Patriyarkanın olduğu yerde isyan etmek meşrudur: 8 Mart 2020 – Deniz Uslu

8 Mart 1857 yılından beri kadınlar; hakları, hayatları, eşit işe eşit ücret, kreş hakkı, güvenceli çalışma, kürtaj hakkı ve özgürlükleri için emeğine ve bedenine göz dikilmesine karşı çeşitli ülkelerde 8 Martlarda yan yana geldi.

Cinsiyetinden ötürü özgün ezilme biçimlerine tabi tutulan kadınlar, talepleri için bazı zamanlar küçük buluşmalarla bazı zamanlar binlerle mücadele yürüttüler..

2016 yılından beri mücadelenin ülke sınırlarını aştığı ve enternasyonal vurgunun tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz.

Bu yüzyılın tarihini kadınlar yazıyor

Kadınlar Ortadoğu’da, yürütülen emperyalist paylaşım savaşının, ırkçılığın ve patriyarkanın karşısında mücadele ediyor. Dünyanın gündemine kadın grevini ekliyor. Adeta dünyanın yarısının içinde oluşan öfkeyle Meksika’da isyan ateşini yakıyor. Kadın dayanışmasının önündeki duvarları yıkarak, sınırları aşarak feminist mücadeleyi yükseltiyor. Şili’de yapılan Las Tesis protest dans eylemi dünyaya yayılıyor.

Kadın hareketi bunlar ve benzeri örnekleri arkasına alarak 8 Mart 2020’ye geldi.

8 Mart’ta, kelimenin tam anlamıyla dünyanın dört bir yanında kadınlar sokaklara çıktı. Meksika, Şam, Rojava, Fransa, Norveç… Patriyarkal kapitalizme ve sistemin türevi kurumlara ve gidişata karşı kadınlar meydanlardaydı. Yalnızca Şili’de 1 milyonu aşkın kadın, 8 Mart eylemine katıldı. Bu yüzyılın tarihini kadınlar yazıyor cümlesinin yalnızca sloganik bir cümle olmadığını, dünya çapında kadın hareketinin öfkesinin ve kitleselliğinin geldiği müthiş boyutları görmek gerekiyor.

Önünde barikat, arkasında isyan var

Türkiye’de de kadınlar, tüm kadın düşmanı politikalara, ucuz, esnek, güvencesiz çalıştırılmaya, bedenin metalaştırılmasına erkek şiddetine, savaşa karşı çıkarak; kadın cinayetlerine karşı acil önlemler alınsın, 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi uygulansın, mültecilerin dayatılan insanlık dışı koşullar son bulsun gibi taleplerle, onlarca şehirde sokağa çıktı.

İşçi, işsiz, öğrenci, emekli, milletvekili, genç, yaşlı… Her dilden, her dinden, her ırktan kadın meydanlarda yan yanaydı.

Kadınların bu bir aradalığının karşısında kadın düşmanı söylem ve politikalarıyla kadınları aile içine hapsetmeye çalışan bir iktidar var.

Taksim dışında nereye giderseniz gidin diyen bir İçişleri Bakanı var. Metro girişlerini kapatan, sokaklara barikat kuran bir “güvenlik” sistemi var. Kadınları korkutmaya, yıldırmaya uğraşan çabalar var. Fakat bu çabaların ve “güvenlik önlemlerinin” İstanbul özelinde ve kitleler nezdinde bir anlamı ve önemi olmadığını, Taksim’in tarihsel öneminden vazgeçilmediğini İstanbul Feminist Gece

Yürüyüşünde gördük. Kadınların birbirine duyduğu güveni, iktidarın tüm manipülasyon ve korkutma çabalarına rağmen Taksim’i nasıl doldurduklarını gördük.

İstanbul’un kararlılığı ve direngenliği; İzmir, Adana, Amed, Şırnak, Ankara, Trabzon, Mersin’in coşkusu, doğudan batıya kuzeyden güneye esen öfke, dayanışma ve mücadele ruhu, tüm bunlarla birlikte dünya çapındaki kadın dinamizmi 8 Mart 2020’yi hafızalarımıza kazıdı. Enternasyonalleşen kadın hareketi tarihsel eşiklerinde geziyor ve kadın düşmanlığının çarpacağı duvarları sertleştiriyor. Dünyayı tarihsel, siyasal analizlerde kadın hareketine bakış ve kavrayış önemli bir yerde duruyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*