Referandumun tarihi belli, sıra gerçekleşmesinde – Hasan FERAMUZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yıllardır sözü edilen, son aylarda ise daha fazla dile getirilen Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık referandumunun artık bir tarihi var: 25 Eylül. Referandum konusunda ortaklaşan parti ve gruplar 25 Eylül tarihi üzerinde uzlaşmakla birlikte, 6 Kasım’da da Irak Kürdistanı Bölge Başkanlığı ile Parlamentosu seçimlerinin yapılmasına karar verdiler. Ve geri sayım başladı.

İçerideki birlik kırılgan

Referandumun yapılması konusunda uzlaşma sağlanmış olsa da tam bir birlik sağlanmadı. Daha önce referanduma onay veren Gorani Hareketi ile Komeleyi İslami (İslami Topluluk) tarihin belirlendiği toplantıya katılmayarak şerhlerini düştüler.

Gorani Hareketi, Barzani’yi ve partisi KDP’yi ulusal çıkarları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmakla suçluyor. Parlamentonun çalışmadığı, üyelerinin Erbil’e alınmadığı dolayısıyla iç birliğin sağlanamadığı bir ortamda bağımsızlık referandumunun gerçekleştirilmemesi taraftarı olan Goran Hareketi, bu eleştirilerle birlikte referandum karşıtı bir tutum da almış değil.

Parlamentoda Gorani ile birlikte grup oluşturan ve referandum için mutabakat oluşturan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB-kurucusu Talabani) ise bu süreçte toplantıya katılarak tem desteğini sürdürmekte. KYB kendisinden ayrılan Gorani’ye kaybettiği oyları toparlamayı ve Kerkük’teki iktidarını (Kerkük Valisi KYB’li) geliştirmeyi gözüne kestirmiş durumda.

Kürt Özgürlük Hareketi ise referandumun Kürt halkının hakkı olduğunu vurgulamakla birlikte Ulusal Kongre’nin yapılarak iç birliğin sağlanmasının öncelikli olduğunu vurguluyor. Ayrıca Barzani’nin referandumla kendilerini gözden düşürüp inisiyatifi alarak, başta Rojava olmak üzere diğer bölgelerdeki kazanımları kendi hesabına geçirmeyi amaçladığını belirtiyor.

“Dışarısı” kendi hesabını yapıyor

Referanduma yönelik dış tepkiler ise farklılık gösteriyor.

ABD ve Rusya referandumun Kürt halkının hakkı olduğunu fakat Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını belirterek duruma “temkinli” yaklaşırken, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ülkesinin referandumu onaylamadığını ifade etti. Birleşmiş Milletler ise referanduma gözlemci göndermeyeceğini açıkladı.

ABD ve Rusya bölge güçleri arasında denge tutturmaya çalışırken, Almanya’nın bölgeye (İncirlik’in boşaltılması ve Ürdün’e geçişin konuşulmasıyla birlikte) “hızlı” ve kalıcı bir giriş yapmayı hedeflediği görülüyor.

Öte yandan İsrail ve Suudi Arabistan ise önceden de açıkladıkları gibi bağımsız bir Kürdistan’dan yanalar. Katar kriziyle birlikte bölgedeki hegemonyasını gerçekleştirmeye çalışan Suudiler, Barzani’yi yanına çekerek hem Katar’ın yanında olan Türkiye’ye hem de bölgesel rakibi İran’a karşı inisiyatif ve alan kazanmayı amaçlıyor.

Suudilere yakın ve onlarla “maddi” ilişkilere sahip olan Barzani de İran ve Türkiye’nin karşı tutumunu Suudilerin desteğiyle dengelemeye çalışıyor.

“Çıkar”lardan öte Kürt halkı belirleyici

Bağımsızlık konusu hiçbir Kürt gücünün yekten karşı çıkabileceği bir konu değil. Dolayısıyla Kürt güçleri referanduma karşı çıkmamakla birlikte bu “ulvi” konu etrafında kendilerini var etme çabasını güdüyorlar. Bunun yanı sıra referandumla birlikte Kerkük’ün Kürdistan’a katılmasını resmen gerçekleştirme de Kürt güçlerinin ortaklaştığı bir başlık.

Sonuç olarak hem iç güçlerin hem de dış güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda bu “ulvi” konuya yaklaştıkları görülüyor. Bu yüzden 25 Eylül’e kadar olan “uzun” sürede çıkarların “ağırlığı” referandumun gerçekleşmesinde önemli rol oynayacak. Tabi ondan daha da önemlisi Kürt halkının göstereceği mücadele belirleyici olacak.

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir