Rüzgârın ta kendisi! – Deniz Uslu

Enternasyonal kelimesinin kadın özgürlük mücadelesi ile bütünleştiği zamanlardan geçiyoruz. Dünyaya “kuş bakışı” bakıldığında dahi anlaşılan, irili ufaklı fakat iriliğin daha da büyüdüğü zamanlar.

İzlanda’da “eşit işe eşit ücret” talebiyle yürütülen kadın grevleri; dünya genelinde bir domino etkisi yaratarak, birçok ülkede farklı taleplerle kendine yer bulmuştu. Farklı ülkelerdeki kadınların birbirine ses verdiği kadın grevleri; kürtaj yasağına, kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze karşı, eşit işe eşit ücret için gerçekleşmişti.

Tüm dünya kadınları ayakta

İsviçre’de 14 Haziran 1991 yılında ülke çapında ilk kadın grevi gerçekleşmişti. 28 yıl sonra kadınlar benzer taleplerle yine aynı tarihte grevdeydi. İsviçre’den de dünya kadınlarına grev tartışması bir yelpaze gibi açıldı.

Dünyadaki tüm kadınlar; patriyarkanın ve kapitalizmin gerçekleştirdiği sömürü biçimlerinin yarattığı ortak ezilme biçimlerine karşı bir araya gelerek, enternasyonal bir kadın mücadelesinin önünü açıyorlar.

Öyle ki 25 Kasım’larda, kadına yönelik şiddetle mücadelede Dominik’teki ‘kelebeklerin’ kanat çırpışının Türkiye’ye esen rüzgârından bahsederdik. Şimdi ise Rojava’da, Şili’de, Arjantin’de, İsviçre’de kadınlar rüzgârın ta kendisini oluşturuyor.

Şili’de Pinochet darbesi sürecinde binlerce kadına işkence yapılan, tecavüz edilen Ulusal Stadyum Meydanı’nda, kadınlar bedenleriyle ve sözleriyle o darbe sürecine de erkek egemenliğine de okkalı bir tokat attılar. Yıllarca kadınlara parmak sallayan zihniyete karşı duruşlarıyla “Tecavüzcü Sensin!” sözünü ok gibi fırlattılar. Günlerce süren halk direnişinde barikatları da meydanları da doldurdular.

Şili’deki kadınların attığı o tokadın sesi ve yankısı, #LasTesis ile cisimleşerek dünyaya yayıldı. Polonya’da, İran’da, Sudan’da, Almanya’da, Türkiye’de kadınlar erkek devlet mekanizmalarına karşı hem kendi özgürlük bayraklarını yükselttiler hem de enternasyonal dalgaya kuvvet oldular.

Fırtınaya doğru

Dans etmek kendi başına bile kadınlar için politik bir eylem niteliği taşırken, kuzeyden güneye doğudan batıya on binlerce kadın meydanları doldurarak dansı adeta politik silah haline getirdiler. Las Tesis, Şili’den dünyaya özgürlük mücadelesi ile yoğrulan bir zincir şeklinde uzandı.

Yalnızca dans da değil. Daniela’yı hissetti herkes. Hindistan’da greve çıkan kadınları konuştu Hindistan’ı hiç bilmeyen insanlar. Meksika’daki kadınla benzer sorunlar yaşadığını gördü Irak’taki kadın.

Böylece kadınlar; tacizi, tecavüzü, kadın cinayetlerini, erkek devlet kurumları, iş yerinde kadınların ikincilleştirilmesini, ücret ve sosyal güvence ayrımcılığını, kısacası kadınların hayatını cendere içine alan bütün bir patriyarkal kapitalist sistemi ifşa ettiler.

Dünyanın dört bir yerinde kadınlar erkek devlet şiddetine karşı özgürlükleri için sokaklara dökülürken birbirlerine de dokundular. Fiziki olarak yan yana olunmasa da mücadelenin birleştiriciliğini gördüler kıtaların ardından. Şu an enternasyonal bir kadın örgütü olmasa da kadın mücadelesi enternasyonalleşiyor. Enternasyonallik mora boyanıyor. Kadın mücadelesi rüzgârla esmiyor, kadınlar rüzgârı oluşturuyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*