Safını seç – Serkan Nar

Dünyada hegemonya krizi derinleşirken, çok kutupluluğa özgü yeni rejimler“popülizm” kavramı altında maskeleniyor.

Türkiye’de de siyasal süreç buralardan azade değil. Erdoğanizmin kendine özgü yönleri olsa da dönemin temel karakterini taşıyor.

Türkiye’de oluşan yeni rejimin özeliği, krizler sarmalı içerisinde yol alıyor olması.

Ancak bu kriz sarmalı içerisinde, başat hal alan ekonomik kriz, rejimin temel niteliğini belirlemesi açısından önemli.

3.Havalanı işçi eylemleri gerekçe gösterilerek, beş yüzden fazla işçinin gözaltına alınıp, otuzdan fazla işçinintutuklanmaları ve işkence görmeleri,nasıl bir rejmin inşasına soyulduğunu çıplak şekilde gösteriyor.

Yaşanan krizin kaynağı farklı iktisat ekolleri üzerinden tartışılmakta. Ancak ekonomik krizin dolayısıyla ekonomi politiğin sınıfsal bağını kuramadığımız oranda, yapılan tüm analizler havada kalacaktır.

Krizler, sınıf mücadelesinin boyutları itibariyle ekonomi politiği belirler.

Solun önemli yanılgılarından biri, krizin sınıf mücadelesinden azade bir sonuç doğuracağı beklentisidir. Ekonomik kriz, sınıf savaşımının en uç noktasıydı ve bu dönemlerde sınıf savaşı tüm çıplaklığıyla sergilenir.

Savaşımın hangi safında olduğuna bağlı olarak hikâye şekillenir.

Krizin maliyeti

Hepimiz biliyoruz, ekonomik krizin maliyeti emekçilerin sırtına yüklenecek.

Konkordato ilan eden ve şirket iflaslarının telafisi için ya da bu şirketlerin borçlarının satın alınması için kullanılabileceği düşünülen fonların önemli bir kısmı, kıdem ve işsizlik fonundan oluşacak. İş Bankası hisse devrini bu çerçevede okumakta fayda var.

İşsizliğin artması, taşeronlaştırma ve güvencesizleştirme saldırısını büyütecek, daha baskıcı bir emek rejiminin kurulması hedeflenecek.

İş yeri iflasları üzerinde yaşanılacak toplu işçi çıkarmaları ve derinleşecek yoksullaşmaya karşı daha yüksek ve artan oranlı kurumlar vergisi, veraset vergisi ve toplumun en zengin kesimlerine salınacak servet vergisini gündeme taşımak gerekiyor.

Emekçilerin gelirlerinden ve yaşam şartlarını etkileyen kamusal ve sosyal hizmetlerden yapılması düşünülecek her türlü kesinti ve tasarruf önlemini reddetmek; bunun yerine parasız eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hakkını savunmak önemli.

İşsizlik sigortası ve kıdem tazminatı fonunun amacı dışında kullanılması önlenmeli. Krizin maliyetinin çalışanların sırtına yüklenmesi önlenmeli.

Nasıl yapmalı

Tekil, lokal ölçekte ve birbiriyle irtibatsız bir şekilde gerçekleştirilen direniş ve mücadeleler, önemlidir ancak bu mücadelelerin daha zengin deneyimler yaratacak şekilde süreklileşmesi, aralarındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve temsil kabiliyetlerini yükseltecek yapıların oluşturulması için çaba sarf etmek gerekiyor.

Bu durum karşısında bizlere düşen görev, eylem kapasitesini yükseltecek direniş ve mücadeleleri birleştirecek zeminlerin kurulması ve sınıfın birliğini gözeten ve kuran taleplerin açığa çıkması ve yaygınlaştırılması için inisiyatif almak olmalı.

Sınıf mücadeleleri tarihinin, bu alanda yarattığı birikimleri hatırlamak ve değerlendirmek gerek.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir