Palm yağı endüstrisi üzerine – Kıvanç SÖYLEMEZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

 

 

Palmiye bitkisinden elde edilen palm yağı hakkındaki tartışmalar son zamanlarda büyüdü. Avrupa Gıda Standartları Ajansı’nın bir araştırmasına göre palm yağı diğer bitkisel yağlardan daha tehlikeli ve kanserojenler içeriyor.  Yani palm yağı kanser riskini arttıran bir ürün.

İtalya’da bu araştırmadan dolayı bir süpermarketin palm yağı içeren 200 ürünü raflardan kaldırması ile birlikte palm yağı Türkiye’de de gündeme geldi. Bu yağ özellikle Nutella’nın önemli bir unsurudur. Bu ürünün Türkiye’de çokça tüketilmesi tartışmanın medyada oldukça fazla yer etmesine neden oldu.

Seçici hiddet, sistematik örtme

Ancak, palm yağı sadece Nutella’da değil, birçok üründe bulunur. Almanya’da yapılan bir teste göre sıradan bir marketin her iki ürününün birinde palm yağı bulunur. Sadece yemeklerde değil, deterjandan ruja kadar birçok üründe var. Palm yağının kıvamı tereyağına benzer, fakat tereyağından çok daha ucuz olduğundan tercih ediliyor.

Görüyoruz ki, mevzu zaten kapitalist üretimi. Şirketler, mallarını mümkün olan en ucuz yolla üretme derdindeler. Ürün kalitesi ya da insanların sağlığı onlar için çok önemli değil.

Bunun ötesinde, hazır gıda maddelerinde kanser yapan başka bileşenler de var. Ayrıca gıda sektörünün yanı sıra tarım da kapitalist koşullarda örgütlenmiş durumda. Çeşitli problemler bu yüzden doğmakta. Bunların sansasyonel haberlerini yapmak yerine, gıdanın durumunun ne derece vahim bir halde olduğunu ortaya koymak ve bunun nedenlerini tamamen ortaya çıkartmak gerekir.

Palm yağın üretimi ve yağmur ormanların talanı

Tüketici sağlığı bir yana, palm yağının üretiminin yarattığı ciddi ekolojik sorunlar var. Dünya çapında üretilen palm yağının yaklaşık %85’i iki ülkeden geliyor: Malezya ve Endonezya. Palm yağı üretimi için yağmur ormanlarını kesilip, yerlerine palmiye ağaçları yetiştiriliyor. Dünya iklimine can suyu olan yağmur ormanlarının bir yedeği olamaz. Bundan ormansızlaşma, toprak kirliliği ve biyoçeşitlilik kaybı gibi ekolojik sorunları doğuyor.

Ekolojik yanın ötesinde bir toplumsal yanı da var. Palmiye ağaçlarının yetiştirilmesi için o topraklarda yaşayan yerli halklar kovuluyor. Batıda ucuz yağ tüketilebilmesi için Asya’da yerli halkların yaşam hakkı ihlal ediliyor.

Başka bir üretim-tüketim düzenine doğru

Bunlardan çıkarmamız gereken şey, şu ya da bu ürünün boykotu değildir. Elbette, gerçekten insan ya da doğaya net bir şekilde zarar veren bir ürün varsa mevcut sistem içinde de o ürünün yasaklanması için çaba verilebilir.

Fakat palm yağının yarattığı ormansızlaşma, toprak kirliliği ve biyoçeşitlilik kaybının çok daha fazlasını endüstriyel hayvan sektörü yaratıyor. Sorun tek bir ürün değil, bütün mevcut gıda ve tarım sistemidir.

Öte yandan, “her şey üretim” diyenler de yanılıyor. Elbette, farklı bir şekilde üretmezsek, dünya er ya da geç (ki çok erken olabilir) tüm canlılar için yaşanacak bir yer olmaktan çıkacak. Kısacası üretimin ve tüketimin diyalektik bir şekilde birbirine bağlı olduğu yeni bir tüketim anlayışı geliştirmeliyiz.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir