Özgür Duruşu Pratikleştirme Görevimiz – Pelin KAHİLOĞULLARI

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Tarihsel sürecin hızlandığı ve dengelerin tepetaklak olduğu günlerden geçiyoruz. Belirsizliğin derinleştiği bu süreç, bir taraftan hiç olmadığı kadar sosyalist hareketlerin önünü açıyor, diğer taraftan ise aynı hareketlerin sağa ya da sola savrulmalarına neden oluyor.

İçinden geçtiğimiz bu tarihsel süreç aynı zamanda Toplumsal Özgürlük’ün 20. Yılına denk düşüyor.

Hareketimizin beslendiği ve tarihsel duruşunu inşa ettiği pratik, 90 yıllık bir geçmişe dayanıyor.

Kıvılcımlı “YOL” değerlendirmesiyle, TKP’de yaşanan zaafları eleştirerek hem partideki zaaflardan hem de sosyalist hareket içindeki tıkanıklıklardan kopuşmaya çalışır.

O, bu kopuşmada işçi sınıfına bağlılığı esas alır ve yeni deneyimler ortaya koyar.

Toplumsal Özgürlük de, geçmişin birikimlerine sahip çıkan bir tarihselliğe köklerini uzatırken, geçmişin zaaflarından kopuşarak onu aşan bir tarzın devamcısı olur. Bu tarz, kendini günün koşullarına uygun olarak güncelleyen, devrimci-pratik bir yeniden inşadır.

Siyasetin Toplumsallaşması

Hareketimiz merkezine işçi sınıfının devrimci çıkarlarını alan, ama aynı zamanda kapitalizmin zamanımıza özgü çelişkilerinin öne çıkardığı kadın hareketi, ekoloji hareketi gibi toplumsal güçlerle de ilişki kuran ortak bir mücadele zeminini benimser. Çoğunlukla işçi sınıfının farklı kesimlerine dahil olsalar da kesin sınıfsal sınırları olmayan bu güçler kapitalizm karşıtı dinamiklerdir.

Hareketimiz, işçi sınıfının tarihsel eylemi zemininde konumlanır ve onu anti-kapitalist dinamiklerin mücadelesiyle ortaklaştıran bağımsız-özgür bir duruşa sahiptir.

Bu duruş, dar pratikçi bir araçsallıktan uzak durur ve her dinamiğin sürece kendisi olarak da müdahale etmesini meşru görüp önünü açan bir yapıdadır.

Bir mahallede meclis kurarken ya da Karadeniz’de dereleri savunurken veya başka herhangi bir sorun alanıyla ilişkilenirken oradan kişi/kadro kazanmakla kendisini sınırlayıp darlaştırmaz; ana amaç, sistemin derinleştirdiği çelişkilere karşı ortak mücadele alanı oluşturmaktır.

Bu noktada Kıvılcımlının “Eyüp Sultan” konuşması, solu toplumsallaştırma hamlesinin önemli bir örneğidir. Halkın kültür ve anlam dünyasından yola çıkarak kapitalizmin çelişkisi parlatılır, öne çıkarılır.

Öncülük Görevi

Birçok hareket, sürecin getirdiği gerilimlerle sağa ya da sola doğru savrulmalar yaşıyor.

Bu süreçte Hareketimizin, işçi sınıfının devrimci çıkarlarına bağlı ve diğer anti-kapitalist ve halkçı toplumsal dinamiklerle ilişki içinde inşa ettiği bağımsız özgür duruşunu pratikleştirmek görevi önümüzde duruyor.

Hareketimizin sunduğu ideolojik zenginliği ve öncülüğü pratik içindeki devrimci kadroların hızla içselleştirmesi ve buna cüretle soyunması gerekiyor.

Solu toplumsallaştıracak ve kitleleri politikleştirerek siyasetin aktif öznesi haline getirecek devrimci taktiklerimizi hayata geçirmenin yolu, esnek ve yaratıcı bir ilişkilenme halidir. Formül ezberciliğine ve basmakalıp söylemlere sıkışan devrimci kadro, bu görevi yerine getiremez ve yaratıcı bir propaganda ve örgütlenme dilinden uzaklaşarak, kendine sıkışmış teknik bir tarzın ötesine geçemez.

Devrimci niyetimizin gerçeklik kazanmasının koşulu, bu zenginliği pratikleştirebilmekten geçiyor. Tarihin önümüzü açtığı bugünlerde zaaflı konumlara savrulmadan ve yerimizde saymadan hızla hedefe yürüyelim.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir