Reina Saldırısı “Frankenstein”ların dönüşünü simgeliyor – Hasan FERAMUZ

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

IŞİD, kanlı Reina saldırısı ile savaşı Türkiye’de sürekli hale getireceğinin ilk işaretini vermiş oldu. Uzun zamandır “özel” olarak seçilmiş hedeflere “belirli” aralıklarla saldıran IŞİD, yine “özel” bir hedefe, fakat Türkiye’deki sempatizanlarına işaret fişeği olacak bir eylemle bu işareti vermesi bir tesadüf değil.

IŞİD Türkiye’ye yöneliyor

“İslam Devleti”ni ilan ettiğinden bu yana Müslümanları topraklarına çağıran IŞİD, bu doğrultuda 5 Haziran Diyarbakır, 20 Temmuz Suruç, 10 Ekim Ankara katliamlarıyla Kürt halkına, Alevilere ve devrimcilere yapılan saldırılarla “gücünü” ortaya koyarak “müminlerin” hayal ettikleri hilafeti kendisinin uygulayabileceğini göstermeye çalıştı.

Fakat Kobane direnişiyle IŞİD’in geriletilmeye başlanması, sonrasında hem Suriye’de hem de Irak’ta toprak kayıpları, şimdi ise Musul ve Rakka operasyonlarıyla yolun sonu gözükmeye başladı. Bu durum IŞİD’in belli bir alana sıkışmasıyla birlikte, sıkışmayı aşmak için yeni bölgelere yöneleceğini de gösteriyor. Buna uygun olarak “yeni” bölgeler için ideal adayların ilk sırasında Türkiye geliyor. Son üç yıl içinde IŞİD’in kontrol ettiği bölgelere Türkiye’den gidip gelen insan sayısının toplamda 10 bine[1] yaklaştığı ve 1800’e yakın kişinin[2] de Suriye’de savaş eğitimi almış olduğu göz önünde tutulduğunda IŞİD’in Türkiye’yi neden ilk sıraya aldığı görülebilir.

Bununla birlikte IŞİD’in Türkiye’de tutunabilmesi için bu güçlerin yanı sıra toplumsal bir tabana ve etkililiğe sahip olması gerekiyor. Bu yüzden Reina saldırısı oldukça önem taşıyor. IŞİD bu saldırıyla toplumsal tabanına moral vermekle birlikte, Türkiye’deki İslamcı kitleleri yanına çekmeyi hedefliyor.

Frankensteinların Dönüşü

Reina saldırısı sonrası gösterilen kimi “oh olsun”cu tepkiler IŞİD’in hedefinin boşuna olmadığının göstergesi. Bunda yeni yılın gelişini eğlenerek kutlamak isteyenleri, “Noel” ile Yılbaşı’nı birleştirerek nefret söylemleriyle düşman gösteren Diyanet’ten Alperen Ocakları’na kadar uzanan aparatların payı oldukça büyük. Öte yandan neoliberal düzeninin uygulayıcısı AKP hükümetleri, hem iktidarını korumak hem de yoksul Müslümanlar üzerindeki ideolojik meşruiyetini sağlamak için eğip bükmekten imtina etmediği garabet “İslam” anlayışı da bu tip “Frankenstein”ların yetişmesine zemin hazırlıyor.

Karlov suikastını gerçekleştiren polisin El-Nusra üyesi çıkması da sadece IŞİD’in değil, Suriye’de palazlanan diğer cihatçı çetelerin de bu zemine yöneldiğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla Suriye’de ve Irak’ta giderek sıkışan ve kaybeden cihatçı çetelerin sadece kayıplarını telafi etmek için değil kendi varlıklarını, güçlerini ortaya koyacak eylemleri için de Türkiye’ye yöneleceği görülüyor. Bu yüzden Reina saldırısı, “Frankenstein”ların giderek kendi gündemlerini ve isteklerini gerçekleştirmeye çalışmak için yaratıcıları olan Dr. Victor Frankenstein’ın kontrolünden çıkabileceklerini gösteriyor.

 

[1] http://www.hurriyet.com.tr/turkiye-den-cihada-10-bin-kisi-gitti-29383934

[2] http://www.superhaber.tv/dunya/rakamlarla-isidin-turkiyede-tuyler-urperten-varligi/haber-10824

Share on Facebook0Tweet about this on Twitter

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir