ÖZYÖNETİM: Kentlerde Devleşen Özgür Yaşam Arzusu – Erkan Gökber

Share on Facebook106Tweet about this on Twitter

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış… 7 Haziran’ın ardından Erdoğan ne yaptı etti ve “milli irade” saydığı parlamentoyu askıya alıp, hileli bir seçimin yolunu açtı. Diğer yandaysa Kürt Halkı ve Özgürlük Hareketi üzerine şiddetli bir saldırı başlattı.

Kürtlerin buna cevabı özgürlük ve demokrasi hamlesini yükselterek geldi. Kobane ve seçim zaferlerinden bir adım daha ileri atıldı ve sayısı 16’yı bulan il ve ilçelerde ÖZYÖNETİM’e geçildi.

Kitlesel bir örgütlenme ve kendi kaderini eline alma seferberliği olan bu yönelim aynı zamanda özsavunmayla birlikte gelişti. Devletin imha ve inkar saldırlarına karşı “Kürt halkı ve özgürlük hareketi kendini devletin insafına bırakamaz” cevabı verildi.

Söz Yetki Karar Halk Meclislerine

Özyönetim hamlesi demokrasi ve özgürlük temelinde inşa oluyor. Halk meclislerinde Kürtler, seçimden seçime oy vermenin ötesinde söz, yetki, karar sahibi olarak örgütlenmeyi hedefliyor.

Bölgenin bu meşru, demokratik yönelimine engel olmak ve kanlı bir rövanş almak için başlatılan vahşi saldırılara karşı öz savunma pozisyonunu ise YDGH tutuyor. “Öfkeli Kürt gençliği” içinde örgütlenen YDGH, Özgürlük Hareketiyle sıkı ilişki içinde olduğunu ve Abdullah Öcalanı’ı önder saydığını ifade ediyor.

Özyönetim adımı, Kürt halkının kentlerde devleşen özgürlük ve demokratik yaşam arzusunun en geniş zeminde hayata geçirilmesi girişimi olarak şekilleniyor.

HDP’nin Tutumu

7 Haziran zaferi sonrası Erdoğan’ın provoksayonları ve yasa labirentleri içinde çevirilen türlü oyunlar ile askıya alınan parlamento HDP’nin zaferinin üstünü örttü. Bekleyiş pozisyonuna düşen HDP bu nedenle seçim dönemindeki hareketi de koruyamadı. Ve 7 Haziran sonrası süreçte aktif bir tutum gösterememiş oldu.

HDP’nin seçim programındaki “Demokratik özerklik ve yerel demokrasi” anlayışının bir ifadesi olmasına karşın özyönetim ilanlarına da “sessiz ve mesafeli” kalındı. “Halkların yönetime doğrudan katılmasını sağlamak için meclislerin, toplumsal ağlar, platformların kurulmasının önü açılacak. Vali dahil yerel yöneticilerin seçimle işbaşına gelmesi için gerekli düzenlemeler yapılacak” demesine rağmen özyönetim ilanları yeterince anlaşılmadı ve topluma da anlatılamadı. Bu yüzdedn özyönetim hamlesinin esas önemli olan özgürlük ve demokrasi yönü perdelenirken devletin salıdırısı sonucu oluşan yıkım ve katliam ön plana çıktı.

Bağzı Liberaller

Kitleden aldığı nefesi, kendi ruhu sanan Bağzı Liberaller de bu süreçte her hareketin ardında “aşırılık” gölgesi arar oldular ve karşılıksız çağrılarla “akıl vermeyi” kendilerine rol edindiler. Halkın özörgütlenme, direnme eğilimini anlamaktan yoksun olan bu kesim, panikleyip köşeye çekilirken saldırana meydanı boş bırakmaya eğilim gösteriyor.

“Büyük Bir Mücadele Gerekiyor”

Özyönetimin tereyağından kıl çeker gibi zahmetsiz ve bedelsiz inşa edilmeyeceği biliniyor. “Demokratik özerkliğin gerçekleşmesinin büyük bir mücadeleyle sağlanacağı” uyarısı yapılıyor. Herşeye rağmen halk durmuyor, geri adım atmıyor, meşru demokratik tutumunu geliştiriyor ve örgütlülüğü tabana yayıyor.

Batıdaki “Bizler” de Kürt yoksul ve emekçilerinin bu hamlesine yukarıdan bakmadan, uygun politikalarla dayanışmayı geliştirmeliyiz. Özyönetim ilanını, benzerini Gezi Direnişi’nde, Taksim Komünü’nde, park forumlarında yaşadığımız, bir devrimci demokratik deneyimin daha ileri bir örneği olarak görmeliyiz ve selamlamalıyız.

Share on Facebook106Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir