Sabır taşı çatladı çatlayacak – Hatice Göz

“Açlıktan bahsediyorsun

Demek bütün binaları yakan sensin

İstanbul’dakileri sen

Ankara’dakileri sen”

Orhan Veli Kanık

İktidar, umutsuzluk, çıkışsızlık motorunu döndürmeye devam ediyor. Karanlığı, toplumun etrafına bir duvar gibi örüyor; açlığı, uzun yaşamın sırrı, yoksulluğu kader olarak sunuyor.

Var kalabilmek ve kurmak istediği rejimi inşa etmek uğruna yarattığı, kendisi için acil ve zorunlu hamleleri attıkça; öbür yandan halkın gerçek gündeminin üzerini kapatıp, perdeliyor. Siyasetlerinde her zaman geçer akçe olan “milli” söylemini yükseltip duruyorlar.

Millilik gürültüsü

2020 yılına “milli” bir giriş yaptık. Bir taraftan milli otomobil öbür taraftan Libya’ya tezkere… Bir de alelacele ilan edilip yapımına başlanmak istenen Kanal İstanbul…

İktidar, somut hamlelerle yürüyüşünü sürdürüyor gibi görünüyor. Ama bu gidiş o kadar pürüzsüz, sorunsuz olmuyor; yıkılmaya yüz tutan, çürüyen iktidarın varlığında açılan küçük delikler büyüyüp geniş yarıklara yol açıyor, yürüyüşünü engelleyen duruşlar güç kazanıyor, her bir hamle yeni olasılıklara kapı aralıyor.

Zıt gidişlerin, çelişkili durumların, güç aşınmalarının ve iç çekişmelerin aynı anda yaşandığı; karmaşık bir dönemdeyiz. Dönemi bu karmaşıklığıyla ele almamız gerekiyor.

Bir tarafta, ekonomik krizi bütün yıkıcılığıyla yaşayan, hisseden halk; öbür tarafta bu gerçek gündemi, “millilik gürültüsü” ile kapatmaya çalışıp; dini değerlerle sıvayan bir iktidar.

Öfke, bilinç, cesaret

Bu kadar gergin bir yapının aldığı her darbe, derin çatlaklara neden oluyor. Tam bir çıkar şebekesi şeklinde çalışan iktidardakilerin; ufacık bir pürüzü kaldırabilecek bir esneme kapasiteleri dahi kalmadı. Her hamlede daha yüksek bir gerilime ihtiyaç duyuyorlar. Şiddeti arttırmak, zorba yöntemlere başvurmaktan başka yolları yok çünkü.

Faşizmin el yükseltmeye çalıştığı şu günlerde; iktidar, bütün bir halkı ve muhalefeti buyruğu altına alma derdinde. Becerebildiği ölçüde işleri kolaylaşacak.

Ama halkın da bir dayanma, katlanma, sabretme kapasitesi var!

Atılan her hamle de halk da yeni bir boyut ve kapasite kazanıyor; bilinçler yeniden şekilleniyor, gerçeklerin üzerindeki sis perdesi aralanıyor; kitleler, attıkları ufacık bir karşı adımdan, müthiş

tecrübelerle çıkıyor ve ilerledikçe güç, cesaret kazanıyorlar. Sabır taşının çatlama sesleri, tenceresi kaynamayan mutfaklardan, ekmek alamayan ellerden faturayı ödeyemeyen cüzdanlardan geliyor.

Yolu, yürüyüş öğretiyor

Bunca yoksulluk ve baskının içerisinde yaşamaya çalışan halk bir yandan da çürümeye, faşist yöntemlere ve baskıya direniyor. Kitleler, elinden geleni yapıyor.

Bunun örneklerini çokça gördük, görmeye devam ediyoruz. Direnenlerin ateşi, egemenlerin küllerinin altında kor halinde yanmaya devam ediyor. Bunlar bize, zincirlerin kırılabileceğini yeniden hatırlatıyor.

Kadınların Las Tesis eylemlerinde gösterdikleri cesaretten Kanal İstanbul’a karşı, yağmura çamura rağmen ıslak imza için uzun kuyruklar oluşturan on binlerin dirayetinden görülüyor halkın çürümeye, baskıya karşı tavrı. Kitlelerin sabrı taşıyor, yaşamlarımızı silme karanlığa boğan iktidarın karşısında; el pençe divan duran değil, direnen, işaret eden, kendisine gösterilen köşeyi kabul etmeyen kitleler yeşeriyor.

Leave a comment

Your email address will not be published.


*