

Yazık ki “çocukluk”, aile, okul, istihdam üçgeni içinde bir tutsaklıkta gelişmek zorunda kalır.

“Hormonlu çocuklar”

Kapitalizmin ürettiği sorunlar içerisinde “çocukluk” dönüşüme uğruyor. Çocuğun “korunaklı” evreni, savaşlar, göç, çocuk emeği kullanımı ve çocuk yaşta evlendirmelerin ciddi oranda artışıyla bozuluyor.

Ve çocukluk kesiti giderek metalaşıyor. Çocukluk silikleşirken, medya ve kültür endüstrisi “yetişkinleştirilmiş çocuğun” doğuşunu selamlamamızı istiyor. Ergenlik hormonu aşılanan çocuk artık büyümüş de küçülmüştür.

Çocukluğu savunmak!

Şimdi diyebiliriz ki, çocukları yetişkinlerle bir tutmanın ne zararı var. Hatta bu bir devrim bile sayılabilir, çocukla büyük eşitlenmiştir çünkü…

Lâkin çocuğun, kompleks toplumun içine birden atılıvermesi doğru mudur? Çocuk yetişkin değildir! Deneyime, anlamaya, kendi evrenini geliştirmeye ve bunu hayatta sınamaya ihtiyacı vardır.

Yaşar Kemal şöyle söyler “Çocuk, dünyamızda rahatsız bir kişidir… Çok özlem çeken insanlardır çocuklar.” Yani çocuğun evreni düşle gerçek arasında bir yerdedir. Yozlaşmamış, temiz bilinçlerinde gerçeği düşselleştirirken, özlemlerini ve düşlerini de oyun halinde gerçekleştirirler.

Oyunun yerini alan gerçekler ise çocuk evrenini işgale girişiyor. Rekabet ve yarış içinde, yetişkinlerin dünyasına öykünerek “büyüyen” tekdüze, zayıf, kıyıcı ve vicdansız bir nesil yetişiyor.

Bu yetişkin işgali karşısında çocukluğun evrenini savunmak gerekiyor!

Her yer çocuk yaz okulları

Özgür çocukluğun gelişimine katkı sunmak ve çocukların yetişkin evreninin saldırısından kendini koruyabilmesi için, birçok ilde ve mahallede Her Yer Çocuk Yaz Okulları düzenleniyor.

Burada ders değil etkinlikler, atölyeler ve oyunlarla çocuğun kendisini, çevresini tanıma süreci gelişiyor… Öğrenme anlatıma ve ezbere dayalı olmaktan çok görsellikle desteklenerek ve daha çok yaparak, canlandırarak, oynayarak gerçekleşiyor.

Bu “okulda”, çocukların kendilerini farklı görmediği, eziklik duymadığı, eşit ilişkiler içinde kendilerini buldukları bir ortam sağlamaya özen gösteriliyor. Yoksulluk, ekonomik/sosyal dezavantajlar başarısızlık olarak çocukların karşısına dikilmediği için burada önemli gelişme gösterebiliyorlar.

Hadi beraber “kaçalım”!

Yoksa çocukların okuldan azad oldukları yaz aylarında Yaz Okulu düzenlemek beyhude bir çabadır. Çocuklar sokağın, oyunun, tatilin, boş zamanın keyfini çıkarmak ister.

Bilirsiniz, çocukların en etkili protestosu “kaçmaktır”. Çocuk kaçar… Evden kaçar, okuldan kaçar, onu kısıtlayacak olan denetimden, sıkıcı, tekdüze olandan kaçar. Kaçarak kendini var eder ve özgürleşir.

Gelin bu yaz da Her Yer Çocuk olsun! ve “çocukluğun” kaçıp kurtulmasına biz de ortak olalım…

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir