Pembe vagonun cinselliği – Buket KARAÇAYLI

Share on Facebook19Tweet about this on Twitter

Kadınlar, tarihin çok eski dönemlerinden bugüne değin ataerkil sistem tarafından şekillenmiş ve cinsiyetçilikle harmanlanmış bir “kürenin” içerisinde yaşamaya itilmişlerdir. Kadınların aile içine hapsedilmesiyle başlayan bu tutsaklık yolculuğu, bugün de kadınların pembe vagonlara, taksilere, toplu taşıma araçlarına hapsedilmesiyle devam ediyor.

Pembe vagon ve türevi uygulamalar, (pembe taksi, pembe otobüs, pembe koltuk…) “kadınları kamusal alanlardan dışlarsak, tacize uğramazlar” gibi erkek merkezli, toplumsal cinsiyet algısının ürettiği çözümlerdir. Bu tür uygulamalarla, kadınlara karşı işlenen cinsel şiddet suçlarının nedenlerini inceleme ve değiştirme gereği ortadan kalkıyor. Tacizle mücadele etmek gibi derdi olmayan bu uygulamalar, “pembe vagon dışında vagonlara binen kadınların ‘rızası’ vardır” mesajını veriyor.

Toplumsal bir sorun: şiddetle “ehlileştirme”

Cinsel şiddet, sokakta başlayan sözlü “sarkıntılıklardan”, toplu taşımalardaki tacize, ev içindeki dayağa, enseste ve tecavüze uzanan ve süreklilik gösteren bir dizi olayı kapsar. Cinsel şiddet biçimlerinin hepsi temelde toplumsal bir soruna işaret ediyor ve “şiddet aracılığıyla kadınları denetim altında tutan bir sisteme” hizmet ediyor.

Pembe vagon uygulaması ise cinsel şiddeti toplumsal bir sorun olarak görmeyip tek tek bireylerin yaşadığı ve bireye özgü bir dizi sorun olarak ele alıyor. Cinsel şiddet içeren davranışların birkaç “hasta” erkekle sınırlı olduğu varsayılıyor ve kadınların “kendi sorunlarına” bu “bir avuç akıl hastasından” uzak durarak çözüm getirebileceklerine inanılıyor.

Aynı zamanda bu uygulama, erkekleri tacizle “kendi sorunları” olarak yüzleşme sorumluluğundan da kurtarmaktadır. Mesele “birkaç” erkeğin zaafından ibaretse ya da asıl suçlular kadınların kendisiyse o zaman erkekler neden bu meseleyle ilgilensin ki?

İhtiyacımız olan feminist bakış açısı

Bu uygulamanın, tacizi, tecavüzü yok edici etkiye sahip olmadığı; aksine şiddeti her gün yeniden üreteceği çok açıktır. Söz konusu uygulama, tacizin, tecavüzün yaygınlaşarak devam etmesinin yolunu açacaktır.

Asıl çözüm; tacizin, tecavüzün engellenmesi ve sonlanması için politikalar üretmek olmalıdır. Bunun için atılması gereken en acil adım, feminist bir bakış açısıyla şiddet suçlarının kökeninde nelerin yattığına çok yönlü bir açıklama getirerek yeni yaklaşımlar üretmektir. Bu suçlara neyin yol açtığını saptamak önemlidir, çünkü saldırıları önlemeye yönelik stratejiler ancak bu yolla saptanabilir.

Pembe vagon değil, mor atmosfer

Rengi pembe olan her uygulama, özünde kadınların kendini özne olarak ortaya koymasından vazgeçmesi ve kamusal alanları kendi istekleriyle terk etmesi için yapılan sinsi uygulamalardır.

Ancak bizler bırakın kamusal alanları pembe vagonlara binerek terk etmeyi, bütün atmosferi mora boyayacağımız yeni bir dünyanın sınırlarını zorluyoruz. Bu yeni dünyada cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa ve şiddete yer yok.

Bu yüzden tacize ve şiddete uğrayanlar değil; taciz etmekte, şiddet uygulamakta, egemen olmakta ısrar edenler, o pembe vagonlara, taksilere, otobüslere binerek bu yeni dünyayı terk etmek zorunda kalacaklar.

Share on Facebook19Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir