Özgürlük yolunda öğrenci gençlik – Kader Ortakaya

Özgürlükçü Gençlik Dergisi, sayı 11, Mart 2011

Üniversiteler geçtiğimiz dönemin açılışını YÖK’ün kaldırılması ya da değişime uğramasıyla ve YÖK’ün üniversite rektörlerine gönderdiği; sivil polislerin üniversitelerdeki varlığını yasalaştıran, öğrencilerin söz hakkını engelleyici her türlü “tedbir”i barındıran bir genelge ile yaptı. AKP, yeni dönemde üniversitelerin ticarileşmesine yönelik uygulanacak olan neo-liberal politikalara, hiçbir muhalefetle karşılaşmayacak biçimde devam etmek için üniversiteleri kendisi açısından dikensiz gül bahçesine dönüştürme amacındadır. Bu süreçte neo-liberal politikaların eğitimdeki dönüşümün hız kazandığı Avrupa ülkeleri öğrenci isyanlarına mekan olmuştu. YÖK’ün kaldırılması ya da YÖK’ün değişiminin gündeme gelmesiyle yıllardır 6 Kasımlarda “YÖK’E HAYIR” deyip alanları dolduran öğrenci gençlik, 2010 6 Kasım’ına “SINAVLAR KALKACAK, YÖK DAĞITILACAK” sloganıyla taleplerini somutlaştırma ihtiyacını daha yakıcı bir biçimde görerek yürüdü.

Söz Yetki Karar Hakkı

Üniversitelerde söz, yetki ve karar hakkı için 4 Aralık’ta Başbakanın Öğrenci Temsilcileriyle yapacağı toplantıya girmek için Dolmabahçe’ye yürüyen öğrencilere “polisin sert müdahalesi”nin ardından öğrencilerin eylemlerine sahne olan üniversiteler ve sokaklarda artık öğrenci gençlik hareketi daha farklı bir şekilde kabarmaya başladı.

Türkiye’de öğrenci eylemleri ilk defa gerçekleşmemekte, lakin 4 Aralık’ın denk geldiği Türkiye ve Dünya konjonktürü öğrenci hareketini sıçratan ve bu koşullarda büyüme etkisi yaratacak bir zamana denk gelmiştir. Bu süreci tetikleyen birçok neden saymak mümkün. Bunlardan bir kaçı Avrupa’daki öğrenci eylemleri, Türkiye’deki seçim sürecidir.

Medya Ablukası

Öğrenci gençliğin eylemlerinin, “gerçeği ayna gibi yansıttığını” iddia eden medyada bu kadar geniş yer alması dik kati çekmektedir. 4 Aralık öncesinde öğrenci eylemleri medyada akşam haberlerinde, günlük gazetelerin ara sayfalarında yer alır ve birçok olay gibi sonraki gün yerini başka gündemlere bırakırdı. Son dönemlerdeki öğrenci gençliğin hareketliliği ise medyada geniş yer almakta ve sonraki günlere de taşınmaktadır.

İktidar ve muhalefet partileriyle kurduğu ekonomik-politik ilişkilerine göre tavır alan medya kuruluşları öğrenci hareketine karşı da yine iktidarla kurdukları ilişki perspektifine göre tavır almaktadırlar. Öğrenci eylemlerini destekleyen, polis şiddetini kınayan bir tavır sergileyenler ve öğrenci hareketlerini çeşitli illegal örgütlerle ilişkilendirip polisi savunan bir tavır sergileyenler olarak ayrışmaktadırlar. Kapitalist sistemin en önemli ideolojik aygıtlarından olan medya Türkiye’de iktidar ve muhalefet arasında medya patronlarının çıkarlarına yönelik politikalar doğrultusunda zikzaklar çizmektedir.

Egemenler ve Öğrenciler

AKP olabildiğince polisiyle, özel güvenlikçileriyle, medyasıyla öğrencilere saldırmaktadır.

Eylem yapan öğrencilere bir taraftan tıpkı daha önce direnişte olan tekel işçilerine “bunlar işçi değil” dediği gibi üniversite öğrencilerine de “bunlar öğrenci değil; marjinal, ideolojik gruplar” deyip öğrencileri toplumsal gerçekliğimiz olan; yoksulluk, işsizlik, geleceksizliğe karşı verdikleri tepkiden soyutlamaya çalışırken diğer taraftan el değiştiren üniversite yönetimleri öğrencileri soruşturmalarla, okuldan uzaklaştırmalarla baskı altına almaktadır. Polis ve özel güvenlikçilerle kendisine koruma duvarı oluşturan AKP, herhangi bir protesto durumunda “orantısız güç kullanımı” yla gözler önünde öğrencilere işkence yaparak kendisini savunmaktadır.

CHP ise, öğrencileri kısmen destekler tavır gösterip öğrencilerin isteklerini, kendisinin iktidar olduğu takdirde yerine getireceğini söylüyor “seçim vaatlerinde” bulunuyor. Bir dönem bazı sol örgütlerin desteğini almayı başaran Ecevit rolüne erişmeyi amaçlayan Kemal Kılıçdaroğlu, öğrencileri kendi gençlik kolları örgütü gibi görmekte ve 68’den bu yana öğrenci gençlikte yaşanan değişmeyi görmezden gelmektedir.

Safları Sıklaştıralım

Özgürlükçü Gençlik olarak biz, Genç Sen bileşeni olarak sendikaya pragmatik ve dar grupçu bakış açısının karsında yer almaya devam edip Genç Sen ‘i öğrenci gençliğin çıkarlarını kurumsallaştıran ve süreçten geri adım atmayan zemine taşıma mücadelesi vermeye devam edeceğiz. Gün dalga dalga sokaklara akıp ne AKP’den ne de CHP’den medet ummadan “Eşit, parasız bilimsel anadilde eğitim” için fiili meşru mücadele hattını örme ve Özgür Demokratik Halk Üniversiteleri yaratma yolunda inatla, ısrarla mücadele etme günüdür.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*