Rakka’nın düşüşü yeni olasılıkları doğuruyor – Hasan FERAMUZ

Share on Facebook26Tweet about this on Twitter

IŞİD’in başkenti Rakka’nın özgürleştirilmesi amacıyla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) öncülüğünde 6 Kasım 2016’da başlatılan Fırat’ın Gazabı Operasyonu son noktasına ulaştı. 6 Haziran’da bu yana ise SDG Rakka’da kent savaşı veriyor.

“Kürtler” neden Rakka’da?

Tel Abyad’ın alınarak Kobane ile Cezire kantonlarının birleştirilmesinden sonra YPG hedefini Rakka’ya çevirmişti. Çünkü bu bölgeye yapılan saldırılar Rakka merkezliydi ve Rakka alınmadığı sürece kantonların güvende olamayacağını ifade etmişti.

Bu yüzden Rakka’nın özgürleştirilmesiyle ilk olarak Rojava’nın güvenliğini tesis edilmesi hedefleniyor.

Öte yandan “muhaliflerin” sayısının giderek azalması ve cihatçıların sahada giderek güç kazanmasından dolayı PYD/YPG Baas rejimi karşısında en önemli alternatif güç oldu.

Uyguladığı demokratik özerklik sistemiyle (halk meclisleri, komünler gibi) de, on yıllardır Suriye halklarını özgürlük hasreti içinde yaşatan  Baas rejimine karşı sadece askeri güç olarak değil, başka bir yaşam pratiğiyle de alternatif olmuş durumda. Bundan dolayı da Rakka’da olmak bu alternatifin Suriye çapında yayılması açısından önem taşıyor.

Rakka rejim için neden önemli?

Nitekim bu alternatif ihtimali otoriter-despotik rejimini cihatçı teröristlere verdiği savaşla meşrulaştırmaya çalışan Baas rejimini ürkütmekte. “SDG IŞİD’le Palmira’ya saldırması konusunda anlaştı” açıklamaları ile Tabka’nın güneyinde Suriye uçağının SDG güçlerine yönelmesi de bunun bir tezahürü.

SDG’nin IŞİD’le Palmira’ya saldırması şartıyla anlaşıp Rakka’nın güneyini açık bıraktığı ithamına karşılık yapılan şey -Suriye’deki savaşta sıkça kullanılan- militanların kaçması için koridor açma taktiğinden başkası değildi. Zaten, IŞİD’in Rakka’yı savunması için özel kuvvetlerini göndermesi ve buna karşılık SDG’nin yaptığı askeri hamleyle koridoru kapatıp kuşatmayı tamamlamasıyla bu itham boşa düşmüş durumda.

Tabka’daki saldırıyla Rakka’ya güneyden girmeyi test eden Baas güçleri, uçaklarının düşürülmesinden sonra “şimdilik” yönlerini Deyrezzor’a çevirmiş durumdalar. Fakat SDG’nin Rakka gibi tarihi Arap kentini kontrol etmesi, rejime alternatif olma gücünü arttıracağından dolayı Baas’ın Rakka üzerindeki ilgisi devam edecektir.

Rakka ABD operasyonu mu?

Operasyona verilen ABD desteği, SDG’nin ABD çıkarları doğrultusunda hareket eden bir piyon olarak itham edilmesine yol açmakta. Afrin’deki Rus üssünü ve askerlerini unutarak yapılan bu itham ise, hem  ABD hem de SDG tarafından sıklıkla yapılan “ortaklığın geçici ve taktiksel” olduğu açıklamalarıyla anlamsızlaşmış oldu.

Fırat’ın Gazabı operasyonuna yaklaşık 2500 militanla katılan El-Sanadid güçlerini (nüfusu 12 milyona varan Arap Şammar aşiretine dayanıyor),  Türkmenlerden oluşan Selçuklular Tugayı ve Hammam Türkmen Şehitler Tugayını barındıran SDG’nin teklif edip fiilen de inşa ettiği alternatif sistem, ABD’nin pek kabul edebileceği bir sistem değil.

Sonuç olarak Rakka’nın özgürleştirilmesi hem Kürt halkının Ortadoğu’ya yön veren bölgesel güç olma niteliğini pekiştiriyor hem de SDG’nin gittikçe daha çok Türkmen ve Arap gücünü safına çekmesi bir ürünü olarak, Suriye’de üçüncü yolun daha da güçlenmesini sağlıyor.

Share on Facebook26Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir